Kendi kendine yetmek!
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Kendi kendine yetmek!

01.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar. Kuruyemişçilerde 15 liralık ayçiçeği çekirdeği alanlar kredi kartı kullanmak zorunda kalıyorlar. Duydum ki binlerce kredi kartı borcu ödenmemiş. Bankalar uğraşmaktan bıkmışlar ve bu ödenmemiş kredi kartlarını çok cüzi bir miktara toplama işini yapan şirketlere satıyorlarmış, şirketler de kendi usulleriyle bu paraları topluyorlarmış. Ben gözlerimle gördüm. Noterdeyim, asık suratlı üç delikanlı orta yaşlı bir adamı getirdiler, hemen noterin odasına soktular. Bir süre sonra da çıktılar. Meraklıyım ya, gözüme kestirdiğim bir kadın çalışana sordum, meğer adam epeyce yüksek bir kredi kartı borcunu ödememiş, alacak toplayan şirketin elemanları da onu yakalayıp getirmişler ve arabasına yasal olarak el konmuş.

Durum vahim, tamam 6 milyon insanımız açlık sınırının altında, on milyona yakın insanımız da zor geçiniyor, bu yazımda kendilerini asla işçi sınıfından saymayan beyaz yakalılara ve az buçuk parası olanlara birkaç öneride bulunacağım.

Çünkü epey zamandır bizi ele geçiren alışkanlıklarımız alıp başını gidiyor. Çünkü bu alışkanlıklar dünyayı sadece tüketim amacıyla yaşayan insan sürüleri yapmak için çalışan kapitalist dünyanın türlü çeşitli oyunlarıyla kuruluyor. Oyun çok, o zaman biz de bu oyunun piyonu olmamaya çalışmalıyız. Bunun için de bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz gerekiyor.

Örneğin alışveriş merkezlerinde yazın serin kışın sıcak olduğu için çoluk çocuk dolaşmaya alıştık, şimdi yeniden kırlara, serin deniz kıyılarına dönme ve ata sporu mangal yapma zamanıdır.

Mangalda et olmamasına alıştık, öyleyse köfte yapalım, köftelik et de mi yok, patatesten, mercimekten köfte yapalım ama mangalımız yansın, közde patlıcan, biber neye yetmez, sonra salıncak kuralım, top oynayalım, babalar bir yerde ufak ufak demlensin, kadınlar kendi aralarında dedikodu etsinler, “Hayriye’nin kızı ikinci kocayı da boşuyormuş”...

Aklıma gelenleri sıralıyorum, öylesine kuşatılmışız ki en tehlikeli, insanları yeni alışkanlıklarına sürükleyen moda ve kozmetik sanayisi öyle bir algı yaratıyor ki 20 yaşındaki genç kızlar dizilerde gördükleri burunları yapılmış, dudakları ördek dudağı, yanakları şişirilmiş kadınlara kızlara bakarak üç kuruş paralarını onlar gibi olma uğruna harcıyorlar. Ne oluyor? Herkes birbirine benziyor. Neyse dizi sektörü de bu şişirme yüzlerden bıkmaya başlamış. Kazanan kim?

Marketlerde özellikle de yeni doğmuşlar için o kadar çok meyve suyu, kemik suyu ve tuhaf mamalar var ki şaşırmamak elde değil, arkadaş çocuğuna iki portakal sıkmak o kadar zor mu? Ya da kemik alıp et suyu yapmak? Ya tüm reyonları istila eden atıştırmalıklar, kim bilir içlerinde neler var. Çocuklarda özellikle alerji sıradan bir hastalık olmuş. Mide hastalıkları tavan yapmış, ne oldu da bu kadar rahata alıştınız? Artık gerçek şeker de hayal oldu, unutmayın glikozla besleniyoruz.

Sözüm biraz da adı sosyal mekânlara çıkmış lokallerde okey oynayanlara, poker bile oynayanınız çok az, Allah aşkına yaşınız kaç? Bu yaşta insanlar ülke yönetiyorlar, neden bir derneğe ya da bir partiye üye değilsiniz? Neden mesleğiniz gereği edindiğiniz bilgileri bir araya gelip yoksul çocukların emrine vermiyorsunuz?

Biraz da gençlerden söz edelim. Bu aralar hayata atılmayı geciktirmek gençler arasında çok yaygın, haklılar da çünkü pek iş yok ama hayat boyu okunmaz ki. Öyleyse bir yerlerden başlamak gerek. Sizi dolduruşa getirdiler, okul biter bitmez müdür olacaksınız, arabanız olacak, eviniz olacak. Yok öyle şey, babadan kalma varlığın yoksa her şeyi çalışarak kendiniz başarmak zorundasınız. Sabırla öğrenerek, üç günde sıkılıp istifa ederek değil.

İnternete girip bir tık kız ya da erkek bir arkadaş bulmaya alıştınız, sonra da ne kadar mutsuzum diye ağlayıp duruyorsunuz. Her şey için, en çok da aşk için, sevgi için emek vermeye alışacaksınız, yeniden öğreneceksiniz. Başka çareniz yok.

Öğreneceksiniz.

Şimdilerde Alman yönetmen Werner Herzog’un belgeselindeki “sürüden ayrılan penguen” internet fenomeni oldu. Bazıları sürüden ayrıldığı için ona kızdı. Ama o belki de daha yaşanılır bir dünya kurmak için öldürülen, işkence gören, yüzlerce insanın hayallerini karlı dağlara taşıyordur.

Yazarın Son Yazıları

Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025
Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Devamını Oku
11.05.2025
24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde toplu anılar

24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festival

Devamını Oku
04.05.2025