Erdal Sağlam

Bağış yoluyla parasal genişleme yapan Merkez Bankası

04 Nisan 2020 Cumartesi

Bir ilke daha imza attık; artık dünyanın bağış yoluyla parasal genişleme yolunu seçen ilk Merkez Bankası’na sahibiz…

Korona salgınına karşı tüm ülke yönetimleri, özellikle dar gelirlilere dönük doğrudan para yardımı sağlarken, bizim yönetimimiz IBAN verip bağış topluyor. “Biz bize yeteriz” kampanyası birçok açıdan “ilk”e imza attı. Belediyelerin böyle durumlarda her zaman başvurduğu bağış kampanyalarına “yasal değil” denildi. İlk kez kamuoyunda sanki belediye kampanyaları Cumhurbaşkanlığı kampanyasından sonra açılmış gibi bir algı yaratılıp “Devlet içinde devlet olma girişimleri” suçlamalarında bile bulunuldu. 

Daha önceki kampanyalarda olduğu gibi; işveren örgütleri, büyük şirketler, başta kamu bankaları, “seve seve” bu kampanyalara yüklü bağışlar yaptılar. Sadece bunlar bağış yapıyor gözükmesin diye, telefon kampanyaları ile bağış yapan kişi sayısı artırılıyor. İlk kez rastladığımız unsurlardan biri bazı kamu kuruluşlarının çalışanlarına bağış yapmalarını zorunlu kılmasıydı. Bu da yetmedi ticari faaliyeti olmayan, tümüyle kamu kaynaklarını kullanan bazı kamu kuruluşları da bağış yapmaya başladı. Batmış şirketleri kurtarmakla görevli Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bile bağış yaptı.

Bence ilklerden en çarpıcı olanı ise Merkez Bankası’nın kampanyaya 100 milyon TL bağış ile katıldığını açıklaması idi. Daha geçen hafta bir Merkez Bankası yöneticisi “Türkiye büyüyor” diye müjdeli demeç verince düşünmüştüm; uzun meslek hayatımda böyle bir Merkez Bankacılığı yönetim anlayışı görmediğimi... 100 milyon TL bağışı görünce iyice kanaat getirdim...

Diğer kamu kurumları ve TMSF’nin yaptığı bağışlar da tabii ki sorunlu, sonunda kamu kaynaklarını kullanıyorlar ve halkın parasıyla dolaylı bir para basma söz konusu. Ancak Merkez Bankası’nın ne yapmaya çalıştığını anlayan pek yok..

Haberi görünce önce “Acaba Merkez Bankası’nın yöneticileri mi para topluyor, miktar çok değil mi?” diye naif bir düşünceye kapıldım ama T.C. Merkez Bankası olarak bağış kararı alınmış. Eski yöneticilere sordum: Banka Meclisi karar verdiği takdirde bağış yapılabildiğini, geçmişte sosyal sorumluluk projelerine küçük bağışlar yapıldığını ama böylesini ilk kez gördüklerini söylediler. Bu parayı Merkez Bankası para basıp karşılayacağına göre bir parasal genişleme yöntemi olarak görmek gerekiyor, doğal olarak. O zaman eski yöneticilerin yönelttiği “Niye bu kadarcık veriyorlar o zaman, Merkez Bankası’nın bilançosunda 100 milyon TL nedir ki” sorusu doğru değil mi? “Madem bu yolla para basıp genişleme yoluna girdiler, en azından 100 milyar TL bağış yapsalardı da işe yarasaydı” türü kinayeli yorumlara katılmamak da mümkün değil.

Bu kurumlarla yönetilemez

Artık kimse para basmayı, Merkez Bankası’nın parasal genişlemeye gitmesini eleştirmiyor, hatta “Bu dönemde yapılmayacak da ne zaman yapılacak” deniyor. Ancak bunun bütüncül bir plan çerçevesinde olması gerektiğini, ekonomik kurallara uygun, hedefi ve amacı belli operasyonlara ihtiyaç olduğu söyleniyor. Herkes eskinin çok eleştirilen Merkez Bankası’nın Hazine’ye kısa vadeli avans vererek genişleme yapmasına bile, artık razı. Ama bağış nereden çıktı?

Dün enflasyon rakamları açıklandı; salgın nedeniyle talebin durduğu bir ortamda bile enflasyon beklentilerin üzerinde çıktı. Bir yandan da Türkiye acil olarak dış kaynak arıyor çünkü döviz rezervleri kötü, 2020 için 170 milyar dolarlık sadece zorunlu dış borç ödemesi gerekecek, artı harcamalar artacak ama kaynak yok... 

Özetle, kurumlarınız yetkin olmayınca, ne korona ve ekonomik etkilerine karşı sağlıklı kararlarlar alabilirsiniz, ne de ihtiyacınız olan iç ve dış güveni sağlayabilirsiniz. Kurumların en önemlilerinden biri de ülkelerin merkez bankalarıdır ve yetkin, bağımsız, ekonomik gerçeklerle çalışmak zorundadırlar. Mevcut Merkez Bankası yönetim anlayışı ile de, ne enflasyonu kalıcı olarak indirebilirsiniz, ne de FED’in, IMF’nin, G20’nin ülkelere sağladığı, swap gibi bu dönem için şart olan döviz kaynağı ihtiyaçlarından yararlanabilirsiniz. 

Tabii ki istenileni yapacak mevcut Merkez Bankası yönetimini atayanlarda asıl sorumluluk. Kurumları dibine kadar zayıflatan, bir ülkenin tüm kararlarını iki dudak arasında bırakan anlayışla bugün akılcı yönetilemeyeceği gibi, geleceği halkın çıkarına tasarımlamanın hiç mümkün olamayacağı, artık açık.


Yazarın Son Yazıları