Bir gerçek bilgenin, Doğan Kuban’ın ardından...

24 Eylül 2021 Cuma

“Bilge insan” sıfatını hak etmek kolay değil. İnsan yaş aldıkça, etrafında bu tanıma uyan kişilerin neredeyse yok denecek kadar az olduğunu görünce bunu daha iyi anlıyor. 

Dün, işte bu bilgelerden birini uğurladık sonsuzluğa... Doğan Kuban Hoca’nın ölüm haberini aldığımdan beri kafamda sürekli olarak Fazıl Say’ın 16. yüzyıl Türk şairlerinden Muhyiddin Abdal’ın sözlerinden yola çıkarak bestesini yaptığı İnsan İnsan şarkısı çalıyor.. 

İnsan insan dedikleri

İnsan nedir şimdi bildim.

Can can deyü söylerlerdi

Ben can nedir şimdi bildim...

Size Doğan Kuban’ı anlatmam lazım. Bir insanı bilgelik mertebesine çıkaran katmanları anlamaya ihtiyacımız var çünkü. Özellikle her şeyin tüm değerler de dahil anlamsızca tüketildiği günümüzde... Mimar, restoratör, tarihçi... Ama ötesi de var. 

95 yıllık yaşamında kendini sabırla yontan, şekillendiren bir heykeltıraşın dağarcığındaki felsefeyi, toplum bilincini, doğa sevgisini, yaşadığı topraklara sevgisini ve sorumluluğunu nasıl anlarız? Ve daha da ötesi nasıl anlatabiliriz gelecek kuşaklara?

“Kısaltmak için önce uzat. Devirmek için önce yücelt. Almak için önce ver. Dolmak için boş ol. Yeni kalmak için kullanılmış ol...”

Bu cümle Tao Te Ching’den, yani Tao Yolu Öğretisi. Çinli filozof Lao Tzu’nun, bundan 2 bin 500 yıl öncesinin bilgi ortamında, doğa-insan ilişkisini dinsel ve mistik yorumlara bulaştırmadan anlatan ve insanın doğayı izlemesini öneren, dünyanın en çok okunan kitaplarından biri. Doğan Hoca ile ne ilgisi var diyeceksiniz? 

Mimarlık ve kültür dünyamızın “bilge”si, kentleşme, sanat ve tarih konularındaki yapıtları ile tanıdığımız Doğan Hoca, bu kez güçlü kalemini bambaşka bir alanda oynatmış ve kitabı, kendi yorumlarını da katarak çevirmişti. Önsözünde bu felsefeyi nasıl kendi yaşamı ile özleştirdiğini şu sözlerle açıklamıştı: “Tao Te Ching’in 65 yıllık okuyucusuyum. Lao Tzu’nun bir şekilde kendi yaşamımla bütünleştirdiğim öğretisini kendi görüşlerime göre yorumladım. Bu çalışma, 65 yıl boyunca beni dünyaya değişik şekilde bakmaya yöneltmiş bir bilgeliğe saygı ve sevgimin ifadesidir.”

Doğan Kuban Hoca önce Cumhuriyet Bilim Teknoloji’de sonra ise Herkese Bilim Teknoloji dergisinde haftalık yazıları ile dünyayı ve tabii bu ülkeyi, insanları, toplumu, eğitimi nasıl gördüğünü sürekli yazdı. Yazılarını müzikle, tarihle, felsefe ile zenginleştirdi.  

Bu, öyle birden olmaz. Geceleri herkes uyurken uyanıp alınan notlar, başucunda duran müzik üzerine ciltler, her ay aksatmadan alınan Le Monde diplomatique; sinema tarihleri... Ve gözlerindeki asla yok olmayan muzip çocuk gülüşü... 

İyi bir dinleyici ve aynı zamanda iyi bir öğretici... İnsan-doğa ilişkisini en iyi yorumlayanlardan biri. Bilgisayarımda bir kitap var. Adı Ağaçların Yaşamı. Yazarı Francis Hallé. Biyolog aynı zamanda tropikal ormanların ve ağaç yapılarının uzmanı. Doğan Hoca ne yaptı. Sadece okumakla kalmadı. “İnsanın doğadaki yaşamının  yerini sayısız felsefe kitabından daha açık ve bilimsel bir dille açıklayan olağanüstü bir sunu” diyerek kitabı çevirdi. Ama ne yazık ki yayımlatamadı. 

Doğan Hoca çok uzun yıllardan beri Anadoluhisarı’nda, Boğaz’a bakan bahçe içinde mütevazı bir evde yaşadı. Sahildeki camide onu uğurlamak için toplandık. Usul usul yağmur yağıyordu. Sonra mezarlığa doğru yokuşu tırmanırken güzel bir sonbahar güneşi açtı. Anadoluhisarı’nın dar sokaklarından eski ahşap evlerin arasından ilerlerken “Hoca bize son anda eski İstanbul turu yaptırıyor” diye düşünmekten kendimi alamadım. Sevgili eşinin yanına bıraktık onu. Sırtını bol ağaçlı bir tepeye dayayan bir kabre.. Baktım sağında Arapkirli solunda İnebolulu birileri. “Tam bir mozaik” dedim. Doğan Hoca’nın istediği gibi..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları