Sağlıkta dönüşüm denmişti, tıpta çağ atlayacaktık, hastanede sıra beklemeyecektik, bedava bakılacaktık. Bu ara hastalandım, gitmek zorunda kaldım. Ne göreyim? Hasta başına ancak dört dakika ayrılabiliyor, yüze bakıp teşhis konuluyor. Sonra muayene katılım parası öde, reçete katılım parası öde, ilaç fark bedeli öde; insanda para kalmıyor.
Bu sıralarda nedense sık sık Cennet broşürleri gönderiyorlar: “Derelerde hurilerle rafting, şarap dolu göllerde sörf, bilgisayarınız için saniyede 300 gigabit sınırsız bağlanma olasılığı..”
Karar verdim: Bu rezalete boyun eğmeyecek, hastalığımın ilerlemesini engellemeyeceğim. Cennete gidecek, günümü gün edeceğim!
Düşüncemi açtığım dostum, “Acele etme; KHK ile cennetten kovulan birini tanıyorum. Ona soralım” dedi. Adamla kahvede buluştuk, anlattı:
- Azrail seni Üçüncü Köprü’ye benzer bir yere götürür. Orda senden ayakbastı parası isterler, ödersin. Sonra park parası da alırlar.
Bir süre sonra Manchester United forması giymiş biri gelir, kara kaplı bir defter açar, bakar:
- Maalesef sevap puanlarınız tutmuyor.
- Bir yolunu bulamaz mıyız?
- Çok güç
- Kaça olur?
- Travellers Check ya da doların var mı?
Ben fiyatı çok bulmuş, sormuştum:
- Cehennem gerçekten öyle dedikleri kadar kötü mü?
- Faili meçhul ölenler failleriyle bir arada volta atarlar. Neandertallerin çoğu da oradadır. Her akşam yemeğinden sonra gelir seni dansa kaldırırlar.
- Tango mu, vals mi?
- Hayır, kendileriyle teke zortlaması ya da kolbastı oynamanı isterler.
Bunları öğrenince Cenneti yeğledim, istediği parayı verdim.
Cennete varınca sordum:
- Turuncu gagalı mor turna kuşlarının gezdiği ormanlar ne tarafta?
Giriş kartıma baktılar:
- Bunla sen ancak şu deniz kenarındaki yeşillikte dinlenir, istersen mangal yaparsın.
Az sonra kalacağım yerin yüz kişilik bir yatakhane olduğunu öğrenince de görevliyi aradım.
- Daha iyi bir kart edinemez miyim?
Bunun ödeyemeyeceğim kadar pahallı olduğunu öğrenip depresyona dalmışken bir sınıf arkadaşım beni gördü.
- Yahu burası bizim oradan farklı değilmiş. Ne yapacağız?
- Hemen git hortlama kuyruğuna gir, yazıl. Arada sıran gelir, hortlar, gider İstanbul’da gezer, biraz ferahlar, dönersin. Görevliye bir şeyler ödeyebilirsen sıran sık gelir.
İlk hortlamamdan sonra beni KHK ile Cennet’ten kovdular.
- Neden?
- Yüz kez sordum, cevap vermediler!
Böylece globalleşmenin orayı da etkilediğini, buradaki rüşvetçiliğin, ahlaksızlığın oraya metastaz yapmış olduğunu öğrendim ve ölmekten vazgeçtim. Pluto’nun bir uydusunun koşulları yaşama elverirmiş. Oraya taşınacağım!
Bu ne cenneti?
Yazarın Son Yazıları
Cumhuriyet gazetesinin benim için anlamı
Ekonomi hemen düzelecek!
Böcek yeriz o zaman!
Saraydan kız kaçırma...
Mahmut Makal’ın önemi..
Dondurmacı
Parmakla gösterilecek ülke
İmparatorun ruh sağlığı
O, Google’dan çok bilir!
Gorillere nüfus kâğıdı
Stefan Zweig’a yazık oldu!
Şimdi ne mi olacak?
Emekli olmana az kaldı!
Prof. Onur Hamzaoğlu hürriyetine kavuşmalıdır!
Kıyamet mi kopacak?
Peki, yalakalara ne olacak?
Diktatörler için rehabilitasyon
Seninki yine görücüye çıkıyor
Her şey kuşun pislemesiyle başladı
Gurulara inanalım mı?
Yangın çıkarıyor, sonra itfaiyeci oluveriyor
İstanbul Tabip Odası seçimlerinde ne oldu?
Savaşlar ve yalanlar
Tabip Odası’na kadın başkan
Yapay zekâmız
İçmeyelim mi?
Göçmek mi? Kalmak mı?
Cumhura başkan mı gerekir?
Yalancıyla köpeği
Körler ülkesinde
Onur Hoca ile timsah
Sol elin kötülükleri
Seçmeni korkutmanın yararları
Mizah yasaklandığında
Bilge bir dostum Rusça öğreniyordu
Fergana atları
Yürüyüşlerden neden korkuyorlar?
2023’te yılbaşı
Barış istenmesin mi?
Düşmanlarımız olmalı!