Quo Vadis Türkiye?

24 Aralık 2015 Perşembe

Bir yılda Türkiye nereden nereye geldi, nereye gidiyor? Kürt sorununda silahlar genel olarak susmuştu, HDP tek konulu bir partiden, emekçilerin, tüm ezilenlerin adına konuşan bir Türkiye partisine dönüşüyor, olası bir barışın meşru aracı olarak yükseliyordu. Sonra genel seçimler, başkanlık tartışmaları yoğunlaştı. HDP bir risk alarak seçimlere parti olarak girdi. Haziran seçimlerinde siyasi manzarayı, olasılıkları etkileyen bir başarı elde etti.
Bu başarı AKP’nin elinden tek başına hükümet kurma gücünü aldı. Ülke bir anda nefes aldı. Özgürlük, değişim, umut rüzgârı esti birkaç hafta. Ancak düzenin iki partisi CHP ve MHP bu durumu değerlendirmediler. AKP’nin totaliter aklı HDP’yi ihanetle suçladı. Biz olmazsak kaos olur söylemi başladı. PKK liderliği, anlaşılmaz bir biçimde HDP’nin başarısını küçümsedi, yararlanacak yerde, rüzgârını kesecek demeçler verdi.

Bir seçimden kaosa
Sonra Suruç, hızla tırmanan (PKK liderliğinin kendilerine atfettikleri önemi “kanıtlayan”) çatışmalar, derken Ankara... Ülke yangın yerine döndü, “kaos” egemen oluyor havası yayıldı. Tek etken bu mudur bilemem ama AKP yenilenen genel seçimleri kazandı. Tek başına hükümet oldu; siyasal İslam iktidarını korudu. Şimdi, projesini inşa etmeye, arkadaşlarımız Can Dündar ve Erdem Gül’ü anlaşılması, ahlaken, sıradan bir adalet kavramı içinde kabul edilmesi olanaksız gerekçelerle tutuklayıp tecride koyarak, bu durumun arkasında Cumhurbaşkanı’nın suç duyurusu olduğunu ortaya çıkaran muhabir arkadaşımız Ali Can Uludağ hakkında soruşturma açarak devam ediyor.
AKP hükümeti barış, istikrar getirmedi. Kırsal savaşlar, sokak savaşlarına dönüştü, ablukaya alınan kasabalarda Suriye iç savaşını anımsatan görüntüler oluştu: Tanklar sokaklarda, duvarlar delik deşik, evler yıkılmış, ekonomik yaşam felç, halk elinde valizi, torbası çoluk çocuk evlerini terk ederek bir bilinmeze doğru gidiyor. 24 bin nüfuslu Sur, 2 bin nüfuslu hayalet kasabaya dönüşüyor. Mahalle boşaltılıp halk spor salonuna dolduruluyor (burası Şili değil!). Associated Press 15 20 Aralık arasında “115 isyancının” öldürüldüğünü aktarıyor.
Bunlar olurken NATO üyesi Türkiye’nin AKP hükümeti, 17 saniyelik bir sınır ihlali iddiasıyla bir Rus uçağını düşürüyor. Ancak ABD  AB  Rusya görüşmeleri yavaşlamıyor. Suriye’de Esad’ın kalması üzerinde mutabakat şekillenmeye devam ediyor. AKP hükümeti orduyu Irak’a gönderiyor, Irak hükümetinden, ABD’den gelen baskılara dayanamayıp geri çekiyor. AKP hükümeti, AB karşısında sığınmacı kartını kullanıyor, sonra ülkeyi toplama kampına çevirmeyi kabul ederek tüm dünyanın gözünde küçültüyor. AKP hükümetinin her dış politika adımı anında realite tarafında darp edilerek hastanelik oluyor.

Kürt siyasi hareketine büyük sorumluluk düşüyor
Bu noktadan en azından ülke içinde, geri dönmenin ilk adımı, Kürt siyasi hareketinin, askeri kanadının, içinde bulunduğu durumu soğukkanlılıkla değerlendirmesinden, Kürt halkının yaşamını cehenneme çeviren, Türk halkında milliyetçi, şoven duyguları körükleyen, pratikte sonuç vermeyen taktikleri terk etmesinden geçiyor. “Özerklik olmazsa ayrılmayı düşünürüz” gibi, yarım ağız, artık çok geç (bu ikilem, AKP’nin değirmenine su taşımak yerine, pazarlık masasına “açılımın” ilk gününde konmalıydı), zamansız tehditlere başvurmadan, HDP’nin yeniden inisiyatif kullanmasına olanak verecek yolu açması gerekiyor.
Ne yazık ki bu böyle! Çünkü AKP hükümetinin, “Açtığınız hendeklerde yok olacaksınız” aklının da gösterdiği gibi, realiteyle bağı çoktan kopmuştur; şiddete, yıldırmaya, yıkıma yatırım yaparken aynı anda uluslararası rüzgârlarda savruluyor; bir çözüm üretecek durumda değil.


Yazarın Son Yazıları

Büyük belirsizlik 12 Ekim 2020
ABD’ye ne oluyor? 5 Ekim 2020
Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020
Fanteziler ve iki tarih 3 Eylül 2020