Bir tutkunun kahramanı: Carl Ebert

Bir tutkunun kahramanı: Carl Ebert

22.06.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Mari, tahta merdivenleri çıktı. Evinin kapısını demir anahtarla açtı. Küçük odadaki koltuğa çöktü. Hamileydi. Sevinilecek bir haber değildi bu. Yasak sevdanın ona yaptığı hazin bir şakaydı. Akşam tiyatroya vardığında bembeyazdı. Rahatsız olduğunu söyledi arkadaşlarına. Salon her zamanki gibi doluydu. İstanbul tiyatroları “Kamelyalı Kadın” temsilinin başarısıyla çalkalanıyordu. Gazeteler, Marie Nivart’ın oyunculuğundan övgüyle söz ediyordu. Akşam oyunu izleyenler korkunç bir hadiseye şahit oldu. Mari sahnede vefat etti. Hakkında gazetelerde çıkan çok sayıda iddia vardı. Kimi intihar ettiğini söylüyor, kimi hastalandığını yazıyordu. Nitekim Metin And Hoca da Meşrutiyet Dönemi Türk Tiyatrosu’nda bu iki tezden de söz eder. Ne olursa olsun Marie Nivart Kamelyalı Kadın’la birleştirdi hayatını. Böylece orta sınıf ahlakının katı kurallarına oynadığı kadınla karşı çıktı. Çok sevdiği sahnede hayata veda ederken arkasında sevgilisi yazar Şemsettin Sami’yi bıraktı. Bu aşk yüzyıllar sonrasına böylesine hüzünlü bir trajediyle kaldı. 

***

Filiz Ali’nin geçtiğimiz günlerde yayımlanan Bir Tutkunun Peşinde: Carl Ebert kitabını okurken önce aklıma bu yaşanmış hikâyenin gelmesinde bir tuhaflık yok. Benim için Carl Ebert, açtığı yolda böylesine trajedilere fırsat vermeden yürürken sadece tiyatromuzun akademik anlamda başarıyla temellerini atmasının değil tiyatro sanatının isterlerini ülkemizde tam anlamıyla uygulayarak başarıya koşmanın, bu anlamda tesadüflere yer vermeden sanatta öncü bir kurucu olmanın da sembolüdür. Daha konservatuvar kurulurken ilk sınıfta kadın oyuncu adaylarının başvurmaması üzerine yeni yöntemler belirleyendir. Böylece ilk sınıfta üç kadını gelecekte önemli oyunlara taşıyandır. Kim mi onlar? Muazzez Kurdoğlu, Nermin Sarova ve Melek Ökte. Carl Ebert, kadınların da önünü açandır. 

***

Ne yazık ki tiyatro sanatımızın bu müstesna kurucusuna ülkemizden ayrıldıktan sonra hak ettiği ilgiyi esirgedik. Onunla ilgili çalışmalardan kaçındık, hazırladığı raporlarını çevirmekte tutuk kaldık, akademik çalışmalar gerçekleştiremedik, hakkında tezler yapmadık. Müzik insanı değerli Filiz Ali’nin çalışması bu anlamda Carl Ebert’e bir vefa borcu olarak karşımıza çıkıyor. Sadece bu kadar da değil, hakkında yaptığı görkemli araştırmayla çok değerli verilere ulaşıyoruz. Böylece aynı zamanda babası Sabahattin Ali’nin konservatuvardaki yol arkadaşı Carl Ebert’le kitabın içinde bir dostluk köşesinde de buluşuyoruz. Filiz Ali’nin de çocukluk günlerinden itibaren hayatında derin bir iz bırakan Carl Ebert’i insani yönünü tanıma fırsatı da ediniyoruz. 

***

Cumhuriyetin ilk döneminin sanat politikasının bir sembolü olan Carl Ebert’le buluşmamıza aracı olan bu çalışma aynı zamanda birtakım belgeleri bizlere sunarak tarihsel bir izleği de içinde barındırıyor. Özellikle Devlet Tiyatroları’nın kuruluşu için sıkı bir başlangıç olan Tatbikat Sahnesi, çıkan oyunların turneleri, İstanbulluların henüz böyle bir tiyatro birikimine alışık olmamaları dahil pek çok verinin detaylandırıldığını görüyoruz. 

***

Burada durulması gereken en önemli ayrıntı Cumhuriyetin ilk yılları olmasına ve devletin onca maddi imkânsızlığına karşın Carl Ebert’e ve yeni Türk tiyatrosunun kuruluşuna sunulan destektir. Bu sayede konservatuvar kurulduktan üç yıl sonra tiyatro, beş yıl sonra opera sahnelenmesi tesadüf değildir. Bu sağlam temelli olan alışveriş karşılık bulmuştur. Bugün böylesine bir desteğin yalnızca tiyatro sanatı değil pek çok disiplinden el çektirilmesi asıl veryansın etmemiz gereken konudur. 

