Erdal Sağlam

Bakan Elvan ‘güven boşluğu’nu dolduramadı

11 Mayıs 2021 Salı

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan’ın, kendisinden beklenen “ekonomideki güven boşluğunu doldurma” fonksiyonunu yerine getiremediği görülüyor. Elvan’ın son konuşmalarında teknik olmaktan uzaklaşıp iyice siyasi polemiğe kaydığı gözlenirken, son olarak “enflasyon ölçümü yapan bağımsız kuruluşlara suç duyurusu” açıklaması, güven kaybında önemli rol oynadı. 

Geçen kasımda Berat Albayrak’ın görevden alınması üzerine göreve gelen Elvan’ın, Merkez Bankası Başkanlığı’na getirilen Naci Ağbal ile birlikte rasyonel ekonomi politikalarına dönüş açıklamaları, ekonomi çevrelerinin umutlanmasına yol açmıştı. Geçen sürede para politikasına verilen ağırlık nedeniyle Naci Ağbal güven açısından öne çıkarken, Ağbal’ın ayrılmasından sonra Bakan Elvan’ın bu boşluğu doldurması bekleniyordu.

Ağbal’dan sonra bir süre sessiz kalan Elvan’ın 128 milyar dolarlık rezervin eritilmesine ilişkin savunmaya geçmesine rağmen “Merkez Bankası rakamları açıklamalı” demesi, ekonomi çevrelerinde “hâlâ güven duyabiliriz” yorumuna neden olmuştu. Ancak son dönemde Bakan Elvan’ın daha sıklaşan demeçlerinde döviz rezervinin eritilmesi kampanyası için sadece muhalefeti suçlayıp, piyasayı tatmin edici açıklamalar yerine siyasi polemiğe ağırlık vermesi, güven kaybında önemli rol oynadı. Bir başka deyişle “Bakan Elvan’ın Ağbal’ın ayrılmasından sonra güven konusunda daha fazla sorumluluk alıp yerine getirmesi” bekleniyordu, bu olmadı.

Peki, Bakan Elvan’ın ekonomiye bakışı bilinirken, neden kendisinden beklenen biçimde davranamıyor?

Bunun en büyük nedeninin Cumhurbaşkanı’nın tavrı olduğu kesin. Ağbal’ın görevden alınması bile tek başına, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kasım ayında belirttiği politika değişimini sağlamaya aslında niyeti olmadığını gösterdi. Bununla birlikte eski bakan Berat Albayrak’ın kendisi bizzat görev almasa bile kabineye ve özellikle ekonomi bürokrasisine ağırlığını koyduğu görülüyor. Bu arada 128 milyar dolarlık rezervin eritilmesi konusunda AKP’nin zorlandığı ve panik havasını dağıtmak için Bakan Elvan’ın yeterince partiyi savunmadığı havasının oluşturulması da belli ki bakanı hataya zorluyor.

Bakan Elvan’ın birlikte çalışmak istediği ekibi kurmak arzusunda olduğu ama buna izin verilmediğini biliyoruz. Bir bürokratın dediği gibi “Bakan sadece özel kalem müdürünü değiştirdi, bir danışman alabildi, istemesine rağmen hiçbir değişiklik yapamadı”. Yani yardımcıları dahil, üst düzey bürokratları bile atama inisiyatifi kendisine tanınmış değil. 

TALİHSİZ TÜİK AÇIKLAMASI

Bakan Elvan’ın geçen hafta CNN Türk’te yaptığı konuşmalar, zaten ikircikli kalan ekonomi aktörlerinin, “Doğan güven boşluğunu Bakanın doldurması umudu bitti” yorumlarına yol açtı. Bu yorumun en önemli nedenlerinden biri de bakanın talihsiz TÜİK açıklaması oldu. 

Elindeki notlardan TÜİK’in “Neden yüksek enflasyon açıklaması yapan bağımsız gruba güvenilmeyeceği” konusunda hazırladığı notları okuyarak bu gruba suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı. Bununla birlikte muhalefetin, hatta uluslararası ajansların bu grubun rakamlarını kullandığını hatırlatarak “Halkımız bu grubun rakamlarına güvenmesin, bunlar TÜİK’i itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar” dedi.

Dün TÜİK resmi bir açıklama yaparak “Suç duyurusunun içeriği; ilgili grubun bültenleriyle birlikte gerekli açıklayıcı bilgileri yayımlamamalarıyla sınırlıdır, yayımlanan çalışmanın sonuçları ile ilgisi bulunmamaktadır. Ayrıca ilgili çalışmayı engellemeye veya durdurmaya yönelik değildir” dedi.

Yaptıkları suç duyurusunun araştırma sonuçlarıyla ilgisi olmadığı belirtilen açıklamada, bazı yasa maddeleri sıralanarak kendilerinin resmi rakamlar olmasa bile yetkileri bulunduğu iddia edilip “Suç duyurusunun içeriği; ilgili grubun bültenleriyle birlikte gerekli açıklayıcı bilgileri yayımlamamalarıyla sınırlıdır” vurgusu yapıldı.

TÜİK’in bu gruptan, açıklayıcı bilgileri açıklamasını istemesi gerekirken, yetkisi olsa bile doğrudan suç duyurusunda bulunması başlı başına “ekonomide polisiye tedbirler” algısı yaratan bir hareket. TÜİK yönetimi, bakanı eksik bilgilendirmemeli, dün açıkladığı suç duyurusunun içeriğini o zaman bakana detaylı biçimde aktarmalıydı. Ayrıca TÜİK yönetimi, eğer bir önceki yönetimin kurmaya çalıştığı “yetkin uzmanların oluşturduğu bağımsız danışma kurulları”nı devam ettirmiş olsaydı, tüm bunlar yaşanmazdı. Bu kuruldaki hocalar ve uzmanlar, kurullarda yapılacak tartışmaları özgür biçimde kamuoyuna aktarırlar, bu tür polisiye tedbirlere gerek duyulmadan, varsa bu problemler çözülürdü. Bakan Elvan’ın da TÜİK yönetimi kendisini yanlış bilgilendirmiş olsa bile bu tür bir iletişim hatasına imza atmaması gerekirdi. “İsimlerinin başında prof. titrleri olsa bile..” türü aşağılama izlenimi veren sözleri, bu grubun niyetinin kötü olduğu imaları, Bakan Elvan’a yakışmadı. Kendisinden beklenen danışma kurullarının iptal edilmesini önlemek, piyasa dostu tavır alıp gerekli tartışma ortamını yaratmak iken, sekter tavır koyarak güven kaybında önemli rol oynadı.

Uzun sayılabilecek meslek yaşamımda, TÜİK’in kurumsal itibarına özen göstermiş, “herkesin tüketim kalıbına göre özel enflasyonu vardır” yaklaşımıyla farklı veriler açıklanmasını doğal bulan bir gazeteciyim. Tabii ki diğer kurumlarda olduğu gibi TÜİK’in de bağımsız olmasını savundum, uzun süren vekâletlere, sık sık başkan değiştirilmesine karşı çıktım. Suç duyurusu yapılması ve bunun açıklanma biçimi, bence doğrudan TÜİK’in kurumsal kimliğine zarar veren önemli bir yönetim hatasıdır.

Özetle Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan, istediği çalışmaları yapamıyordu, gelen baskılar nedeniyle, artık yanlış olduğunu bildiği geçmiş hataları bile savunmak zorunda bırakılıyor. İçine düşürüldüğü durum, hem Bakan’a hem de ekonomiye büyük zarar verecek.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları