Erdal Sağlam

Ekonomik maliyet için de daha sıkı izolasyon şart

18 Nisan 2020 Cumartesi

Covid-19 salgınının, hem insani hem de ekonomik maliyetini azaltmak için, bilim insanları “daha sıkı izolasyon gereği” üzerinde durmaya devam ediyor. Tıpçıların Bilim Kurulu kanalıyla ve bağımsız olarak dile getirdikleri bu talebin yanı sıra saygın iktisatçıların son dönemde yaptıkları çalışmalar da daha sıkı izolasyon ihtiyacını gözler önüne seriyor.

Daha sıkı izolasyon” diyoruz çünkü hükümetin aldığı mevcut izolasyon tedbirlerinin yeterli olmadığı, bir süredir talep edilen “sokağa çıkma yasağı” kararının alınmasında gecikildiği konusunda bir mutabakat var. Son olarak Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü’nün dile getirdiği gibi: Yönetim sokağa çıkma yasağı kararının ekonomik maliyetinin yüksek olacağı üzerinden hesap yapıyor. Halbuki iktisatçıların çalışmaları daha sıkı izolasyonla salgının çabuk kontrol altına alınmasının, daha az insanın kaybını sağlayacağı gibi, ekonomik maliyetinin de daha az olacağını ortaya koyuyor.

Hükümet aslında sokağa çıkma yasağı gibi daha sıkı izolasyon içeren kararların gerekliliğini biliyor. Bunun için hafta sonları iki gün uygulayarak sonradan gelecek tepkileri azaltmak adına, “âdet yerini bulsun” tedbiri alıyor.

Son bir ay içinde iktisatçıların konuyla ilgili yaptığı çok sayıda çalışma yayımlandı. Bunlar arasında ilk göze çarpan TOBB Etü’den Fatih Özatay ve Güven Sak’ın yaptığı 2 çalışma, ODTÜ’den Erol Taymaz’ın 2 çalışması, İTÜ’den Öner Günçavdı, Ayşe Aylin Bayar ile Bilgi Üniversitesi’nden Haluk Levent’in çalışması, Koç Üniversitesi’nden Selva Demiralp, Cem Çakmaklı, Sevcan Yeşiltaş, Muhammed Ali Yıldırım ve University of Maryland’den Şebnem Kalemli Özcan’ın yaptığı çalışmalar ve Muhammed Ali Yıldırım’ın tek çalışması, öne çıkanlardan bazıları. Çoğu profesör unvanına sahip bu iktisatçılar, salgının ekonomik etkileriyle ilgili değişik modeller ve açılar üzerinden çalıştılar. Ancak hemen hepsinde ortak sonuçlar olduğunu ve daha sıkı izolasyon, zarar gören kesimlere daha fazla yardımın sonuçta daha az maliyetli olacağı sonucu çıktığını görüyoruz.

Ülke örneklerinden de yola çıkılarak, kapsamlı sokağa çıkma yasağı dahil daha sıkı izolasyon ve kapsamlı karantinaların gerektiği, bu süre içerisinde zorunlu olmayan işletmelerin kapatılması, bu nedenle zarar görenlere karşılıksız para yardımı yapılması, bunun için gereken kaynağın gerekirse para basılarak karşılanması üzerinde duruluyor. Türkiye’de hükümetin verdiği yardım ve desteklerin milli gelire oranının düşük kaldığı, bunun artırılabileceği belirtiliyor.

Daha hızlı normalleşme, daha az maliyet

Bu takdirde daha kısa sürede salgının etkilerinin azaltılıp normale dönüleceği, dolayısıyla işletmelerin bir süre kapatılmasının, salgının daha uzun süre devam edip sonunda tümüyle kapatılmak zorunda kalan işletme sayısını azaltacağı, dolayısıyla ülke ekonomisinde yaratacağı tahribatın sıkı izolasyon halinde, daha düşük olacağı hesaplanıyor.

Çalışmalarda büyüme açısından bakıldığında hiçbir şey yapılmadan salgının bir yıl sürmesi halinde milli gelirde yaşanacak daralma, yüzde 20 ile 40 arasında hesaplanırken, sıkı izolasyon ve daha çok kamu yardımı ile büyümedeki daralmanın büyük ölçüde yumuşatılabileceği hesaplarla ortaya konuyor. Buna bağlı olarak mevcut gevşek izolasyon ve buna bağlı daha az kamu yardımı sürdüğü müddetçe, ekonominin ciddi anlamda gerileyeceği, daha fazla işyerinin kapanacağı, zaten yüksek olan işsizlik oranlarının yüzde 29-30’lara kadar varabileceği hesaplanıyor. Bununla birlikte gelir dağılımındaki zaten bozuk olan yapının çok daha bozulacağı, en düşük gelirli grupların en fazla zarar gören kesimler olacağı hesaplanıyor.

Yapılan hesaplar salgının süresi bilinmediği için, genelde 1 yıllık yapılıyor ve salgının etkisi 6 ay sürdüğünde bu etkinin yarısının, 3 ay sürmesi halinde dörtte birinin gerçekleşme olarak yaşanacağı belirtiliyor.

Bu arada çalışmalarda ortak diyebileceğimiz noktalardan biri, Türkiye’nin acil dış kaynak temin etmesi ve mevcut dengelerdeki bozulmanın ve çıkıştaki etkilerin daha aza indirilmesi gereği. Bununla birlikte çoğu çalışmada hükümetin aldığı tedbirlerin bütünlük taşımadığı, daha iyi planlanmış bütünlüklü pakete ihtiyaç olduğu, çıkış politikasının pakette yer alması gerektiği belirtiliyor. Ancak bu takdirde iç ve dış piyasalara güven verilip normalleşme ile birlikte daha çabuk bir düzelme sağlanabileceği belirtiliyor.

Özetle, hem salgınla hem salgının ekonomik etkileriyle mücadelede, iktisatçı bilim adamlarının tümüyle teknik bu çalışmalarına ve söylediklerine daha fazla önem vermek gerekiyor. Politikacıların hem ülkenin ve halkın, hem de kendilerinin siyasi geleceği için izlemeleri gereken yol, aslında çok açık.


Yazarın Son Yazıları