***

Carl Ebert ve onun açtığı yolda ilerleyen öğrencilerinin azmiyle konservatuvar yoluna devam etti. Bu hareket Devlet Tiyatrosu’nun başlangıcı oldu. Anadolu insanı tiyatroyu tanıdı, yurtdışında bu çalışmalar sayesinde büyük başarılar kazanıldı. Öğrencileri bir gün olsun yılmadı. Çünkü “adanmış hayat”ın ne demek olduğunu ondan öğrendiler. 

Her biri çelikten zarafetle örülmüşlerdi, çıktıkları zorlu yolun unutulmaz kahramanlarıydı. Mari Nivart gibi duygusal bir birikimle değil sanat yolunu bilinçle yürüme becerisini gelecek kuşaklara kazandırmaya çalışarak yollarına devam ettiler. 

***

Ancak unuttukları o yıldız Filiz Ali’nin kitabının içinden pırıl pırıl parlıyor.

Yazarın Son Yazıları

Hani ‘emperyalizm’ modası geçmiş bir sözcüktü bayım!

1999’da Antonio Negri ve Michael Hardt’ın kaleme aldığı “İmparatorluk” yayımlandığı zaman tartışmaların odağı olmuştu.

Devamını Oku
10.01.2026
Acının sonunda aydınlık pencere...

Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.

Devamını Oku
03.01.2026
A. Kadir’i düşünelim

1940 kuşağının gözde şairlerinden biriydi A. Kadir. Subay babası genç yaşta dünyayı terki diyar eyleyince ailesi yoksulluğa düşmüştü.

Devamını Oku
27.12.2025
Rıfat Ilgaz Sempozyumu

Rıfat Ilgaz’ı üç kere gördüm.

Devamını Oku
20.12.2025
Yayıncılık krizi kapıda...

Yayıncılık krizi kapıda...

Devamını Oku
13.12.2025
Kapitalizmin laneti futbolda şike...

Sam Shepard’ın yazdığı “Aç Sınıfın Laneti” vahşi Amerikan rüyasının çöküşünü bir çiftlikte yaşayan dört kişilik ailenin hikâyesi üzerinden anlatır bize.

Devamını Oku
06.12.2025
Erhan Gökgücü Ödülleri

Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanında aklımda ellenmeden duran bir bölüm vardır.

Devamını Oku
29.11.2025
Çocuk Mezarlığı

Geçtiğimiz hafta Urfa’da marangoz atölyesinde çalışan bir çocuk işçi cezalandırılmak maksadıyla önce soyuldu.

Devamını Oku
22.11.2025
Evler...

Gülten Akın “Evler” şiirinde dediği, “Odaları şarkı tutan ev/ biri mistik biri güncel biri öyle eski/ pancursuz, yeşile gizli, çekilmiş yarışmalardan, melâli hüzünden ayıran ev/ işte o ev”di bizim ev de...

Devamını Oku
15.11.2025
Bizi Öldürdükleri Yer: İlhan Erdost Mezarlığı

12 Mart’ın hemen sonrası.

Devamını Oku
08.11.2025
Otel odalarında…

Otel odalarında…

Devamını Oku
01.11.2025
Bir Davanın Düşündürdükleri: Toplumsal Cinayet

Golding’in “Sineklerin Tanrısı” romanı, dünyanın en güzel adalarından birinde geçer: Mercan.

Devamını Oku
25.10.2025
Kitabın onurunu korumak

D.H. Lawrance “Kitaplar” adlı denemesinde, “Bir kitap iki kapaklı bir yeraltı kovuğudur. Yalan söylemek için eşi bulunmaz bir yer...” diyor.

Devamını Oku
18.10.2025
Okan Toygar’la Ataol Behramoğlu söyleşisi: ‘Hayatımız Güzeldir’

Yıl: 1983. Tren iki saat kadar rötar yaptığı Kapıkule’den ayrılmak üzere.

Devamını Oku
11.10.2025
Bir kadının hikâyesi

Kardeşim Zeynep Altıok’la birlikte geçtiğimiz haziran ayında Kadıköy Belediyesi’nin katkılarıyla Asım Bezirci üzerine bir panel gerçekleştirmiştik; şimdi de Bezirci için o panelden yola çıkarak hazırlayacağımız bir kitap çalışması için kolları sıvadık.

Devamını Oku
04.10.2025
Dil Derneği’nin Dil Bayramı’nda Yaşar Kemal

“Çocukluğum cennetimdi.” Annemle birlikte Türk Dil Kurumu’nun merdivenlerinden tırmanır...

Devamını Oku
27.09.2025
Çizgi roman denilince...

