Gençleri Sevin Efendiler!

24 Ağustos 2014 Pazar

Yeni Osmanlı ideali için ülkeyi tüm komşularıyla düşman hale getiren Davutoğlu’nun Başbakanlığa getirildiği, tüm kurumların yeniden yapılandırıldığı, imam hatiplerin eğitimdeki yerinin yüzde yetmiş beşe çıktığı, Urla gibi Ege’nin tam ortasında bir yerde, Kuran kursu öğrencilerinin ilahiler okuyarak yollarda dolaştığı bir ülkede, yerel yönetimler fazlasıyla önem kazanıyor. Özellikle de gençlik konusundaki davranış ve anlayışlarıyla.
Neden böyle bir konuya girdim. Ben dört günlük 4. Urla Toprak Sahne Festivali için Urla’daydım. Toprak Tiyatro, dokuz yıldır Urla’da ve çevre ilçe ve köylerde varlığını sürdüren bir tiyatro. Dört yıldan beri de Urla’da Türkiye’nin her yerinden gelen yerel tiyatrolara ev sahipliği yapıyorlar. Bu yıl 16 tiyatro Urla’daydı. Buraya kadar güzel. Yerel yönetimden ne beklenir, gelen gruplara en azından bir kamp alanı açmaları, karavana usulü yemek temini ve tabii ki ulaşım. Ben tanık oldum, Seferihisar, Karaburun, Mordoğan’da yerel yönetimler gençlere kol kanat germişlerdi. Ama Urla’da bırakın kol kanat germeyi, kamusal bir alanda, İzmir Valiliği’ne haber verildiği halde, hem de Demokrasi Parkı’nda oyun oynamaları neredeyse yerel yönetim tarafından engelleniyordu.
Beni bilirsiniz, tanık olmadığım olayları yazmam. Ama bu oldu. Canla başla köylerde, parklarda oyun oynayan gençlere bırakın bir şişe su vermeyi, oyunlarını engellemeye kalktılar!
Üstelik Urla’nın CHP’li yeni belediye başkanı bir kadın. Çok genç. Sibel Uyar. Ondan ne beklenir, kentine, Türkiye’nin her yöresinden gelmiş gençleri bir anne şefkatiyle kucaklaması.
Oysa o Demokrasi Parkı’na zabıtalarını gönderip hem tehdit etti hem de tutanak tutturdu. Tutanakta gençlerin kamusal alanda oyun oynadıkları ve kaçak elektrik kullandıkları yazıldı. İmzalandı. Neyse ki, gençler daha sonra başlarına gelecekleri göze alarak oyunlarını oynadılar. Ertesi gün daha da vahim bir şey oldu. Elektrik alınan trafo mühürlendi. Neyse ki gençler gene de oyunlarını oynadılar.
CHP gençleri yitiriyor. Çünkü onlara tıpkı iktidar gibi potansiyel suçlular duygusuyla yaklaşıyor. Evet öyle, birkaç milletvekilinin Gezi olayları sırasında gösterdiği özveri, son zamanlarda eriyip gitti. Gençler siz öyle sanabilirsiniz ama “tıpış tıpış” yürümüyorlar. Onlar yolların epeyce engelle dolu olduğunu biliyorlar ve bu engelleri aşmada kararlılar.
Şimdi hikâyenin can alıcı noktasına gelelim. Paraları olmayan, Toprak Sahne oyuncularına kim sahip çıkmış? Tabii, kentteki aydınlar ve kent esnafı. Birisi “Gelin benim kamp alanımda sizlere yer veriyorum, buyurun çadırlarınızı kurun” demiş. AKP’li Selçuk Belediyesi ses teşkilatını göndermiş. İzmir Büyükşehir, çadır yardımı yapmış, bir başka belediye tişörtleri bastırmış.
Ben gittiğimde, çocuklar esnafı dolaşıp kiminden bir çuval mercimek, kiminden domates, kiminden pirinç alıyorlardı. Peki, yemekleri kim yapıyor, Urlalı kadınlar kolları sıvamışlar, işini bitiren tiyatrocular da annelere yardım ediyor. Eh bir kap çorba elbette çıkar.
Festivalin tiyatrocu, yazar, benim gibi hem sokak tiyatrocusu hem gazeteci dostları var. Yaşları pek uygun olmadığı için onlara otel gerekiyor. Oteller tamam demişler, dolu sezon ama her birimiz bir kişiyi konuk edebiliriz. Ben bu yazıyı Urla’nın en cazibeli oteli Otel Seferis’in bahçesinde yazıyorum. Buraya kadar dört otel değiştirdim, olsun, yatacak bir yerim var.
Seferis biliyorsunuz, ünlü bir şair, Urla’da yaşamış, Necati Cumalı da buralı. Urla esnafı ve Urlalı kadınlar kentin gerçek sahipleri olduklarını hepimize gösterdiler. Ben az sonra yazımı bitirip Kütahya Sanat Tiyatrosu’nun “Ben Ruhi Bey Nasılım?” oyununa gideceğim. Bu arada Özbek köyünde oyunlara müthiş bir katılım vardı ve galiba Özbek köy muhtarı, kendi köyünde de bir tiyatro olsun istiyormuş. Eh hemen yakınlardaki Balıklıova’da bir köy tiyatrosu var, oyunlar oynayıp Türkiye’nin her yerine gidiyorlar. Özbek köy geri kalır mı?
Son söz: Efendiler gençleri sevin! Onlara güvenin! Karanlığı parıltılarıyla aydınlatacaklar onlar!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kıyamet neden kopmuyor? 29 Ağustos 2021