Özdemir İnce

Yaşar Nuri Öztürk ve Türkçe Kuran

10 Ocak 2021 Pazar

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk yakın dostumdu(r). Sadece büyük ve derin bir din bilgini (teolog) değil, aynı zamanda bir filozoftur. Ülkede Arap dilini gerçekten bilen çok ender insanlarımızdan biridir.

Kendisiyle 2004 yılının mart ayında, evinde Hürriyet gazetesi için bir söyleşi-sohbet yapmıştık. Ceren Hanım (eşeklik edip soyadını not etmemişim) bana eşlik etmiş ve söyleşinin çözümünü yapmıştı. Çözüm tarihi olarak 1.4.2004 olarak görünüyor. Söyleşi uzundu, 24 sayfa, 76 bin 101 vuruş! Sütunumda elbette yayımlanmadı. Söyleşinin çok kısa bir bölümü 2004 yılının nisan ayında yayımlanmış olmalı. Söyleşinin onaylanmış tam metni, kuşkusuz, kendisinin arşivine girmişti. Bu sayede oğlu Mustafa Tahir Öztürk’ün hazırladığı Türkiye’nin Hocası Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk (Yeni Boyut Yayınları) adlı saygı kitabında söyleşimiz de yer aldı.

Söyleşinin “Türkçe Kuran”la ilgili bölümünden bir alıntıyı ilginize sunuyorum:

***

Ö.İnce: Peki, hocam gerçek İslam niye öğretilemiyor?

Y.N.Öztürk: Bakın, öğrenme gıdalanmaya benzemiyor. Bir insanı serumla da olsa zorla besleyebilirsiniz ama insanlara zorla bir şey öğretemezsiniz. Bilgi, müstesna bir tanrısal ışıktır. Bunu istemeyene vermeniz mümkün değil. Öncelikle kitlenin İslamın gerçeğini öğrenmeyi istemesi gerekiyor. 

Şimdi Türkiye’ye dönelim: İslamın gerçeğini öğrenmemeyi din haline getirenler, bakıyorsunuz “İslam öğretilemediği için böyle oluyor” diye yakınıyorlar. Hadi bakalım deyip ilk adımı attığınız zaman az önce yakınanlar ilk engel olarak önünüze dikiliyorlar. Ben bunu yıllarca yaşadım. Gerçek İslamı öğretmeye kalktığınız zaman bu sözleri söyleyenler size “Reformist”, “Dini tahrip ediyor” diye karşı çıkıyorlar. Durumu elveriyorsa açıkça, elvermiyorsa el altından... Peki, reform olmayan dini öğretelim dediğinizde ise bir eline Cevşen-ül Kebir’i, öteki eline şeyhlerinin risalelerini veriyorlar, “Bunu 30 defa okursan bütün ihtiyaçların yerine gelir, servet-mal sahibi olursun, hastalıklardan, kötülüklerden seni bu korur” deniyor. “Bu risaleleri oku, Kuran falan okumana gerek yok” diyorlar. Yurttaki dolabından Kuran meali çıkan çocuklara disiplin soruşturması açıyorlar. Bunları yaşayan akrabamız var, yakından biliyoruz.

Ö.İ.: O zaman ben bir ekleme yapayım, soruya dönüşsün. Televizyonlarda tecvitli, yüzünden Kuran okuma öğreten CD reklamları var, anlamını bilmeden papağan gibi Kuran okuma öğrenmenin İslama ve mümine faydası ne? Üstelik bunu Gülen Hoca müritleri yapıyor...

Y.N.Ö.: Tam meselenin köküne değindiniz. İslam öğretilemiyor diyenler eğer bunda samimilerse şunu da söylemeliler: Kuranıkerim’i herkes günlük ibadetleri de dahil Türkçesinden okuyacak. Söylesinler bakalım! Bırakın bunu söylemeyi, “Ben Kuranıkerim’i Arapça okuyamıyorum, namaz kılmak için Türkçesinden okuyamaz mıyım?” diye yana yakıla dert yananlara bile senelerce bu imkânı vermediler. Şimdi de kalkıp İslam öğretilemiyor diyorlar. İslamın 604 sayfalık ana kaynağı olan Kuran’ı kendi anadilinde asırlarca okuyamayan bir millete İslam size öğretilmedi demek kadar alay edici bir şey olabilir mi? Öğretmek gibi bir niyetiniz var mı? O zaman bırakın millet kendi dilinde Kuran okusun ve namazını da öyle kılsın. Allah’ı Arapça dışında dil bilmez bir şefe dönüştürdüler, ondan sonra kalkıp İslam öğretilmedi diyorlar. Bunun arkasında samimiyet olabilir mi?

Ö.İ.: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sanırım Bayan Gül’ün de içine girip çıktığı bir davada türban aleyhine karar verecek. AİHM’nin alacağı karar İslamla çatışırsa ne olacak, İslamı gönüllerince yaşamak isteyenlerin bu uluslararası kalesine kar yağarsa ne olacak?

Y.N.Ö.: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin alacağı karar şöyle bir karar olursa İslamla çatışır: “Örtünme diye bir şey yoktur. Bu İslama da çağa da aykırıdır” şeklinde genel bir hüküm, İslama aykırıdır ve buna ilk karşı çıkanlardan biri ben olurum. Ama eğer “İslamın örtünme emri, abdest organlarını, sonuç olarak da başın örtülmesini içermediği için türban, İslamın bir icabı sayılmaz, tercihe bağlı, örfi bir simgedir” denirse bu İslama aykırı olmaz. Yani, başın örtülmesi, tartışmasız bir emir değil, Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın da ifade ettiği gibi, bir yorumdur. Elbette, aksi yorumlar da olabilir; onlara da saygı duymak gerekir. Diğer birçok dinsel konuda olduğu gibi...


Yazarın Son Yazıları

Atatürk diyor ki - 2 (*) 23 Şubat 2021
Atatürk diyor ki (1) (*) 21 Şubat 2021
Demir Özlü’ye veda 16 Şubat 2021
Gül kokar, soy çeker 14 Şubat 2021
İki büyük yanlış 5 Şubat 2021