90’lı yıllarda Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken ders çıkışı sınıf arkadaşımla sahafları dolaşırdık.

Devamını Oku
20.09.2025
Hangi 12 Eylül?

Yıllar önce okumuştum Yiğit Bener’in yazdığı “Eksik Taşlar” romanını.

Devamını Oku
13.09.2025
Kültürün demokratikleşmesi için festivallerin yaygınlaşması

Son yıllarda “kültür politikası” üzerine çok sayıda çalışmanın karşımıza çıktığı bir gerçek.

Devamını Oku
06.09.2025
Yanı başımızda oluşan nefret dili

Coetzee’nin çok sevdiğim romanı “Utanç”a, bir “modern diller” hocasının, Cape Town Teknik Üniversitesi’nde “romantik şairler” konulu bir ders verirken öğrencisiyle yaşadığı rahatsızlık verici ilişkiyi sorgulayarak başlarız.

Devamını Oku
30.08.2025
İki deprem: Sındırgı depremi ile siyaset depremi

“Hadi, gelin de dikkatle seyredin bu korkunç yıkıntıları,/ Küllerini şu talihsizin, şu döküntüleri, şu kalıntıları...”

Devamını Oku
16.08.2025
Gazze’de katliam, dünyada ikiyüzlülük

Geçtiğimiz günlerde son on beş yıldır Gazze’ye gönüllü olarak giden İngiliz doktor Nick Maynard’ın İsrail’de devam eden gaddarlığı anlattığı haberler yansıdı basına.

Devamını Oku
02.08.2025
Adalet terazisi

Paris’te bir sonbahar günüydü...

Devamını Oku
26.07.2025
Attila Jozsef dosyası

“Notos” dergi bu ayki sayısında Sevgican Yağcı Aksel’in hazırladığı Attila Jozsef dosyasıyla okurla buluşuyor.

Devamını Oku
19.07.2025
Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Devamını Oku
12.07.2025
Bir yangının külü...

Yanıyoruz. Hem de birer ikişer değil, azar azar değil, biner biner...

Devamını Oku
05.07.2025
Bilimden yana edebiyata doğru

Bizlerin yaşam döngüsü tam otuz iki yıldır ortaçağ karanlığı olarak nitelendirdiğimiz Sivas katliamının yaşandığı o kara günde saklı...

Devamını Oku
28.06.2025
Nükleer savaş dersleri

Bazı kitaplardan bazen bir duygu tohumu, bir im kalır geriye.

Devamını Oku
21.06.2025
Siz Nihat Genç deyin ben abi…

Gökbilimciler, iki yıldızın evrende çarpışmasını “birleşme” olarak yorumlar...

Devamını Oku
14.06.2025
Cezaevi kapısında...

Bugün bayramın ikinci günü. Canımız sıkkın, yüreğimiz buruk. Düşünceleri nedeniyle kırk kilit altına alınanlarla özgürce buluşuncaya kadar tadımız tuzumuz yok!

Devamını Oku
07.06.2025
Sarıyer Edebiyat Günleri

Geçtiğimiz hafta pazar günü Sarıyer Belediyesi’nin düzenlediği “12. Sarıyer Edebiyat Günleri”nde “Öykücülüğümüzün Yüz Yılı” başlıklı bir panelde Sadık Aslankara, Özcan Karabulut, Hürriyet Yaşar’la birlikte konuşmacıydım.

Devamını Oku
31.05.2025
Bir Aydınlanmacı: Refik Ahmet Sevengil

Elimde uzun süredir Cemal Ünlü’nün kaleme aldığı “Söylemenin Vakti Var: Bir Yirminci Yüzyıl Bilgesi: Refik Ahmet Sevengil” kitabı var.

Devamını Oku
24.05.2025
İç sıkıntısı

Umutsuzluk ölümcül sayılabilecek bir hastalıktır. Büyük iç sıkıntıları daha çok geçmişle değil gelecekle ilişkilidir. İnsan geçen günlerden çok gelecek günlere ilişkin kaygı duyar.

Devamını Oku
17.05.2025
Dün, bugün, yarın

Dün, bugün, yarın

Devamını Oku
10.05.2025
Bir ‘örgü’ meselesi

Bir ‘örgü’ meselesi

Devamını Oku
03.05.2025
Yazarın masası

Yazarın masası

Devamını Oku
26.04.2025
Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Devamını Oku
19.04.2025
İyi ki doğdun Ataol Behramoğlu

İyi ki doğdun Ataol Behramoğlu

Devamını Oku
12.04.2025
‘Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!’

‘Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!’

Devamını Oku
05.04.2025
Hüzünlü bir tiyatro günü

Hüzünlü bir tiyatro günü

Devamını Oku
29.03.2025