Vedat Günyol, önce eleştirmendi
Hikmet Altınkaynak
Son Köşe Yazıları

Vedat Günyol, önce eleştirmendi

09.01.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Pazar günü Kartal Belediyesi Hasan Âli Yücel Kültür Merkezi’nde yapılan Vedat Günyol ve Deneme Üstüne Sempozyum etkinliğinin konuşmacılarından biriydim. (bkz. https://vedatgunyol.wordpress.com/) Konum, Vedat Günyol’un denemeciliğiydi. Bunu 15 dakika içinde anlatabilmek elbette zordu, özetledim. Ama sempozyumda sunulan bildirilerin tam metni belediye tarafından yayımlanacak kitapta yer alacağı ve etkinliği izlemeye gelenlere -isterlerse, ücretsiz olarak- gönderileceği duyurulunca, sevindim. Şimdi de konuyu yaygınlaştırmak, aramızdan ayrılışının 16. yılında sayın Günyol’u saygıyla anmak için yazıyorum.


Vedat Günyol’la tanışmam


Vedat Günyol, önce eleştirmendi. Onunla tanışmam Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazıları yanı sıra, 25 yılın sonunda Kasım 1976’da “Son Sayı” olarak çıkardığı Yeni Ufuklar dergisiyle oldu.

Ben de 3 yıl sonra, 1979’da, Eleştiri adıyla bir dergi çıkardım. Önce 15 günlükle başlayan 6 ay sonra da aylığa geçen bu dergimin 1 Eylül 1979 tarihli 2. sayısında, “Yaşayan Eleştirmenlerimiz” başlıklı söyleşi dizisinin ilk konuğu Vedat Günyol oldu.

Söyleşiyi Konur Ertop yapmıştı. Ertop, ayrıca “Eleştiri Tarihimizden” başlıklı yazılar kaleme alıyordu. Söyleşi K.E. kısaltmasıyla yayımlandı.

Yaşayan Eleştirmenlerimiz” söyleşilerini yapanlar da her sayı değişiyordu. Örneğin 3. sayıda Mustafa Nihat Özön’le konuşan bendim.

 

Behçet Necatigil’in tanımı


Ünlü yapıtı Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’nde Behçet Necatigil, Günyol’u “Günümüz eleştiricilerinden” diye tanımlar. Necatigil’i 1979’da yitirdiğimize göre, yani Vedat Günyol’un eleştirmenliği denemeciliğinden önce gelir. Ama aslında eleştirmenliğiyle denemeciliği iç içedir. Yazdığı ilk eleştirisi Yakup Kadri ve Halide Edip üstünedir. İlk denemesi ise, “İnsan Kavşağı”dır.

Günyol, eleştiriyi yapıtla okur arasında kurulan köprüye benzetir. Bu nedenle de eleştiride kesinliği kabul etmez. Hele de eleştiride bilimsel kesinlikten kaçar. Bu nedenle denemeleri yaşamının izdüşümüdür. Yani işiyle, mesleğiyle, güncel konularla, yalnızlık, yaşam ve ölümle; eğitimle, etik değerlerle ilgili gruplanabilecek denemeler yazar.


Montaigne’den farkı


Deneme deyince, Montaigne’i anmamak olmaz. Denemenin piri, denemenin babası Montaigne, “Herkes önüne bakar, ben içime bakarım, benim işim yalnızca kendimdir, hep kendimi gözden geçiririm” der.

Dört cilt olan Denemeler’i 1568’de yayımlanmaya başladı. Ülkemizde ise, Türkçeye ilk çevirisi Sabahattin Eyüboğlu tarafından Hasan Âli Yücel döneminde 1947’de yapıldı. Denemeler’de Montaigne şunu vurguladı: “İnançlarımızı, düşüncelerimizi, göreneklerimizi başkalarına kabul ettirmeye çalışmayalım.”

Vedat Günyol içinse deneme yazarlığı, önce kendini, daha sonra kendi gibi gördüğü başkalarını anlama ve anlatma sanatı oldu. Denemeyi, “hiçbir şeyi ispatlamaya kalkmadan, belli bir konu üstünde özgürce, konuşur gibi, düşünce üretiminde bulunmak... biçiminde tanımladı.

Vedat Günyol’un işiyle, sanat ve edebiyatla ilgili denemeleri geniş bir yelpaze oluşturdu. Çünkü İstanbul’da doğup, babasının kaymakam olması nedeniyle ilkokul yıllarını Diyarbakırda, Kartal’da, Cide’de geçiren, Saint Benoit’yı, İstanbul Hukuk’u bitiren, Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde hukuk doktorasını tamamlayan, Paris’te Aragon’a kitap imzalatan Sartre’ı gören Camus’nün konferanslarını dinleyen, Eskişehir ve Mersin’de 3 yıl yedek subay askerlik yapan, evlenip 11 ay sonra boşanan, aktörlük ve diplomatlığa heves edip yazarlıkta karar kılan, çevirmenlik, öğretmenlik, dergicilik, yayıncılık, ansiklopedi ve gazete yazarlığı yapan, çevirmenlikten hapis yatan ve tüm deneyim ve görüşlerini denemelerinde okurla paylaşan Vedat Günyol, Oktay Akbalın dediği gibi hep “insan kavşağı”nda buluştu. Dünyaya insan açısından baktı.

