Üç Silahşörler
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Üç Silahşörler

19.05.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Yazar Alexandre Dumas’nın (Père) Üç Silahşörler adlı romanı birkaç kez aynı adla sinemaya aktarıldı, uyarlandı. Benim en sevdiğim yapım George Sidney’in 1948 yılında yönettiği filmdir. 1950’lerin başında Mersin’de Güneş Sineması’nda gördüğüm filmin oyuncuları Gene Kelly (d’Artagnan), Van Heflin (Athos) Gig Young (Porthos) Robert Coote (Aramis) Vincent Price (Richelieu), June Allyson (Constance Bonacieux), Lana Turner (Milady, Kontes de Winter) idi.

D’Artagnan rolünde Gene Kelly’yi, Athos’u oynayan Van Heflin’i, masum sevgili June Allyson’u, kötü kadın Lana Turner’i hiç unutamam. Mahallede çocuklar tahta kılıçlarla Üç Silahşörcülük oynardık. Aslında dört olan silahşörler gibi tahta kılıçlarımızı havada birleştirip “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” diye bağırdık. Arkadaşlar birliği, arkadaşlar arası dayanışma ruhunun simgesiydi bu haykırış. Sadık ve vefakâr dostlar! Eşitlik, kardeşlik, dayanışma simgesi. Bilmezdik ama toplumculuk kokardı.

***

Korona günlerini, öncesini ve sonrasını düşünürken aklıma geldi film. Herkes dünyanın bütün ülkelerinde şimdi ne olacak diye düşünüyor. “Hepimizin birimiz” için olduğu, ama o “bir”in “hepimiz için” olmadığı günlerden geliyorduk, o günleri yaşıyorduk. Oysa “hepimiz hepimiz için” olması gereken günleri yaşamaktaydık, yaşıyoruz. “Hepimiz hepimiz için” yani kamusal üretim ve ekonomi; hepimiz için ve ihtiyaca göre tüketim düzeni. 

Bu satırları 1950’lerde, hatta 1960’larda yazıp yayımlayacak olsam, savcılar fark etmese bile “milliyetçi muhazakâr” müzevir yazarlar polise ihbar ederlerdi. Tıpkı Yılmaz Pütün’ün (Güney) başına geldiği gibi. Yılmaz, Onüç adlı derginin Ekim 1955 sayısında Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri isimli öykü yayımlamış; Toprak adlı dergide İlhan Egemen Darendelioğlu adlı bir müseccel bir komünist avcısı (!) ihbar etmiş ve Yılmaz “komünizm propagandası yapmak” suçundan dolayı hapse girmişti. O yıllarda mahkûm olmuş ve yıllarca hapis yatmış şair ve yazarların dava dosyalarını bulup okuyabilseniz, solun 1920’lerden 2000’lere kadar yaşadığı zulmün boyutlarını anlamakta güçlük çekersiniz. 

Günümüzün gazetecileri aynı zulmün hedefi oluyorlar. Yılmaz’ın o öyküsünün müsvettesini ilkin ben ve Nihat Ziyalan okumuştuk. Yılmaz’ın Gençlik Öyküleri’ni bulup okursanız, böyle komünizm propagandası mı olur diye gülmekten çatlarsınız.

***

1950’li yıllarda ben “miras”ın saçmalığına, haksızlığına inanıyordum. Miras insanlar arası eşitsizliğin kaynağıdır. Örneğin dört kişiyiz, fırıncıda dört ekmek var. Aramızdan biri miras yedi, parayı bastırıp dört ekmeğin üçünü alıyor; geriye kalan bir ekmek üç kişiye kalıyor. Koronavirüs tufanı bu düzeni değiştirebilecek mi? Gücü yetecek mi? Bu düzen değişmez ise gerisi havacıva! 

Yeni bir komünizm macerası mı istiyorum? Hayır, bu mümkün değil! Çünkü insanlar bir komünist düzeni yönetecek, onun koşullarına yaşayacak kadar insan, adam ve uygar olamadılar. Çoğunluk merdivenin “Rab bana, hep bana” basamağında duruyor.

