‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’

27.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Okul, çocuğun aileden sonra hayata ilk adımını attığı yer... Sadece aldığı eğitim değil aynı zamanda kişiliğinin, değerlerinin şekillendiği, dünyaya bakışın mayalandığı kamusal alan. Bu yüzden eğitim sistemi üzerine yapılan her düzenleme, yalnızca teknik bir karar değil, aynı zamanda siyasal bir tercih olarak da karşımıza çıkıyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin yapı taşlarından biri olan laiklik eğitim kurumları üzerinden yerinden oynatılmaya çalışılıyor... Bilinçli ve istikrarlı şekilde.. Peki bir binanın temel taşlarından birini yerinden sökersen ne olur? Yanıtı vermeden önce büyük tabloya bir bakalım...

Bugün yaşadıklarımızı tek tek olaylar üzerinden okumak kolay. Bir okulda ders zilinin ilahiyle çalınması. Buna itiraz eden velinin gözaltına alınıp sonra serbest bırakılması... Başka bir okulda 9 yaşındaki çocukların müfettişler tarafından “Din yerine başka bir ders yapılıyor mu”... “Derste cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu” diye sorgulanmaları... Ramazan etkinliklerinin sınırının belirsizleşmesi... Bunları münferit sayabiliriz. Ama son on yılın bütününe baktığımızda tablo başka bir anlam kazanıyor.

2016 yazı önemli bir kırılmaydı. Rıfat Yeniay’ın “Dindar Nesil Yetiştirme Projesi” kitabı bu tarihten itibaren süreci belgeler üzerinden izliyor ve askeri liselerin kapatılmasını bir başlangıç düğümü olarak okuyor. Darbe girişimi sonrasında askeri liseler kapatıldı; güvenlik gerekçeleri öne sürüldü. Ancak karar yalnızca güvenlik düzenlemesi değildi. Devletin genç kuşakları hangi kurumsal hat üzerinden yetiştireceğine dair tercih de değişmiş oldu. Çünkü o tarihten sonra eğitim alanında yalnızca yapısal değil, yönelimsel bir yeniden yapılanma başladı.

2017’de TEOG’un kaldırılması bu sürecin ikinci önemli adımıydı. Resmi gerekçeler pedagojikti: sınav stresini azaltmak, yerel yerleştirmeyi güçlendirmek. Ancak sınav sistemleri yalnızca ölçme araçları değildir; okul türleri arasındaki güç dengesini belirler. Merkezi sınavın kaldırılması ve yerel yerleştirmenin güçlendirilmesi, öğrencilerin okul türlerine erişim biçimini değiştirdi. Sınavla öğrenci alan okul sayısının sınırlandırılması ve adres temelli yerleştirme modeli, özellikle belirli bölgelerde imam hatip ağının fiili olarak daha güçlü bir seçenek haline gelmesine yol açtı. Bu değişiklik, doğrudan “dini içerik eklemekten” çok, eğitim ekosisteminin ağırlık merkezini yeniden dağıtan bir düzenleme olarak işlev gördü.

Aynı dönemde imam hatip okullarının sayısındaki artış, yeni kampüsler ve kontenjan düzenlemeleri dikkat çekti. Tartışma çoğu zaman istatistikler üzerinden yürütüldü ancak mesele yalnızca nicel büyüme değildir. Müfredatta yapılan değişiklikler, seçmeli din derslerinin çeşitlenmesi, okul iklimi, pansiyon ve yurt imkânları, destek ağları birlikte değerlendirildiğinde ortaya bütünlüklü bir yönelim çıkmaktadır. Eğitim yalnızca sınıf içinde verilen dersle değil, öğrencinin barınma ve sosyal çevre koşullarıyla da şekillenir.

Bu noktada “protokoller ağı” belirleyici bir rol oynamaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli vakıf ve derneklerle imzaladığı yüzlerce işbirliği protokolü eğitim alanında yeni bir yönetişim modeli oluşturdu. TÜRGEV, İlim Yayma Cemiyeti, Ensar Vakfı, TÜGVA gibi kamuoyunda bilinen yapılar farklı başlıklar altında eğitim süreçlerine dahil oldu. Sivil toplumla işbirliği demokratik sistemlerde olağandır ancak sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği net çizilmediğinde bu işbirlikleri zamanla kamusal alanın ideolojik olarak yeniden tanımlanmasına hizmet edebilir.

Protokoller yalnızca seminer ya da sosyal etkinlik anlamına gelmiyor. Okullarda değerler eğitimi etkinlikleri düzenleme, öğrencilere yönelik programlar yürütme, yurt hizmeti sunma gibi alanlarda da varlık gösteriliyor. Özellikle öğrenci yurtları kritik bir eşik oluşturuyor. KYK kapasitesinin sınırlı olduğu yerlerde vakıf yurtları devreye giriyor ve öğrencinin gündelik yaşam alanı ile eğitim alanı iç içe geçiyor. Bu yapıların bir kısmı vergi muafiyeti statüsüne sahip; bağış yapanlara vergi avantajı sağlanıyor. Kamu arazisi tahsisi, belediyelerle ortak projeler ve dolaylı destek mekanizmaları da finansal zemini güçlendiriyor. Bu durum sivil alan ile kamusal alan arasındaki sınırın daha geçirgen hale gelmesine yol açıyor.

