Yeni maceralara, yeni fiyaskolara doğru

28 Haziran 2021 Pazartesi

Dış politika fiyaskolarına bir yenisi eklenmek üzere. AKP rejimi, ülkeyi, ABD ve NATO’ya hizmet adına, Karadeniz’de ama özellikle Afganistan’da yeni maceralara sürüklüyor. Neden mi? “Doğasında var” da ondan! 

JEOPOLİTİĞİN EKONOMİSİ

Jeopolitiğe (küresel hegemonya rekabetinin dinamikleri dışında) egemen sermayenin artık-değere el koyma süreçlerinin gereksinimleri yön verir. Egemen sermayenin başat karakteri sanayi üretimi ya da finans-kapital ise jeopolitik, öncelikle hammaddeye, ucuz işgücüne, yeni pazarlara ulaşmaya ilişkin olacaktır. Başat olan finans sermayesiyse, diğer ekonomilerde üretilen artık-değere el koymaya yönelik borçlandırma, portföy yatırımları, satın alıp parçalayıp satma (asset stripping) gibi yöntemler önem kazanır. Bu yöntemler, “borç tuzağı” yoluyla, kaynak alanlarını ve piyasaları diğer sermaye gruplarının kullanımına açabilir.

Ekonomisi, dış kredilerin (yeni bilgiler buna karapara aklama ve belki de uyuşturucu trafiğini de eklememiz gerektiğini düşündürüyor) ülke içinde değerlendirilmesiyle yaratılan rantı, komisyon, rüşvet, haraç ve “çökme” gibi araçlarla bölüşmeye dayalı bir egemen sınıf fraksiyonunun dış politika önceliklerinin, finansal kaynaklara ulaşmanın ve “aslında sürdürülemez” bir modelin bekasının gereksinimlerine göre şekillenmesini bekleyebiliriz.

AKP rejimi, ülke içindeki rant bölüşüm olanaklarını tüketirken, uluslararası mali sermayenin değerlenme olanaklarını da kuruttu. Gelinen noktada, IMF gibi uluslararası kurumlar “artan bir borç krizi riskinden” söz derken, dış kaynağa ulaşmanın yasadışı yolları da açığa çıkmaya başlarken, uluslararası mali sermayeyi cezbetmek iyice zorlaştı. Bu zorluk, rejimin kaynak dağıtarak etrafında tuttuğu destek sınıflarıyla, tufeyliler tabakasıyla bağlarını zayıflatıyor. Ortaya dökülen skandallar genel olarak toplumda tepki yaratıyor. Kısacası kaynak sıkıntısı rejimin bekasını tehdit ediyor. 

ŞİMDİ NEYİN RANTI?

Son dönemde kimi siyasi gelişmeler bu zorlukları daha da ağırlaştırıyor. Peş peşe gelen dış politika fiyaskoları (Libya, Doğu Akdeniz, Suriye, Mısır’ın ve Suudi Rejiminin kapısını aşındırırken “Müslüman Kardeşleri” satışa çıkarmalar) rejimin manevra alanını iyice daralttı, büyük güçler arası rekabet ortamında “iki iskemleye birden oturmak” olanaksızlaştı. Rejim’in içine düştüğü yalnızlığı sert “U” dönüşleriyle aşma çabaları, ekonomik ve siyasi sermayesinin en zayıf olduğu bir anda gündeme geldiğinden, beraberinde, ulusal çıkardan büyük tavizler verme riskini de getiriyor. 

Bu çabalar hızlanırken, ABD’de Biden yönetimi, Avrupa Birliği, bu emperyalist blokun askeri örgütü NATO, AKP Rejimini, demokrasiyi savunma gerekçesiyle hedef alarak baskıları artırmaya başladılar. ABD’de, bir zamanlar Saddam rejimini hedef almış olan “Neo-conlar”ın bu kez “The Turkey Democracy Project” adlı yeni bir yapılanma içinde (Bolton da katılmış) hareketlenmiş olması da yukarıdaki resmi zenginleştiriyor.

Rejimin “bekası” için gerekli kaynakları ülke içinden ve dışından edinme olanakları hızla tükeniyor. AKP rejiminin son olarak, kaynak yaratmayı kolaylaştırma umuduyla, ülkesinin askerinin enerjisini, karşılık (teminat) göstermeye çabaladığı anlaşılıyor. Bu çabalar da Mehmet Ali Güller’in cumartesi günkü yazısında “Kırım, Kafkasya ve Afganistan görevleri sıradan taktik görevler değil, stratejik düzlemde, AKP’nin Türkiye’yi konumladığı cepheyle ilgilidir” saptamasıyla vurguladığı çok tehlikeli gelişmeleri besliyor.

Örneğin, AKP, Afganistan’da Kâbil Havaalanı’nın güvenliğini sağlamaya talip olurken, Wall Street Journal, ABD istihbarat yapılanmasının, Afgan rejiminin, ABD çekildikten sonra altı ay içinde çökmesini beklediğini aktarıyor. Taliban, Türkiye’yi işgalci güç olarak görüyor. Afganistan’da, ABD’nin çıkışının ardından bir iç savaş olasılığı yüksek. Kimi yorumcular da Çin’in “Tek yol tek kuşak projesi” ve madencilik yatırımları bağlamında Afganistan ve Pakistan ilişkilerine işaret ederek “ABD bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracak bir iç savaştan hoşnutsuz olmayacaktır” diyorlar. 

Rejim, ülkesinin çocuklarını bu kargaşaya sokmaya hazırlanıyor. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

İki yoldan biri… 2 Ağustos 2021
Evet, umut var 22 Temmuz 2021