Eğitim konusunda İlhan Selçukun yöntemini izlediğini yazdı. Yaşanan bir olaydan hareketle vermek istediği estetik ve etik değeri, sözünü tutma, dürüstlük, görgü, giyim kuşam vb. değerleri, kavramları anlattı, yaşattı. Eğitimin de akla, bilime ve mantığa dayanması gerektiğini işledi. Böylece Montaigne’den ayrılan yanını da okura taşıdığı bilinçle göstermiş oldu. Montaigne gibi sadece durumu ortaya koymadı, duruma, soruna çözüm öneren güler yüzlü bir denemeci oldu.

Yaşasaydı, her üç gençten birinin işsiz, açlıktan yaşamına kıyanların olduğu bu bozuk düzende kim bilir ne eleştiriler denemeler yazar ne sorumluluklar yüklenirdi! Ondan okumada öncelik/güncellik için Bu Cennet Bu Cehennem kitabını öneririm.

Yazarın Son Yazıları

Dayanışmak yaşatır...

Dayanışmak yaşatır...

Devamını Oku
09.02.2023
Kitap da okumalı, dergi de...

Kitap da okumalı, dergi de...

Devamını Oku
02.02.2023
Okullar tatildeyken...

Okullar tatildeyken...

Devamını Oku
26.01.2023
Dünya Âşık Veysel’i hatırlayacak

Dünya Âşık Veysel’i hatırlayacak

Devamını Oku
19.01.2023
Yeni yıl buluşmaları...

Yeni yıl buluşmaları...

Devamını Oku
12.01.2023
Yeni yıl günlükleri

Yeni yıl günlükleri

Devamını Oku
05.01.2023
İnönü deyince…

İnönü deyince…

Devamını Oku
29.12.2022
Aydın Ilgaz’ı uğurlarken…

Aydın Ilgaz’ı uğurlarken…

Devamını Oku
22.12.2022
Okumak...

Okumak...

Devamını Oku
15.12.2022
Büyük buluşma sürüyor...

Büyük buluşma sürüyor...

Devamını Oku
08.12.2022
Kitap şenliği başlıyor...

Kitap şenliği başlıyor...

Devamını Oku
01.12.2022
Alnımızda bilgilerden bir çelenk

Alnımızda bilgilerden bir çelenk

Devamını Oku
24.11.2022
Toplumun pusulası

Toplumun pusulası

Devamını Oku
17.11.2022
Her 10 Kasım...

Her 10 Kasım...

Devamını Oku
10.11.2022
Yazı devrimi

Yazı devrimi

Devamını Oku
03.11.2022
Cumhuriyet özgürlüktür

Cumhuriyet özgürlüktür

Devamını Oku
27.10.2022
Son olsun artık!

Son olsun artık!

Devamını Oku
20.10.2022
Şair eczacılar...

Şair eczacılar...

Devamını Oku
13.10.2022
Ekimde İstanbul...

Ekimde İstanbul...

Devamını Oku
06.10.2022
Sansürlü Hayat

Sansürlü Hayat

Devamını Oku
29.09.2022
Dil Devrimi 90 yaşında

Dil Devrimi 90 yaşında

Devamını Oku
22.09.2022
Tut elimden İzmir

Tut elimden İzmir

Devamını Oku
15.09.2022
Unutulan bir şair

Unutulan bir şair

Devamını Oku
08.09.2022
Yurtta barış...

Yurtta barış...

Devamını Oku
01.09.2022
Oktay Akbal...

Oktay Akbal...

Devamını Oku
25.08.2022
Durmak zamanı geçti...

Durmak zamanı geçti...

Devamını Oku
18.08.2022
Can Yücel Haftası...

Can Yücel Haftası...

Devamını Oku
11.08.2022
Yaz yalnızlıkları...

Yaz yalnızlıkları...

Devamını Oku
04.08.2022
Basının ve edebiyatın işlevi

Basının ve edebiyatın işlevi

Devamını Oku
28.07.2022
Yoksulluk

Yoksulluk

Devamını Oku
14.07.2022
Edebiyat eleştirisi deyince...

Edebiyat eleştirisi deyince...

Devamını Oku
07.07.2022
Mavi Orman

Mavi Orman

Devamını Oku
30.06.2022
Edebiyat rüzgârı Kartal’dan esti...

Edebiyat rüzgârı Kartal’dan esti...

Devamını Oku
23.06.2022
Jules Verne ile İstanbul’da yolculuk...

Jules Verne ile İstanbul’da yolculuk...

Devamını Oku
16.06.2022
Devrim ve karşıdevrim...

Devrim ve karşıdevrim...

Devamını Oku
09.06.2022
Nâzım Hikmet’in yolculuğu...

Nâzım Hikmet’in yolculuğu...

Devamını Oku
02.06.2022
Ecevit, Beşiktaş’ta doğdu...

Ecevit, Beşiktaş’ta doğdu...

Devamını Oku
26.05.2022
Bugün bayram...

Bugün bayram...

Devamını Oku
19.05.2022
Düşünün. Çünkü henüz yasaklanmadı...

Düşünün. Çünkü henüz yasaklanmadı...

Devamını Oku
12.05.2022
Hepimizin Cumhuriyeti...

Hepimizin Cumhuriyeti...

Devamını Oku
05.05.2022