Seçimle gelen diktatörlük
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Seçimle gelen diktatörlük

24.03.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Tarihte bazı diktatörlükler askeri ve silahlı darbeyle, bazıları da serbest ve özgür seçimle kurulmuştur.

Almanya’da Nazi Partisi (NSDAP) ve onun lideri Adolf Hitler, 1932 yılının kasım ayında gerçekleşen serbest ve özgür seçimlerle, yüzde 33 oy oranıyla iktidara geldi. Aynı seçimde Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) yüzde 20 oyla ikinci parti, Almanya Komünist Partisi (KPD) yüzde 16 oyla üçüncü oldu.

Yüzde 33 oy oranı mecliste hükümeti kurabilecek çoğunluk için yeterli olmadığı ve koalisyon hükümeti de kurulamadığı için, Hitler cumhurbaşkanı tarafından, seçimlerin yenilenmesi koşuluyla, 1933 yılının ocak ayında geçici başbakan olarak atandı.

Hitler ilk iş olarak Nazi Partisi üyelerini devletin güvenlikle ve yargıyla ilgili kurumlarına yerleştirdi.

Şubat ayının sonunda, Berlin’deki meclis binası yakıldı. Hitler bu sabotajın Almanya Komünist Partisi üyeleri tarafından gerçekleştirildiğini ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin Almanya’da darbe girişiminde bulunduğunu iddia ederek, cumhurbaşkanının da onayıyla olağanüstü hal ilan etti.

Meclis binasının, olağanüstü hal ilan edebilmek için Hitler’in destekçileri tarafından yakıldığı veya çıkan yangının Hitler’in güvenlik güçleri tarafından kasıtlı olarak söndürülmediği iddiaları dikkate alınmadı.

Meclisin yakılması olayından sonra KPD milletvekilleri ve üyeleri tutuklandı; genel “seçimler” muhalefetin baskı altına alındığı olağanüstü hal koşullarında, özgür ve serbest olmayan bir ortamda, mart ayında gerçekleşti. Bu “seçimlerde” NSDAP yüzde 44, SPD yüzde 18, KPD yüzde 12 oy aldı ve Hitler tek başına iktidar oldu.

Aynı ay içinde mecliste, yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığını ortadan kaldıran ve Hitler’e olağanüstü yetkiler tanıyan “yetkilendirme yasası” kabul edildi. KPD milletvekillerinin tamamı sahte “yargı” kararlarıyla ve kumpas “davalarıyla” tutuklu veya sürgünde olduğu için oylamaya katılamadılar, SPD yasa teklifine tam kadro ret oyu verdi, merkez sağ partiler de yasa teklifini onayladılar.

Hitler daha sonra söz konusu yetkilerle SPD’yi, KPD’yi, muhalefet partilerini ve muhalif sendikaları, dernekleri, vakıfları kapattı; düşünceyi ifade, medya ve örgütlenme özgürlüğünü tamamıyla ortadan kaldırarak diktatörlüğünü tescilledi.

***

Türkiye 21. yüzyılda, özdeşlik olmasa da, Almanya’da 1933 yılında yaşanan olayların benzerini yaşıyor.

AKP 2002 yılında serbest ve özgür seçimlerle iktidara geldi; ilk iş olarak devletin güvenlikle ilgili kurumlarında ve yargıda, demokrasi ve laiklik karşıtı kadrolaşmayı gerçekleştirdi; daha sonra “Ergenekon”, “Balyoz” gibi sahte kumpas “davalarıyla” yüzlerce komutanı, askeri, siyasetçiyi, gazeteciyi, yazarı, akademisyeni tutukladı; bunun da tetiklediği “Gezi” protesto eylemlerini polis şiddetiyle bastırdı; muhalefetin “kontrollü darbe girişimi” olarak nitelendirdiği 15 Temmuz askeri darbe girişiminden sonra olağanüstü hal ilan ederek, olağanüstü hal baskısı altında, yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığını ortadan kaldıran ve cumhurbaşkanına olağanüstü yetkiler tanıyan anayasa değişikliği referandumunu gerçekleştirdi; referandumu, mühürsüz oy pusulalarıyla az farkla “kazandı”; yeni yetkilerle kamu kurumlarını, yargıyı, medyayı, üniversiteleri tamamıyla baskı ve kontrol altına aldı; gazetecileri, yazarları, siyasetçileri, siyasi parti genel başkanlarını tutukladı; İstanbul belediye seçimlerini iptal etti; son olarak da CHP’nin cumhurbaşkanı aday adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ve CHP’li ilçe belediye başkanlarını tutukladı.

***

Özetle, serbest ve özgür bir seçimle iktidara gelip diktatörlük rejimi kuranların, serbest ve özgür bir seçimle iktidarı bırakmaları neredeyse olanaksızdır. Çünkü öyle bir niyetleri olsa zaten diktatörlük rejimini kurmazlardı. Diktatörlük rejimini kurmaları, serbest ve özgür bir seçimle iktidarı bırakmayacaklarının somut kanıtıdır.

Yazarın Son Yazıları

Mutlak emperyalizm

Hukuk ters yüz edilerek, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanması da, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “mutlak butlan kararıyla” görevden alınıp yerine CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi de, emperyalizmin bir operasyonu ve projesidir.

Devamını Oku
25.05.2026
Mutlak ahlaksızlık

AKP “hükümetinin” kurduğu diktatörlük rejimi, geçtiğimiz yıl, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasını iptal ederek ve kendisini tutuklayarak, vatandaşların seçme ve seçilme hakkını gasp etti.

Devamını Oku
23.05.2026
ABD ve Çin

ABD yönetimlerinin sergilediği emperyalizme karşı mücadele, Türkiye’deki bazı çevrelerde, bir antiemperyalizm mücadelesi olmaktan çıkıp, ABD karşıtlığına, anti Amerikancılığa, ABD’ye ait olan her şeye toptan karşı çıkmaya evrilmiş durumdadır.

Devamını Oku
18.05.2026
Nazilerin iktidarı

Almanya’da Adolf Hitler’in öncülüğündeki Nazilerin serbest ve özgür seçimlerle nasıl iktidara geldiği, hem Almanya’nın hem de dünyanın yakın tarihinin anlaşılması ve her ülkede geleceğe yönelik önlem alınması açısından son derece önemlidir.

Devamını Oku
16.05.2026
Zafer günü

9 Mayıs, Rusya Federasyonu’nda Zafer Günü ve ulusal bayram olarak kutlanıyor.

Devamını Oku
11.05.2026
Mutlak butlan!

Mutlak butlan kavramı, CHP’nin 38. olağan kurultayı ile ilgili “dava” nedeniyle kamuoyu gündemine girdi.

Devamını Oku
09.05.2026