Gülengül Altınsay

Kosova can simidi

17 Kasım 2016 Perşembe

Aziz Nesin, “Bir insan ne kadar çok bir şeyden bahsederse o konuda bir sorunu vardır. Hatta soyadlarını tespit ederken de en fazla eksik oldukları konuya vurgu yaparlar” demişti, tabii mealen. Ne bileyim mesela hantalsa atik, fakirse zengin soyadını almak gibi.
Tabii ki bire bir tespitler olamazdı bunlar ama insan davranışlarını, eğilimlerini anlamak için çarpıcı örneklerdi.
Bence haklıydı da Aziz Nesin.
Başka bir açıdan bakarsak günümüzde insanlar şereften, ilkeden, dürüstlükten, vatan-millet sevgisinden ne kadar bahsediyorlarsa bunun altında o oranda kişisel bir çıkar ve iktidar meseleleri yatabiliyor. En azından böyle bir şüphe uyanıyor. Öyle ya, kimsenin itiraz etmeyeceği yukarıda sıraladığım değerleri sürekli başımıza kakmalarının başka sebebi olabilir mi? “İlkelilik, şereflilik, dürüstlük” gibi değerler birinci tekil şahısta söylendiğinde, bunun altında bir “gocunma olayı” aramaz mısınız?

Terim-Arda çatışması
Şeref ve milletten özür” üzerinden yürüyen Arda-Terim çatışmasının da bir memleket meselesi olmadığı, sadece iktidar çatışması olduğu Kosova maçı sonrası tarafların yaptığı açıklamayla anlaşıldı.
Medyadaki insanların bilip de gayri resmi söylediğine göre, kim daha yukarılara daha yakın, kimin yukarısı nezdinde itibarı daha fazla tartışmasıydı bu aslında.
Nitekim yine sorun ilkeler doğrultusunda değil kişisel ilişkilerle çözüldü mesela. Hatta medyada kulağı kesiklerin yazdığı gibi yukarıdan gelen bir talimatla kadroya alındı bu futbolcular.

Açıklama kabahatten beter
Ne ki konu basına başka biçimde sızdırıldı. Emre Belözoğlu,Terim’i aramış, telefonu Arda’ya vermiş, o da “hazırım” demiş falan.
Aslında bu açıklama işin vahametini daha da ortaya seriyor.
Emre Belözoğlu gibi şu anda Milli Takım’la alakası olmayan bir kişi Milli Takım üzerinde nasıl bir konuma sahip ki açılmayan telefonları açtırabiliyor, ilişkileri düzenleyebiliyor?
Milli Takım’a futbolcu seçimi, ya da seçilmemesi böyle ilgisiz kişilerin telefonlarıyla mı belirleniyor?
Tabii ben bir vatandaş olarak bunlar doğru mu değil mi, bilemem. Yalnız yalanlanmadığına göre asılsız da değil anlaşılan.

Zamanlama harika
Öyle ya da böyle, Terim ile bazı futbolcular arasındaki barış da tam zamanında geldi; Kosova gibi grupta sadece bir puan almış, bizim 1. Lig’de bile zor oynayacak bir takımla yapılacak maç öncesinde!
Ve Antalya’da oynadığımız maçta alınan 2-0’lık galibiyet ortalığı sütliman etmeye yetti.
Tabii görünüşte.
Tabii inanırsanız.
Sonuçta 23 Mart’ta oynanacak Finlandiya maçına kadar sular duruldu.
Böylece Fatih Terim de nefes aldı, en azından o tarihe kadar dünyanın en pahalı Milli Takım Teknik Direktörü unvanını koruyacak. Hem de Türk parasının tepetaklak olduğu bir dönemde Avro olarak alacak parasını.
Ne için? Türkiye grupta dördüncülüğünü koruduğu için mi?
Bu ülkede emeğiyle geçinen insanlar daha çok çalışıp daha az kazanacak. Halkın vergilerinden ve tüketiminden elden edilen gelirler reklam ve sponsorluk olarak Federasyon’a ve TV kanallarına gidecek. Onlar da Terim’in “Yörolarını” ödeyecek.
İlke mi dediniz? İşte size ilke…


Yazarın Son Yazıları

Mesut gelecek… 16 Ocak 2021
Hakkıyla lider 7 Ocak 2021
Olgun Beşiktaş 29 Aralık 2020
On iki dakika 21 Aralık 2020
Hepimiz Webo’yuz 10 Aralık 2020
Oku Sergen oku 3 Aralık 2020
Futbol hırsızları 26 Kasım 2020
İki farklı Beşiktaş 22 Kasım 2020
Sol bek çok 12 Kasım 2020
Hüsran 7 Kasım 2020
Koptuk düşüyoruz 30 Ekim 2020
Luce laneti mi? 23 Ekim 2020
Bir tek Rıdvan 5 Ekim 2020