SYRİZA’nın Sınırları

13 Nisan 2015 Pazartesi

SYRİZA hükümetinin, troyka (IMF, Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Komisyonu), aslında Almanya ile, parlamentoda “Borçların kaynaklarını araştırma komisyonu” kurmak, Rusya ziyareti, Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarına karşı çıkmak, IMF’ye 450 milyon Avro (“kaynağı belirsiz” -The Independent 10/04) ödemek gibi yaratıcı pazarlık taktiklerini izlemek ilginç. Ancak, insan “Sonu nereye varacak?” diye düşünmeden edemiyor.
Prof. Neville Morley bu taktikleri, Tükidides’in “Pelepones Savaşları” yapıtındaki küçük Melos adasının Atina ile yaptığı umutsuz pazarlığa benzetiyor. Melos, emperyalizm paradigması içinde hareket eden Atina’yı asla ikna edemiyor. Bu güçlü ama kötümser bir analoji. Benim aklıma, Leonard Cohen’in şarkısındaki “Like a worm on a hook” (bir olta iğnesinin ucundaki kurt gibi) sözleri geldi, iyimser bir analoji olarak...

‘Melos’ olarak Yunanistan
Morley’in analojisi, hem dengesiz bir güç ilişkisine hem de birbirinin zıddı iki mantığın uzlaşmaz diyaloğuna işaret ediyor. Yunanistan’ın 450 milyar dolar borcu var. Bunların yüzde 80’i devletlerin elinde; özel sektör Avrupa bankalarının Yunanistan riskleriyse en fazla 18 milyar dolar (Wall Street Journal, 08/04). Yunanistan ekonomisinin dünya ve Avrupa Birliği ekonomileri içindeki payı sırasıyla yüzde 0.39 ve yüzde 1.3.
Salt ekonomik büyüklükler açısından bakınca, Yunanistan’ın borçlarını ertelemenin, zaman tanımanın, hatta toplumsal çöküşü önleyecek ek kaynak sağlamanın, ne Avrupa Birliği’ne ne de dünya ekonomisine yönelik bir tehdit oluşturduğu, bir mali krizi tetikleyeceği söylenemez.
Yunanistan’dan istenen “reformlar” ise, borçların ödenmesi için gerekli ekonomik büyümeyi getirmeyecek, var olan kaynakları işsizliği, yoksulluğu daha da arttırma, insani krizi derinleştirme, ekonomiyi küçültme pahasına borç ödemeye yönlendirecek.
Aslında, Yunanistan (Melos) ahlaken doğru, AB (Atina) için ekonomik açıdan düşük riskli bir öneride bulunuyor. Troyka (Almanya) reform / yıkım diye ısrar ediyor. Çünkü, Wall Street Journal’ın bir yorumunda vurgulandığı gibi, “bulaşıcılık riski” ekonomik değil siyasi. Yunanistan “reform” yapmadan yardım alırsa bu reformları İspanya, İtalya, İrlanda gibi reform karşıtı bir havanın güçlü olduğu ülkelerde uygulatmak, Almanya’nın otoritesini, finans kapitalin çıkarlarını korumak olanaksız hale gelebilir!
Reform kavramının, mali kriz içinde tüm kaynakların mali sermayenin gereksinimlerine yönlendirecek, ülkelerin mallarını yok pahasına özelleştirecek, “mülksüzleştirerek birikim” (Harvey) uygulamalarını kolaylaştıracak önlemlerin hayata geçirilmesi anlamına geldiğini düşününce de AB’nin (Almanya’nın) emperyalist paradigmasına ulaşıyoruz.

Olta iğnesi olarak AB
Morley’in analojisinde, Yunanistan için teslim olmaktan başka bir yol yok. Olta iğnesi analojisi ise çok sancılı da olsa bir çıkış sunuyor. “Kurt” bedeninde bir yırtılma pahasına kendini oltadan (AB emperyalizminden- Almanya baskısından) kurtarırsa, bedeni kendini tamir edeceğinden bir süre sonra normale dönme şansına sahip. Ancak, bu oltadan kurtulmak için SYRİZA’nın sanırım en azından, çok zor dört koşulu yerine getirmesi gerekir: (1) Kendini bu kopuşa örgütsel olarak hazırlamak; (2) Bir erken seçimle ya da başka yollarla, halkın ezici çoğunluğunu arkasına almak; (3) Devletin şiddet araçlarının başındakileri ya etkisizleştirmek ya da ikna etmek; (4) Toplumun dokusunu tamir etmek için gereken kaynağı nereden, nasıl, hangi sınıfların tepkisini çekme riskini göze alarak bulacağını ortaya koymak.
SYRİZA, AB içinde dayatılan emperyalist mantığı, Yunanistan devletinin bir ucundan NATO’ya bağlı sermaye-güvenlik kompleksini aşamaz, olta iğnesinden kurtulamazsa yalnızca Yunanistan değil İspanya, İtalya, İrlanda da Melos’un kaderini paylaşacaklar. Hem de, ekonomik büyüme üretemeyen bir modelin kurallarına, sırf Almanya ve uluslararası mali sermaye dayattığı için, uymak adına... Bu konuya yarın devam edeceğim.  


Yazarın Son Yazıları

Trump dersleri - II 26 Kasım 2020
Rejim ve realite 29 Ekim 2020
Büyük belirsizlik 12 Ekim 2020