2023’te imzalanan ÇEDES protokolü bu sürecin kurumsal çerçevesini daha görünür kıldı. MEB, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan bu protokol, “değerler eğitimi” başlığı altında din görevlilerinin ve dış aktörlerin eğitim süreçlerine katılımını sistematik hale getirdi.

En hassas başlıklardan biri ise 4-6 yaş grubuna yönelik din eğitiminin yaygınlaşması. Diyanet’e bağlı Kuran kurslarının sayısındaki artış ve her yıl yüz binlerce çocuğun bu programlara katıldığına ilişkin açıklamalar, erken yaşın artık sistemli bir politika alanı haline geldiğini gösteriyor. Oysa bu yaş aralığı çocuğun bilişsel ve duygusal gelişiminin temel evresidir. Bu dönemde verilen içerik yalnızca bilgi değil, zihinsel çerçeve inşa eder. Bu nedenle tartışma, “din eğitimi verilsin mi verilmesin mi” basitliğinde değildir; devletin pedagojik sorumluluğunun sınırlarıyla ilgilidir.

Son on yılın bütününe baktığımızda birbirinden kopuk kararlar değil, birbirini tamamlayan adımlar görüyoruz: askeri liselerin kapatılması, sınav sisteminin değiştirilmesi, imam hatip ağının genişlemesi, vakıf ve derneklerle kurulan protokoller, ÇEDES uygulamaları ve erken yaş din eğitiminin kurumsallaşması. Bu tabloya farklı isimler verilebilir. Ancak ortada yapısal bir yönelim olduğu da inkâr edilemez.

Eğitim, bir toplumun geleceğini yalnızca bilgiyle değil, değer tercihleriyle de biçimlendirir. Bu nedenle mesele bir ideolojik tartışmadan ibaret değildir; anayasal düzenin, laikliğin ve kamusal alanın sınırlarının nasıl tanımlandığı meselesidir.

Yazının başında sormuştuk: Bir binanın temel taşını yerinden oynatırsanız ne olur, diye... Laiklik, Cumhuriyetin yalnızca bir ilkesi değil; kamusal mimarisinin taşıyıcı kolonu. Eğitim ise bu kolonun en görünür ve en stratejik alanı.

Son on yılın kararları birlikte değerlendirildiğinde, bu kolonun altının nasıl oyulduğunu görüyoruz. Zaten Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Laikliği birlikte savunuyoruz” metninin imzacılarını hedef alan konuşmasının ardından salondakilerin ayağa kalkarak “laiklik kaldırılmalı” diye slogan atmaları asıl niyeti göstermektedir.

İlgili Konular: #eğitim

Yazarın Son Yazıları

‘Dindar Nesil Yetiştirme Projesi’

Eğitim, bir toplumun geleceğini yalnızca bilgiyle değil, değer tercihleriyle de biçimlendirir. Bu nedenle mesele bir ideolojik tartışmadan ibaret değildir; anayasal düzenin, laikliğin ve kamusal alanın sınırlarının nasıl tanımlandığı meselesidir.

Devamını Oku
27.02.2026
Akıl, bilim ve üniversite neden hedefte?

Bu hafta, akademisyenlerin Boğaziçi Üniversitesi’nde tuttukları nöbet 1261. gününe girdi. Ve bu nöbete CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Geçen hafta ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne gelişi sırasında üniversite yaşamının fiilen felç edilmesi öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların kampüs dışına itil- mesi tarihe, üniversite fikri açısından kara bir sayfa olarak geçmişti.

Devamını Oku
20.02.2026
Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan’ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz?

Devamını Oku
13.02.2026
Orada kimse var mı?

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu.

Devamını Oku
06.02.2026
Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye?

Gelelim Türkiye’ye... Türkiye açısından AB-Hindistan anlaşması bir “uzak coğrafya haberi” değil. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret omurgası AB pazarı ve Türkiye’nin rekabet gücü de büyük ölçüde AB tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. Hindistan’ın AB’ye daha avantajlı erişimi, Türkiye’nin bazı sektörlerdeki konumunu doğrudan zorlayabilir.

Devamını Oku
30.01.2026
Davos’ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde?

Batı Avrupa ülkeleri temkinliydi. Batı için mesele Gazze değildi, sistemdi. Fransa ve Almanya’nın sorduğu soru basitti: “Bu yapı Birleşmiş Milletler’in yerini mi alacak?”

Devamını Oku
23.01.2026
‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025
Nasıl bir eğitim?

Sadece anayasal hakkı olan barışçıl protesto hakkını kullandıkları için hapiste tutulan üniversite öğrencileri olan bir ülke...

Devamını Oku
30.05.2025
Sosyalist Enternasyonal İstanbul’da... Dünya solu ne yapmalı?

O kadar fazla sistematik saldırı altındayız ki... Kimi zaman büyük resmi görebilmek için yaşananları alt alta sıralamak önemli...

Devamını Oku
23.05.2025
‘Çözüm süreci’ ve sonrası

Barışı uzak bir hayal olmaktan çıkarmak hiç kolay değildir, en azından bizim coğrafyada.

Devamını Oku
16.05.2025
Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Devamını Oku
09.05.2025