***

“İnsan ve kamu için ekonomi” düzeyine gelmek için birkaç bin fırın ekmek yemek gerekecek. ABD’ye, Çin’e, Avrupa’ya bakıyorum: Sanayi, tabakhaneye şey yetiştirircesine, virüs mirüs, mesafe nesafe dinlemeden üretime geçmek için üretim kölesi emekçilere işbaşı borozanı çalmaktalar. Neden? Ekonomi çökmesinmiş!!! İyi de virüs dalgası bitene kadar üretim yapmasanız olmaz mı? Valla benim şair aklım olur diyor: İşveren, sanayiciler kasalarındaki anlamsız birikintileri, hükümetler hazinelerindeki savaş, silah ve benzeri cenabetlikler için ayrılmış akçeleri emekçilere ve esnafa ayırabilirler. Bu süre içinde lokanta, kahve, berber gibi esnafa da destekleme yapılır. Daha sonra kahveler, lokantalar açılır ve sonunda hiçbir tehlike kalmayınca yeryüzü hayatı tekrar başlar. Böylesine bir nadas hayatı kaç yıl sürer bunu hesabını toplumcu iktisatçılar çok iyi yapabilirler.

Tarım ve hayvancılığa bağlı üretim düzeni sürse; insanlar otomobillerini, televizyon ve beyaz eşya denen aletlerini beş yıl yenilemeseler; insanlar giysi ve ayakkabılarını her yıl, her ay değiştirmeseler dünya yıkılır mı? Yıkılmaz! İnsanlar aç ve çıplak kalır mı? Kalmaz! İnsani ekonomi çöker mi? Çökmez! Tüketim ekonomisi çöker mi? Çöker! Çöker ama insanlık da kurtulur!

***

Hepimiz “biri” için ekonomi anlayışı çöker, çökmeli zaten! Hepimiz hepimiz için ekonomisi yelken açar. Üç Silahşörler o zaman da okunur, o zaman da seyredilir!

Yazarın Son Yazıları

Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025
Piliç değil bilinç

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir.

Devamını Oku
14.12.2025
MHP’li Semih Yalçın’a cevap

7 Aralık 2025 günü yayımlanan ve MHP’nin siyaset dağarı ile tarzını tasvir ettiğim “Vehim denen şey” başlıklı yazıma partinin genel başkan yardımcısı ve yazıda adı geçen kişinin (Semih Yalçın) tepki göstereceğini kuşkusuz tahmin ediyordum.

Devamını Oku
12.12.2025
Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025
Ekümeniklik mavalı

Şu kavanoz kıçlı dünyada her nesnenin, olgu ve olayın bir tanımı vardır.

Devamını Oku
05.12.2025
Kürtçe güçlendirilecekmiş...

Kürtçe güçlendirilecekmiş, hatta kalıcılaştırılacakmış.

Devamını Oku
02.12.2025
30 Kasım 2007

Gelecek yıllarda adını sık sık anmak zorunda kalacağımız Prof. Dr. Engin Arık (14 Ekim 1948) 30 Kasım 2007 günü (nedeni kuşkulu) bir uçak kazasında ekibiyle birlikte aramızdan ayrılmıştı.

Devamını Oku
30.11.2025
3 Kasım 2002’yi hatırlamak!

3 Kasım 2002 günü olanı, olanları aramızdan kaç kişi anımsamakta?

Devamını Oku
28.11.2025
Eski defterler...

Eski defterler son derece önemlidir.

Devamını Oku
25.11.2025
AKP’yi iktidara getiren seçim

1 Kasım 2002 günü “İki gün sonra 3 Kasım 2002” başlığıyla Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısında...

Devamını Oku
23.11.2025
Devri sabık yaratmak

Devri sabık yaratmak, Türkiye siyasi tarihinde yeni gelen yönetimin/iktidarın, kendinden önceki dönemi sorgulaması, hesap sorması vb. anlamında kullanılan ifadedir.

Devamını Oku
21.11.2025