Deniz Yıldırım

Yerliler

05 Mayıs 2021 Çarşamba

Ekonomi, sen nelere kadirsin!

Kapatma tedbirleri açıklandıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un bir demecini okumuştum, şöyle diyordu: “Kısıtlamalar hiçbir zaman Türkiye’yi ziyaret eden turistleri kapsamıyor. Onlar istedikleri gibi pasaportlarıyla sokaklarda dolaşabiliyor, otellerinden çıkabiliyorlar. En çok ziyaretçi alan önemli müze ve ören yerlerimiz açık oluyor, hem açıklar hem de çok daha rahat oluyor. Artı bir bakıma turist olmak avantajlı oluyor Türkiye’de.”

Gerçekten de öyle. Yabancı turistlere uygulanmayan kurallar, yerli vatandaşa uygulanıyor. Bu gecikmiş tedbirler de yazın turist gelsin diye. Halk sağlığı? Mayıs ortasından itibaren bazı ülkelerin vatandaşlarından test de istenmeyecekmiş. Harika haber! İktidarın “yerlilik-yabancılık” söylemi üzerinden kurmaya çalıştığı zıtlığın bamteli ekonomi. Konu ekonomi olunca yerli oluyor yabancı, yabancı oluyor yerli. Temelsiz söylemin altını maddi dünyanın gerçekleri boşaltıyor böylece.

Bu arada, Avrupa’nın Akdenizli ülkelerinde de yoğun seferberlik var. BBC Türkçe’de okudum. İtalya’da, Napoli açıklarındaki Procida Adası’nda yaşayan 18 yaş üstü nüfusun yüzde 92’sine aşı yapılmış. Neruda’nın sürgün günlerini anlatan Il Postino (Postacı) filminden hatırlayacaksınız bu adayı. Amaç ne? “Covid’siz ada” yaratmak, böylece rahatlıkla turist çekmek.

Aşılamanın bu hızla yapılması elbette güzel; yapılabilir olduğunu gösteriyor. İyi hoş da turist çekmek için, yani para için yapılıyor. Halk sağlığı için değil. Ülkelerin kendi vatandaşları yerine başka ülkelerden gelecek turistlere göre kapatma tedbiri almasında, aşılamada öncelikli yöreleri, grupları buna göre kurgulamasında belirleyici ölçü insan yaşamı değil; para. Sonra da “millilik” vurgusu üzerinden siyaset, her yerde böyle. Kapitalizmde millilik de bu kadar oluyor.

Bir de biliyorsunuz, yeni sistemde ikilikler kalkacaktı. İki başlı yürütme olmayacaktı. İşsizlik ve enflasyon oranları da iki haneden tek haneye indirilecekti. “Tek”, “tek”, “tek” vurgusuyla gelinen yer, yerliyle yabancıyı ayıran, yerli karşısında yabancıyı kayıran ikili kuralların, bir de çift maaşlı bürokratların sayıca artışı oldu. Anayasa-genelge ikiliği de geldi. Doğamıza, aşımıza göz koyan firmalarla halk arasındaki ikiliği de hesaba katalım. Üstüne de ceplerimizi yakan çift haneli enflasyonun ve intiharlara sürükleyen çift haneli işsizliğin pekişmesini koyalım. Yeni sistem “teklik” yaratacaktı, “çiftlik” yarattı. İşin özeti bu.

HIZLI VE KEYFİ KARARLARIN SONUÇLARI

Bu, işin bir yanı. Bir de alınan kararların sabahtan akşama değiştirilmesi, keyfe göre dayatmalarla büyük balıkların küçük balıkları yuttuğu düzende yurttaşın bu kötü ekonomik tabloda işsizlikle, pahalılıkla, geçim derdiyle baş başa bırakılması var. Keyfi yönetim, sistemin alameti farikası. Halkımızın bir kısmı yaşayarak, acı bir deneyimle öğreniyor ne yazık ki. İktidar kadroları meydanlarda bas bas bağırarak şöyle savunmuştu yeni sistemi: “Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kararlar hızlı alınacak, sorunlar çabuk çözülecek.”

Dedikleri çıktı, haklarını yemeyelim. Zamanı iyi kullanıyorlar. Gece yarısı alınan ya da açıklanan kararlarla ülkenin gündüzünü karartıyorlar. Kararlar hızlı da alınıyor gerçekten. Fakat mesele şu: Bir gün açıkladıkları, diğer gün değişiyor. “Aşı gelecek” diyorlar, sonra “aşı yok” diyorlar. Aynı kişinin iki farklı zamanda açıkladığı başka; iki farklı kişinin aynı zamanda açıkladığı başka. Bunca yetki ve bunca dağınıklık, yönetememe görüntüsü. Yeni sistem istikrar da getirecekti, öyle değil mi?

Demek ki kararları hızlı alabilmek değilmiş tek mesele, demek ki mesele “verin yetkiyi” meselesi değilmiş; asıl konu o kararların halkın çıkarına, bilimin uyarılarına göre alınabilmesiymiş. Programmış. Hızlı kararlar, plansız işler, ayrıcalıklı dar grupların çıkarlarına göre işleyen köhne düzen yüzünden, yaşadığımız her yeni gün önceki günü aratıyor. Muhalefet partileri de “rakip koşsun, koşsun, iyice yorulsun” mantığıyla orta sahada top çeviriyor. Olansa çıkışsız, nefessiz kalan halka, kötü yönetilen bu güzel ülkeye oluyor.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Cumhuriyet’e veda 4 Haziran 2022

Günün Köşe Yazıları