Erdal Sağlam

Bağımsız Merkez Bankası’nın toplumsal önemi

09 Haziran 2020 Salı

T.C. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusu, özel sektöre doğrudan kredi vereceğini açıklamasıyla, artık tartışılması gereksiz bir noktaya geldi. Unutulan husus ise Merkez Bankalarının bağımsızlığının ekonomik istikrar ve halkın uzun vadeli refahı, hatta özgürlüğü için gerekli olduğu gerçeği. 

Eğer kapalı bir ekonomi tercihi yapıyorsanız, sadece kendi yağımla kavrulacağım derseniz, o zaman faizi - dövizi siyasi otoritenin belirlediği bir kumanda sistemi kurar, uygun bir banka olarak Merkez Bankası’nı kullanırsınız. Eğer küresel sistemin içinde yer almaya devam edeceğim diyorsanız, hele ki benim ulusal param konvertibl kalacak, tasarrufu kıt ülke olarak dışarıdan sermaye getirerek yüksek büyüme sağlayacağım diyorsanız, o zaman Merkez Bankası’nın bağımsız olması şarttır. Bu bir siyasi tercihtir ama öyle küçük bir karar değil, o ülkenin siyasi ve ekonomik sistemini etkileyecek kadar hayati öneme sahip bir tercihtir.

Ekonomik istikrar ve halkın uzun vadeli refahı için bu karar neden bu kadar önemli derseniz, “Toplumun geleceğinin tek bir siyasi otoritenin iki dudağı arasına bırakılmasını önlemesi nedeniyle” diye özetleyebilirim. Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de politikacıların kısa vadeli siyasi çıkarları için, iktidara gelmek, ya da iktidarlarını sürdürebilmek için kısa vadeli hesaplar içine girdiğini biliyoruz. Bu hesaplar çoğu kez ülkenin ve geniş toplum kesimlerinin aleyhine olabilir. Onun için demokrasilerde politikacıları dengeleyecek mekanizmalar kurulmuştur ve yargı bağımsızlığı gibi, Merkez Bankası başta olmak üzere ekonomideki bağımsız kurumlar da bu nedenle oluşturulmuştur. Politikacıların kısa vadeli çıkarları için ekonomiyi istikrarsızlığa götürecek, yani halkın uzun vadeli çıkarlarına aykırı kararlar almasını önlemek için kurallar getirilmiştir.

Enflasyonla mücadele, ekonomik istikrar ve halkın refahı için temel şartlardan biridir. Türkiye’de 2000’li yıllara kadar enflasyonla doğru dürüst mücadele edilemediği için, bu mücadeleyi güçlendirmek amacıyla yapılan reformların başında Merkez Bankası bağımsızlığı gelmiştir. Batan kamu bankaları. KİT’ler, fonlar, SGK, hemen hepsinin batışında yıllarca verilen yanlış politik kararlar, kısa vadeli siyasi çıkarlarını gözeten ülke yönetimleridir suçlu olan. Ama unutulmasın; bu politik kararların faturasını halk, en çok da dar gelirliler ödedi.

Geçen hafta Merkez Bankası’nın yatırım kredileri için özel sektöre 20 milyar TL kredi vereceğini açıklamasıyla Merkez Bankası bağımsızlığının tümüyle sakatlandığını söylersek yanlış olmaz. Böyle bir kurumda gerçekten merkez bankacı, meslek etiğine sahip, uzman, liyakatli yöneticiler de çalışamaz. Hele, bu kararın yasalara aykırı olduğu yönünde geniş mutabakat ortadayken…

Zorla yatırım olur mu?

Merkez Bankası’nın saygınlığını yitireceği biline biline alınan bu karar için, “Uzun zamandır yatırım yok, ekonominin ihtiyacı var, bunu desteklemek için Merkez Bankası devreye sokuldu” deniyor. İyi de Merkez Bankası’nın görevi bu değil ki... Merkez Bankası ticari banka değil ki proje değerlendirmesi yapsın. Bankalar kanalıyla verecekse, neden “ben veriyorum” diyor, sorumluluğu kime ait olacak? Merkez Bankası’nın asli görevi olan fiyat istikrarını sağlama görevine ters, 2008 krizinden sonra moda olan “finansal istikrarı sağlamak” amacıyla da bir ilgisi olamaz. 

Gelelim yatırımları artırma iddiasına... Herkes biliyor ki yatırımların durmasının nedeni ekonomiye güven kalmaması, kimsenin önünü görememesi ve bu ortamda parasını tehlikeye atmak istememesi. Kamu bankalarını o kadar devreye sokup kredileri patlattınız, özel bankaları aktif rasyosu gibi cin fikirlerle zorladınız olmadı da, Merkez Bankası kredi verince mi yatırım olacak? 460 milyar TL parasal genişleme yaptınız olmadı da, 20 milyar TL ile mi olacak? Sorun yatırım için kaynak bulunmaması değil ki, Merkez buna kaynak yaratsın. 

Siz birilerine zorla yatırım yaptırmaya kalkışır ya da yabancıya “bak ben de bu kadar finansman sağlayacağım” deseniz bile, rasyonel bir yatırım ülkeye gelir mi? Hem de verdiğiniz 20 milyar TL’yi bu kadar küçük parçalara bölmüşsünüz, bu büyüklükteki bir yatırım kimin derdine ilaç olacak? Ülkenin yatırımları bunlarla mı artacak? Ülkenin geleceğini düşündüğümüz için Merkez Bankası’nın saygınlığını tehlikeye attım deseniz, kim inanır? Şimdi Merkez’in vereceği kredilerin kimlere gideceği konusunda baştan yaratılan şüpheleri nasıl gidereceksiniz?

Ekonomik mantığı olmayan, ülkenin kurumlarını tümüyle tehlikeye atan, sadece kaçınılmaz sonu bir süre uzatma amacı taşıyan kararlarla ekonomik istikrarın, halkın refahı ve özgürlüğünün tehlikeye atıldığını herkes görmeli…


Yazarın Son Yazıları