Gülengül Altınsay

Yerli, milli ve yabancılı

10 Ağustos 2020 Pazartesi

Şampiyonlar Ligi çeyrek finalistleri belli oldu. Cuma akşamı Lyon Juventus’u, M.City de Real Madrid’i eledi. Juventus ve Real Madrid’in bitik hallerini izlerken özellikle Lyon’un ne kadar diri bir futbol oynadığını gördük. Bakın Lyon’un maç kadrosuna; orta alanda maçın yıldızı olan Aouar altyapıdan ve 22 yaşında, yinealt yapıdan Caqueret 20, Brezilya’dan alınan Bruno 22, kanatta Cornet ise 23 yaşında.

Sonra gelelim bizim şampiyonumuz Başakşehir’e. Avrupa Kupası’nda Kopenhag karşısında hiç varlık gösterememesinin birincil nedeni yaşlı takım olması değil miydi? Kopenhag daha çok koştuğu, kondisyonu daha iyi olduğu için kazanmadı mı? Sonuçta şampiyonun nezdinde ülkede körüklenen takım kurma anlayışı da hezimete uğradı. Bu arada kulüp yönetimiyle örnek gösterilen Başakşehir’in finansal olarak diğerlerinden bir farkı olmadığı ortaya çıktı. UEFA ile uzun pazarlıkların ardından 4 yıllık ağır koşulları olan bir anlaşma yapıldı. Bu koşullara baktığınızda, “Başakşehir Avrupa yasağından iyi sıyırmış” diyebilirsiniz rahatlıkla.

Gerçekler ortada

Aslında kulüplerin gelir gider dengelerinin kurulması, transferlerin akıllıca yapılması herkesin dillendirdiği gerçekler. Konuşmaya gelince herkes hemfikir ama iş uygulamaya gelince eski bildik alışkanlıklar bir gıdım değişmiyor. İşte yine bir transfer dönemindeyiz ve parasızlıktan ağlayan kulüplerimizin peşinden koştukları oyuncuların yaşlarına bir bakın. Yani kesinlikle akıllanmıyoruz biz. Tabii ki bir takımda 30 yaş üstü oyuncu da olacak; gencini bulamıyorsan ya da takıma tecrübe de katmak istiyorsan. Ama bu riske değmeli alınacak yaşlı oyuncu ve bir takımda bunların sayısı bir ikiyi geçmemeli. Fakat bakıyorum da özellikle büyük takımlar sonuca çabuk gitme bahanesi ile takımlarını bir daha transferi olamayacak kadar yaşlı oyuncularla dolduruyorlar. Bir yandan limitlerden, parasızlıktan, yeterince para harcayamamaktan yakınıyorlar, bir yandan da Dolar, Avro bazında transferler yapıyorlar. Sonunda bize özgü bir lig yarattık ve burada nedense yaşlı yabancı oyunculardan vazgeçemiyoruz.

Limit bahane

Şu limitler meselesi de tümüyle hedef şaşırtmaktan başka bir şey değil. Kulüpleri daha çok harcamaya yönlendirip sonra iflasa sürüklüyorlar böylece. Bankalarla borç yapılandırması yapan kulüpler 2 yıl sonra ne yapacaklar ana parayı ödemek zorunda kaldıklarında. Şu 2 yıl ne kadar çok harcarlarsa kar sanıyorlar. Öyle ya sonrası Allah kerim. Fenerbahçe gibi bankalarla anlaşması olmayan kulüplere düşük limitler verilmesi bir çeşit cezalandırma gibi gözükse de uzun vadede şans aslında. Ne kadar az harcarsan o kadar az borcun olmaz mı?

Tüm bunlar olurken başımızda öyle bir TFF var ki bir dediği bir dediğini tutmuyor. Nereden baskı gelirse ona göre şekil değiştiriyor. Bir gün önce kümeden düşme olacak derken 1 gün sonra kümeden düşmenin kaldırılması ise bardağı taşıran son damla. Ve bizi nasıl bir lig bekliyor bilmiyoruz. Takımlar 42 haftalık sezonda kaç günde bir maç yapacak, bilmiyoruz. Oldu olacak -bir arkadaşın dediği gibi- 81 takımlı lig kurulsun, ilk 10’a da şampiyonluk kupası verilsin.


Yazarın Son Yazıları

Van der Sar ne bilir? 24 Eylül 2020
Puan futbolu 17 Eylül 2020
Kolay başlangıç 14 Eylül 2020
Messi de gelse 11 Eylül 2020
Bile bile Paok 4 Eylül 2020
‘Paradan kıymetli’ 23 Ağustos 2020
Tren kaçıyor mu? 17 Ağustos 2020
Yerli, milli ve yabancılı 10 Ağustos 2020
Başakşehir dersleri 23 Temmuz 2020
Teşvik nedir bilmeyenler 17 Temmuz 2020
Rus ruleti 10 Temmuz 2020
Eski virüs: Transfer 2 Temmuz 2020
Burak’la kolay 27 Haziran 2020
Ağlayan çocuklar 26 Haziran 2020