Barış Selçuk...

23 Eylül 2014 Salı

Gazetecilerin “meslek hastalıklarından” biri de teröre kurban gitmektir. Terörün de tek türlüsü yoktur onlar için. Uğur Mumcu’dan Çetin Emeç’e kadar pek çok gazeteci, karanlık ellerin kurguladığı bombalı terör saldırıları sonucu aramızdan koparıldı.
Bir de trafik terörü vardır... 6 Eylül’deki asansör faciasından sonra o deyimi değiştirmiş, “ecel gelmiş cihane, iş kazası bahane” demiştik. Buna trafik kazası bahane demek de mümkün. Zira, Türkiye gibi ülkelerde trafik kazaları da sık karşılaşılan ölüm nedenleri arasındadır. Buna bir de gazetecilerin bir an önce habere ulaşma heyecanı eklenince, habere değil ecele gidersiniz.
Bundan 20 yıl önce 5 Ağustos 1994’te, dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın son anda yaptıkları bir program değişikliğiyle Giresun’da fındık taban fiyatını açıklama kararı aldılar. Gazeteci arkadaşlarımız Barış Selçuk, Hande Mumcu ile kameraman Salih Peker de şoför Hacı Ali Er’le birlikte 4 Ağustos geceyarısı, sabah Giresun’da olmak üzere yola çıktılar. Ama Giresun’a ulaşamadılar, geçirdikleri trafik kazası sonucu yaşamlarını yitirdiler.

***

İnsanlar aramızdan ayrılınca değil, unutulunca ölürler.
Bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, ölümünün 5. yılından itibaren düzenlediği Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması’nın ödül töreni var. Ahmet Piriştina ile başlayan, Aziz Kocaoğlu ile devam eden yarışma 15. yılını dolduruyor.
Davetiyeyi alınca gözümün önüne ilk, Barış’ın o sevimli, hınzır, her an espri yapmaya hazır yüzü geldi. İzmir’de gazeteciliğe başlayan, kısa sürede kendisini kabul ettirdikten sonra Ankara Hürriyet’te parlamento muhabirliğine geçen Barış, başkentte de tutunmayı başarmıştı. Gelecek için en çok umut beslenen gazetecilerin başında geliyordu.
İnsanın en iyi ve en kötü huyu alışmasıdır. Ama gazetecilik için olana bitene alışmak, haberciliğin ölümüyle eşdeğerdir. Barış, alışmayan bir gazeteciydi. Buna gazetecilik heyecanı ve merakı da eklenince habercilik gücü katlanarak artıyordu.
Yeni kuşakların Barış gibi değerlerden haberdar olması her şeyden önce onlar için zenginlik. Bu yılki ödüllerin sahibi gazeteciler Aykut Küçükkaya, Nurettin Kurt, Mehmet İnmez, Kadir Özen, Şeyda Burcu İkiz, Bülent Yıldız, Yusuf Yavuz ve Cem Kartal’ı bu duyguyla kutluyorum.

***

33 yaşında aramızdan ayrılan Barış’ın acı haberini, o yıllardaki her yılı bir coğrafyaya ayırma planımın bir parçası olarak gittiğim Çin’de almıştım. Ne zaman 5 Ağustos Barış’ın, Hande Mumcu’nun ölüm yıldönümü gelse onlara gazete sayfalarından bir selam vermeyi hayal ederim, bir türlü yapamam. Ödülün 15., ölümün 20. yılında paylaşmak istedim.
Trafikle gazetecilerin aynı haber içinde yer aldığı durumlar salt ölüm müdür?
Bizde çoğunlukla öyle ama dünyada değil.
Böylesi durumlarda aklıma ilk şu anım gelir: 1990’lı yılların sonuydu. Uğur Mumcu’yu anma toplantısı için Almanya’daydım. Toplantı bitiminde bir şehir turu önerdiler. Aracı kullanan arkadaş bir yola sapmak üzereyken, “Hay Allah, bu sokak trafiğe kapatılmıştı” deyip direksiyonu kırdı. Sohbet olsun diye, neden kapalı diye sordum. “Bu sokakta bir gazeteci yazar oturuyor. Son kitabını tamamladı, düzeltmelerini yapıyormuş. Belediye Meclisi, kitap tamamlanana dek yazar trafik gürültüsünden etkilenmesin diye yolu trafiğe kapatma kararı aldı” yanıtını aldım.
Bizde de yazar ve trafik deyince akla böyle öykülerin geleceği günler dileğiyle sevgili Barış’ı, Hande’yi bir kez daha selamlıyor, hiç unutulmadınız diyorum.  


Yazarın Son Yazıları

Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020
Nasıl bir Bayraklı? 5 Kasım 2020