Özdemir İnce

Siyasal İslam ve Davutoğlu

24 Temmuz 2020 Cuma

Okuyacağınız yazıyı 20 Mart 2020 günü yayımlamayı düşünmüştüm. Araya başka yazılar girdi. Belki bir süre daha yayımlamayacaktım ama 8 Temmuz akşamı kendisiyle TELE 1’de yapılan söyleşiden sonra yayımlamaya karar verdim.

***

Bilkent Üniversitesi’nde gençlerle bir araya gelen Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, söyleşi katılımcılarından birisinin “11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘Siyasal İslam tüm dünyada çöktü’ ifadelerine görüşleriniz nelerdir” sorusunu “Çok ezberci bir tutum olarak görüyorum bunu” diye yanıtlamış.

Daha sonra “siyasal İslam”a ilişkin düşüncelerini şu cümlelerle dile getirmiş:

“Trump’ın zihni, siyasallık bakımından ve Hıristiyanlığın siyasal kullanımı açısından İslam dünyasındaki liderlerin çok daha ötesindedir.

Netanyahu’nun zihni için de, Yahudiliğin siyasetle ilişkisi bağlamında aynı durum söz konusudur.

Biz niye Trump’a siyasal Hıristiyan, Netanyahu’ya siyasal Yahudi demiyoruz da, Müslüman dünyada din ile siyaset ilişkisini tanımlamak gerektiğinde siyasal İslam diyoruz? Bir kere bunu sorgulamak gerek. Çok ezberci bir tutum olarak görüyorum bunu. Ne zaman Trump siyasal Hıristiyan olarak tanımlanır ve sorgulanırsa, bu tarafta da aynısını yapabiliriz.

Bütün Ortadoğu coğrafyasında bir sıkıntı var. Siyasal İslam başarısız oldu demek, Sisi gibi bir darbecinin, Esad gibi kendi halkını katleden birisinin başarısı anlamında mı söylenir?”

***

Sığ ve çocukça değerlendirmeler. Buna “Gördüğünden göz kirası istemek” denir. Netanyahu’dan, Trump’tan bize ne, sen İslam dünyasına bak: Hıristiyan ve Yahudi (Musevi) dünyasında Taliban, El Kaide, IŞİD, El Nusra benzeri terör örgütleri var mı? Yok! Zaman zaman İslam karşıtı bireysel saldırılar oluyor ama örgütlülük söz konusu değil.

***

Koskoca profesör başkanın bir Yahudi (Musevi) anadan doğmamış kimsenin Yahudi olamayacağından haberi bile yok. Din olarak yayılmacı Musevilik diye bir şey yok. Hıristiyanların dünyayı Hıristiyanlaştırma davasından vazgeçmelerinin üzerinden en azından yüz yıl geçti. Yapıyorlarsa bile misyonerler kullanarak barışçı yolla yapıyorlar. Trump’ın bir Hıristiyan Enternasyonali (Panhıristiyanizm) peşinde olduğuna kimse inanmaz. Adam pandolarizm peşinde. Aklı olan varsa hurdalaşmış Panislamizmi bırakıp pantörkişlira peşine düşer.

***

Kimse evrensel tanımları değiştiremez. Günümüzde İslamcılık (İslamizm) dinsel radikalizmin eşanlamlısı olarak kabul ediliyor. Ama İslamcılık ya da siyasal İslam 1970-80’li yıllarda ortaya çıktı, siyasal alanda din olgusuna geri dönüş hareketini temsil ediyordu. Kökenine bakacak olursak, sömürgeleşmiş İslam ülkelerinde “sömürge ve sömürgecilik” düzenine karşı ortaya çıktı. Sömürgeci devlete ve sömürge hayatına karşı çıkıp Batı’yı ve Batı tarzı hayatı reddediyorlardı. Böylece Batı karşıtı Panislamist hareket ortaya çıktı. Artık “İslamı modernleştirmek” değil, “Moderniteyi İslamileştirmek” söz konusuydu.

***

Sonunda 1928 yılında, Hassan al-Banna (1906-1949) Müslüman Kardeşler’i kurdu. Bu hareket , Türkiye’de Yoldaki İşaretler kitabıyla tanınan Seyyid Kutup tarafından militanlaştırıldı. “Allah amacımız (hedefimiz), Hz. Muhammed önderimiz, yolumuz cihattır” şiarları idi.

Başka bir deyişle Müslüman Kardeşler Allah’ın partisi idi; Allah partinin başkanı ve Hz. Peygamber partinin genel sekreteri idi. Parti, yeryüzünde Allah’ın egemenliğini kurmayı, insanın yeryüzü egemenliğine son vermeyi, insan elinden çıkma yasaları kaldırıp yerine İslam şeriatını getirmeyi amaçlıyorlardı. “Hakk”a zafer kazandırmak, “Batıl”ı ezmek için sonuna kadar savaşmak gerekiyordu. “Cihat” zaten Allah’ın emriydi.

Siyasal İslam budur! Yumurtasından Taliban, El Kaide, IŞİD ve öteki İslami Cihat örgütleri çıktı. Milli Görüş partileri ve AKP de bu yumurtadan çıktı.

***

Eski Cumhurbaşkanı Gül, günümüz siyasal topluduruma (konjonktüre) bakarak cihatçı siyasal İslamın sona erdiğini söylüyor. Ama Ahmet Davutoğlu, “Siyasal İslamın sona ermediği”ni bir sempati ifadesi olarak kullanıyor. Bunu açıklaması gerek!

***

İslam dünyası 11. yüzyıldan önce eline geçen Reform ve Rönesans fırsatını kaçırdı. Artık böyle bir sürece giremez. İslam dünyası, ne yazık ki yeniden sömürgeleşmeye mahkûm. Din engelini aşmış dünya tarafından sömürgeleştirilecek. Bu kaderden sadece Türkiye kurtulabilir. Cumhuriyetin somut hedeflerini gerçekleştirebilirse…


Yazarın Son Yazıları

Milli Eğitim (4) 8 Eylül 2020
Tarih 4 Eylül 2020
Dünya Barış Günü 1 Eylül 2020
Dış güç olarak doğa 28 Ağustos 2020
2007 yılının büyüsü 23 Ağustos 2020
Milli Eğitim (3) 21 Ağustos 2020