‘Yeni büyüme stratejisi’ (II)

07 Mayıs 2015 Perşembe

Yeni bir “büyüme stratejisi”nin gerekli olduğu kesin ama oluşturmaya, uygulamaya yönelik çabalar başarılı olamıyor. Bu başarısızlığın nedenleri için, strateji oluşturma süreci üzerinde düşünmeyi deneyebiliriz.
Bu bağlamda, diyelim ki, yetkin bir epistemik topluluk oluşturduk, ekonomik krizi analiz ettik, gerekli önlemleri, uygun devlet politikalarını, yeni stratejiyi ürettik.
Bu yeni strateji, acaba, devlete girdi olmadan önce, güç ilişkilerinin, sınıf çıkarların filtresinde geçebilecek mi, uluslararası ekonomik jeopolitik dengeler içinde kendine bir yer bulabilecek mi?
Sonra, devlet bu girdiyi hazmedebilecek, stratejiyi devlet politikalarına dönüştürebilecek bir “metabolizmaya” sahip mi? Eğer değilse, bu kez yeniden yapılandırma gibi çok çetrefilli bir sorunla karşı karşıyayız demektir.
Bu sorunlar aşıldıktan, “Yeni” strateji “çıktılar” /önlemler olarak topluma ulaşmaya başladığında, bu kez “Yeni” olduğu için, yerleşik ön yargılarla, çıkarlarla çatışabilir; bir direnişle karşılaşabilir.
Kısacası “yeni bir stratejinin” oluşması, uygulamaya konulabilmesi için toplumda, önemli, siyasi ideolojik değişikliklerin olması gerekiyor. Akademik, yaratıcılık yeterli değil.

1970-80
Gerçekten de kapitalizmin yapısal krizi başladığında “yeni bir stratejinin” uygulama aşamasına gelmesi için çok sarsıntılı bir on yıl geçmesi gerekti. Bu on yılda ekonomi yönetiminin yerleşik kadroları, ilgili epistemik topluluklar yıprandı, tükendi; sert sınıf mücadeleleri, askeri darbeler, kültürel değişiklikler yaşandı. Hatta “kapitalizmin ruhu” (Boltanski & Chiapello) değişti.
Bu on yılda, tekil sermayeler, krize uyum sağlamak, birikmeye devam edebilmek için finansa kaçmaya, uluslararası kredi, döviz, türev piyasaları oluşmaya başladı. Sermaye çevre ülkelere yöneldi, uluslararasılaşma hızlandı.
Böylece mali sermaye üzerinde yaşayan sınıf kesimi güçlenmeye, kapitalizmin tümüne yönelik, eskiyi parçalayıp söküp atacak, yerine yenisini koyacak bir kapasiteye ulaştı.
Mali sermaye kendi çıkarlarını tüm kapitalist sınıfın çıkarı olarak tanımladı, yeni bir strateji olarak neo-liberalizmi kabul ettirdi. 1980’lerde devletler bu yeni stratejiyi (gerektirdiği yaratıcı yıkımı) benimsedi, uyguladı, yönetti, önündeki engelleri, gerektiğinde şiddet kullanarak temizledi. 1997 Asya krizine kadar da bu strateji, gelişti, küresel düzeyde- IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, ABD hegemonyası eliyle yayıldı.

1997-2007
Asya krizi, borsa krizleri, derin resesyon bu modelin artık aksamaya başladığını gösterdi. Aşırı üretim, kapasite fazlası sorunu geri geldi. Neo-liberal politikalar uygulandıkça büyümeyi engelliyordu. Ancak egemen sınıf fraksiyonunun baskısıyla, yeni bir strateji bulmak yerine var olanı koruyacak bir taktik olarak büyük bir mali genişleme başladı.
Bu mali genişleme, hem sorunları derinleştirdi, hem de finans kapitalin gücünü, hükümetler, merkez bankaları üzerindeki “vesayetini” daha da ağırlaştırdı... 2007’de “balon” patladığında mali sermaye gücünün zirvesindeydi. Mali sermayenin, ABD ve Avrupa’da ekonomi yönetimini doğrudan eline aldığından, adeta “darbe” yaptığından söz edilir oldu.
Böylece, mali sermayenin yükünü devletler üstlendi, sonra bunu halkın üzerine yıkmaya başladı. Tüm kapitalist sistem durakladı, çatırdamaya başladı. Geçenlerde Reuters, Wall Street’in ABD devleti nasıl teslim aldığını ve dayatılan tüm düzenlemeleri kısıtlamaları etkisizleştirmeyi başardığını anlatıyordu. (Apr 9, 2015)
Bir yeni büyüme stratejisi oluşamıyor. Uygulamalar neo-liberalizmin, arkasındaki sınıf çıkarlarını koruma taktiklerinin ötesine gitmiyor. Mali sermaye, kendi çıkarlarını koruyabilmek için tüm dünya ekonomisinin bir “uzun durgunluğa” mahkûm etmiş görünüyor. Yeni bir strateji için, mali sermayenin, devlet üzerindeki etkisine, oluşturduğu vesayete son vermek gerekiyor. Ancak, sanayi sermayesi, hatta “rıza yaratma endüstrisi” (medya), kapitalist devlet mali sermayenin borç, türev ağlarının içine hapsolmuş durumdadır, mali sermayeyi zorlayacak güçleri de şimdilik yoktur. Başka bir şeylerin olması gerekiyor, sert bir mali kriz daha, savaş ve isyan gibi...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Evet, umut var 22 Temmuz 2021