Feyzi Açıkalın

Ne çok biriktik bu süreçte

16 Nisan 2017 Pazar


35 yıl sonra geldiğimiz nokta o günlerden çok farklı. 1982’de neredeyse bir iç savaşa dönüşen çatışmaların, darbe nedeniyle bıçak gibi kesilmesi sonrasında halk oylamasına gidilmişti. Halk çok büyük çoğunlukla anayasa değişikliği lehine oy kullandı.

2017 Anayasa değişikliği oylaması süreci ise, yüzde ellilik dilimlere ayrılmış bir toplumun bir diğerinden ne kadar oy çalabileceği hesaplamasıyla geçti. Propaganda süreci aslında, eşit olmayan koşullarda, dahası bu eşitsizliğin normalmiş gibi kabul edilerek başlatıldığı tek taraflı bir savaştı.
Sonucu ne olursa olsun, bu referandumda Türkiye’nin çok kazançlı çıktığını zannediyorum. Adına referandum denen şey(!) turnusol kağıdı işlevi gördü. Asit ve bazları ayırt etmekte kullanılan kağıt gibi, halkın rengi de bu sayede netleşti. Aslında netleşmedi, nötr reaksiyon vererek ahlaksızlaşanların kimliği ortaya çıktı…

Kararsız ya da ortadanmış gibi görünerek kazanan tarafa kapağı atmaya niyetli ne çok insanın olduğunu üzülerek gördük. İşin kötüsü bu kaypakların çeşitliliği idi. Siyasetçi eskisinden tutun da, şehirlerdeki avantadan pay kapmaya, yer tutarak ayakta kalmaya çalışan hemşeri guruplarına, iş insanlarına, yerel siyasetçilerine kadar onlarca gurup içinde sıralanmışlardı.

Turnusol kağıdı, siyaset yapma biçimi ve dilini kullanmada da işlev gördü. Siyasetçilerin üstlerindeki boyalar, tek elden gelen mesajları yayma kaygısını güderlerken nasıl da dökülüverdi. Asıl metnin dışına çıktıklarında, söyledikleriyle destekçilerini bile utanca boğdular. Tam da tersi; oturmuş, deneyimli politikacılar aynı platformda kalitelerini sergiledikçe halk farkı gördü.

Ne insanlar ortaya çıktı sosyal medyada. Bir kısmı tel tel dökülür, anlatacak meramı olamadığı için mahalle kavgası dilini kullanırken, diğer tarafta anayasanın iç yüzünü tane tane açıklayan ne denli bilgili bilim insanlarıyla tanıştı Türkiye.

Hiç yüksünmeden, temelsiz iddia ve açıklamalara çata çat yanıt veren değerli yazar, çok sayıda bilim insanı gördü bu ülke. Yerlerde sürünen zeka artıklarını akıllı yanıtlarla paçavraya çevirdiler. Ve savaşım gücü, moral aşıladılar ülkesini seven, yarınları düşünen insanlara.

Halk oylaması, farklı siyasi guruptan insanları da birleştirdi. Cumhuriyeti koruma uğruna saflar sıklaştı. Ne yazık ki bu “birikerek çoğalma” ülke nüfusunun yalnızca yarısında oluştu. Diğer yarı ise olası bir yenilgi sonrasındaki çözülme ve çözünme korkusuyla safları sıklaştırdılar.

Hatırlamayanlar için; “çözülme” yalnızca fiziki yapılarda olan parçalanma, ufalanmadır. “Çözünme” de ise yapıyı oluşturan unsur erir, kimyasal yapının değişmesi sonucu ufalanma, ayrışma başlar. Yapı bir bozulmaya görsün, un ufak olur!

Kimler tarafından ne düşünüldü, nasıl planlandı da bu “evet mi hayır mı?” sandığı alelacele ortaya kondu bilinmez ama bundan sonra, beklendiğinde daha farklı bir Türkiye’ye uyanılacağı kesin. Halk oylaması sürecinin, tam da tersine güçlendirdiği bir Türkiye’ye…

 

 


Yazarın Son Yazıları

Arap arap arap… 10 Aralık 2020
6,6’lık suistimal 4 Kasım 2020
Depremin getirdiği 1 Kasım 2020