Asgari Müştereklerde Buluşmak

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Türkiye’deki kutuplaşmaların ve ayrışmaların “bütünleşmeye ve demokratikleşmeye dönüşmesini” bu ülkede yaşayan çok büyük bir çoğunluk istiyor.
Buna karşın olumsuzluklar engellenemiyor. Demokratikleşme, bütünleşme ve ortak çıkarların geliştirilmesinin yolu nasıl açılacak? Siyasal partiler olsun, işçi ve işveren gibi diğer çıkar grupları olsun
“asgari müştereklerde anlaşmaları gerekir”.
Bu yapılamaz ise hiçbir sorun çözülemez, olumsuzluklar yığımlı olarak bir kar topunun çığa dönüşmesi gibi sürer gider.
Sonuçta kimse kazanamaz;
“bütün taraflar” kaybeder. Türkiye’de demokrasinin gelişmesini istemeyen azınlık ve kimi küresel güçler tek kazanan taraf olur.
Bakın azgelişmiş ülkelerin haline; Mısır’dan Bangladeş’e, Libya’dan Somali’ye, Irak’tan S. Arabistan’a; ne demokrasi, ne halkın refahı, ne uygarlık değerleri var; iç çatışmalar, mezhep savaşları, terör, sefalet kol geziyor.
Türkiye’nin bu duruma düşmemesi için “
tarafların asgari müştereklerde uzlaşması” tek çıkış yoldur.

\n

Yaşam tarzında uzlaşma

\n

Türkiye’nin Cumhuriyet öncesinde ve sonrasında belirli bir birikimi vardır. Demokratik kimi kriterlerle, çağdaş değerlerle “belli ölçüde” bütünleşebilmiştir. Avrupa ile tarihsel olarak siyasi, iktisadi ve kültürel entegrasyon oluşmuştur.
Sokaktaki insanımızdan kurumlara kadar birçok alanda kısmi bütünleşme sağlanmıştır. TV’de izlenen yerli ve yabancı filmlere, yazılı basına ve internet ortamına baktığımız zaman
“bu geri dönülmez yaşam tarzını” tüm ayrıntıları ile görürüz.
Somuta indirgeyerek yüksek sesle düşünmeye çalışalım: Asgari müştereklerimiz neler olabilir ya da olmalıdır.
“Olmalıdır” sözcüğü “uzlaşma” ile çatışır görünse de çağdaş ve uygar dünyanın ölçütleri penceresinden bakılmasına, marjinal bir azınlık dışında karşı çıkmaz;
- En başta çağdaş demokratik değerlerin
“kabullenilmesi” düşünülmelidir. Bu herhalde Bangladeş’in veya Katar’ın değerleri olamaz; Batı Avrupa ülkelerine benzer demokratik kriterlerin asgari müştereklere girmesi söz konusudur.
Evet Batı Avrupa Hıristiyandır, onun da kendi ölçütleri vardır; ancak Batı Avrupa ülkelerinin katılımcı demokrasilerinde dini öğeler esas alınmaz, demokrasinin kendi çağdaş değerleri söz konusudur.
Bireyle toplum, kişisel çıkarlar ve özgürlükler ile toplumsal yarar (refah) arasındaki denge katılımcı demokrasi yolu ile sağlanır. Türkiye’deki asgari müştereklerde de bunun esas alınması gerekir.
- Toplumsal faydanın sağlanması,
“bütünlük içindeki eşgüdüm ve denge ile yürütülür”. Şirketin rekabet koşulları haksız rekabete dönüşmeden oluşturulur; sürücü kırmızı ışıkta kesinlikle durur, önündeki arabayı kural dışı geçmez. Kahire’de önümüzdeki arabanın şoförü kendisini ikaz eden trafik polisini gözümün önünde yumruklamış, sonra da gaza basıp gitmişti.
- Evet doğrudur; Türkiye’nin Avrupa ülkelerinden farklı kültürel değerleri vardır. Ama bu farklı değerler birey-toplum-devlet ilişkilerinde,
“çağdaş ve demokratik ölçülere ters düşemez”. Biz Müslümanız, kumalık caizdir dersek demokrasiye ve çağdaş değerlere karşı çıkmış oluruz.
- Yürütme, yargı ve denetim mekanizmaları arasında denge sağlanması demokrasinin olmazsa olmazıdır. Sağcı, solcu, liberal, laik, sosyal demokrat, aşırı muhafazakâr, ulusalcı, gayri millici herkesin buna
“evet demesi” gerekir. Evet demiyorsa, diyemiyorsa kendisi marjinaldir ve demokrasi karşıtıdır.
Anayasa konusunda asgari müşterekler etrafında birleşmek gerekir. Siyasal partilerin dürüst davranarak çağdaş demokratik kriterleri benimsemeleri uzlaşmayı getirecektir. Halkın, kamuoyunun önüne bu somut ve çağdaş ölçütleri sergileyerek gitmek gerekir.
- Türkiye’nin bütünlüğünü bozmayacak katılımcı demokratik araçların ortaya konması söz konusudur.
- Kadın-erkek eşitliğinden sosyal toplumsal öğelere; uluslararası rekabet ortamını sağlamaktan azınlık haklarının çağdaş ölçülere kavuşturulmasına kadar
“asgari müşterekler” belirlenmelidir.

\n

Alternatif kaostur

\n

Siyasal partiler ve sivil toplum örgütleri “asgari çağdaş değerlerin benimsenmesi konusunda” bir havuz oluşturamazlarsa Türkiye’nin yaşamakta olduğu sorunlar çözülemez; demokrasi daha da gerilere gider.
Eğer birileri bu geriye gidişi sağlamak için demokrasiyi bir araç olarak kullanıyorsa,
“marjinal konuma düşerler”. Çünkü halkın büyük çoğunluğu böyle düşünüyor.
Özellikle bu coğrafyada yakın tarih bunu ispatlamıştır. Ama birçok ülke için artık iş işten geçmiş olur. Arap ülkelerine ve İran’a bakalım; bu ülkelerin durumunu
“çağdaş demokratik değerlerle karşılaştıralım”. Bunun alternatifi ise kaos ortamıdır.
Bugün
“uzlaşma” sorununun önde gelen iki ayağı “yaşam tarzı ve Kürt sorunudur”. Taraflar en başta, çağdaş ve katılımcı demokrasi konusunda uzlaşmış olsalar sorun çözülür.
Ortadaki gerçek şudur; halkın büyük çoğunluğu zaten uzlaşmıştır. Sorun,
“tarafların demokratik zaaflarıdır”.

\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları