Cambaza bak...

15 Şubat 2021 Pazartesi

Çocukluğumun geçtiği taşra kentlerinde “Cambazlar geldi” sözleri çınladığı zaman biz çocuklar heyecanla koşardık.

Rıfat Telgezer ve kumpanyası yaşadığımız yer için büyük bir değişiklikti. İki uzun direk arasına gerilmiş telin üzerine çıkan “cambaz Rıfat Telgezer” elindeki uzun denge sırığıyla teli boydan boya geçerken herkes soluğunu tutardı.

Seyirciler soluk bile almadan bu cesur hüneri izlerken yankesiciler de boş durmaz, ceplerdeki cüzdanları sessizce çalarlardı.

Cambaza bak” sözü o günlerden kalma bir “oyalayıp dikkati dağıtma”yı simgeler.

Bu olayı aklıma getiren de son günlerin “Uzaya gidiyoruz” sözleri oldu.

Uzaya bir uydu göndererek uzaylılar arasına katılma öyküsü, ülkenin içine sürüklendiği sorunlar yumağının içinde tam da bir “cambaza bak” şaşırtmacası gibiydi.

Ülkeyi bu sorunlara sürükleyen siyasal iktidar, şimdi de ortaya başka konular atarak dikkatleri dağıtma peşine düşmüştü.

İktidarın yarattığı sorunlar da tam bir arapsaçıydı.

BOĞAZİÇİ’NDE BOĞULMAK 

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlar tam bir insan hakları trajedisine dönüşmüştü. Üniversiteye tepeden inme bir rektör atanmış, öğrenciler de öğretim üyeleri de bu “kayyım rektör” uygulamasını protesto etmişlerdi.

Protesto gösterileri, anayasada yer alan gösteri yapma hakkı içindeydi. Ama atamayı yapan partili Cumhurbaşkanı, bu tepkiyi kendisine ve iktidarına yönelik bir başkaldırı sayarak “öğrencileri terörist, öğretim üyelerini provokatör” ilan etmiş, olayı suç saymıştır.

Olaylar giderek “cehaletin bilime düşmanlığı” biçimine girmiş, ülkeyi bir de bu açıdan “insan haklarının çiğnenmesi” girdabına sürüklemiştir.

Hak hukuk tanımazlık bütün sınırları aşarak yürütmeyi despotluk düzeyine taşımaktadır.

Yoksulluğun başını alıp yürüdüğü bir dönemde, üniversite bitirmiş gençlerin yarısının işsiz olduğu ortamda, insanların çaresizlikten canlarına kıydığı bir zamanda gündemi değiştirmek de kolay değildir.

‘ANAYASA İLE ALDATMAK’

Yazarımız Ali Sirmen, bu başlıkla yazdığı yazılarında iktidarın toplumu bu yolla da aldattığını anlatıyor.

Gene yazısında Prof. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Allah ile Aldatmak” kitabına atıf yapıyor ki o da yaşamını bu konuya adayan cesur ilahiyatçının kutsal kitaba dayanan savıdır.

Erdoğan iktidarının yeni bir anayasa gerektiğini ortaya atması da dikkatleri dağıtmaya yönelik bir hamle olmalıdır.

Anayasanın hiçbir maddesine uymayı gerekli saymayan iktidar, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir iktidar şimdi neden bir anayasa konusunu ortaya atar ki?

Bu da bir şaşırtmaca, bu da bir aldatma.

“...Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma... namusum ve şerefim üzerine ant içerim” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yeminine sadık kalmış mıdır?

Yeni anayasa konuşulsun” diyerek ortaya atılan konuya “yeni anayasada laiklik yer almasın” sözleri ile hemen müdahale edilmesi neye işaret ediyor?

Bir kere daha “Din toplumu mu-laik toplum mu?” tartışması mı amaçlanıyor?

Bu yolla muhalefete yönelik yeni bir sindirme yeni bir baskı aracı mı hedefleniyor?

Yaşanan dünya sorunlarını gözlerden uzak tutmak için yeni yapay gündem maddeleri yaratmak bir taktik olabilir.

Ama hiçbir sorun böyle bir taktikle çözülmez.

Adalet gene ayaklar altındadır.

İnsan hakları gene çiğnenmektedir.

İşsizlik gene artmaktadır.

Hayat pahalılığı gene insanları bunaltmaktadır.

Esnaf gene boğulmaktadır.

Kadınlar gene öldürülmektedir.

Yolsuzluklar gene sürüp gitmektedir.

Basın gene iktidarın emrine alınmaktadır.

Hapishaneler gene suçsuzlarla doldurulmaktadır.

Saray gene saraydır, saraylılar gene saraylıdır.

Uzaya çıksanız da zorbalık gene zorbalıktır.

AMA CAMBAZ ZORDA

Cambazlığın da sonu geliyor.

Rıfat Telgezer telden inince kumpanyanın komiği elinde ters çevirdiği şapkayı gezdirir, parsasını toplardı.

Her oyunun bir sonu vardır.

Bize yaşatılan kargaşanın da sonu görünüyor.

Bu oyunun nasıl biteceği de senaryonun gidişine, aktörlerin hünerine bağlı olacak.

Her son uzlaşmaya da açıktır, çatışmaya da.

Umalım ki bu son, ülkenin geleceği olan değişim, akılcı bir bitiş olsun.

Hepimizin sorumluluğu, ülkemizin doğru bir geleceğe taşınmasıdır.

Toplumuz barış içinde, doğru paylaşılmış bir refah toplumu olsun.

Kararımız bu olsun: Büyük Atatürk’ün yolunda çağdaş, laik bir toplum...


Yazarın Son Yazıları

Atatürk travması... 1 Mart 2021
Aşılama... 22 Şubat 2021
Cambaza bak... 15 Şubat 2021
Tarafsız olmak mı?.. 25 Ocak 2021
Lümpen - politika... 18 Ocak 2021
Vicdan yükü... 11 Ocak 2021
Dayanışma... 4 Ocak 2021
Mutasyon... 28 Aralık 2020
Bitirmeyi bilmemek... 30 Kasım 2020
Mafya... 23 Kasım 2020