Bu Çapta Yolsuzluğun Üstü Örtülebilir mi?

21 Aralık 2013 Cumartesi

Banka genel müdürünün evinden ayakkabı kutularının içinden çıkan milyon dolarlar, bakan oğlunun evindeki kasalar, para sayma makineleri, yine ayakkabı kutusu içine konulmuş paralar... Çocuklarına suçüstü yapılmış bakanların istifaları yerine, Cumhuriyet tarihinin bu en büyük yolsuzluk operasyonunda görevli emniyet müdürlerinin görevlerinden alınması... Şok, şok, son dakika haberleriyle şok... Şoke olma hallerimiz bir-iki gün içinde şok etkisini yitirdi... Dün polis sorgularının tamamlanmaya çalışıldığı, kimlerin tutuklanıp, kimlerin serbest bırakılacaklarının bile belli olmadığı saatlerde, yağlı güreş kuralları ile oynanan iktidar paylaşımı kirli savaşı, ataklarında hangi tarafın mindere çakılacağı sorgulaması öne çıkmıştı...
Şakası yok, Cumhuriyet tarihinin bu en uzun soluklu, en ballı, İktidarlarının çıkar paylaşımı savaşında, siyasal İslam üzerinden siyaset yapanların, ahlak dini, değerleri üzerinden kaygıları rafta, kazanacak cephede olabilme, havayı doğru koklama çabaları her şeyin üstüne çıkmıştı... En çok korkulanı, akıldan geçirilmek istenmeyeni, sivil, sandık demokrasisi vitrininde, siyasal İslamcı kimlikle ele geçirilmiş iktidarın, İktidarlarının bu ballı, diktatoryal, hesapsız gücünün geri dönüşü olmayan kırılmalar yaşaması... İktidar ortaklığı, Başbakan Erdoğan eksenindeki yönetim gücü ile Gülen cemaati arasındaki paylaşım ortaklığı, barışın, artık geri dönüşü olmayan boyutlarda bozulduğu gerçeği veri; tabanda birleştirme söylemleri ile bir biçimde yeni İktidarları cephesi yapılanmasının oluşturulacağı, yenilenlerin ayıklanmalarının, olabildiğince az kurban verilecek formüllerle yeni İktidarları cephesi kadrolarının oluşturulacağı formüllere çoktan razılar...
Elbette İktidarları cephe savaşlarında önde gönüllü ya da kaçınılmaz görev almış, iki cepheden de kurban olacaklar, ayıklanacakların direnişleri ile uzun soluklu bir iç savaş, yeni atışların daha öncekilerde yaşandığı üzere öngörülemeyen sonuçları, yeni, yeni, şok, şok dalgaları olacak. Gelişimi, oluşumu, insan hakları, demokrasi, hukuk devleti düzeninin geçerli olduğu bir işleyiş, İktidar gücü kulanımında, doğal uzun süreçli bir ortaklığın bozulması, çatışması ile uzaktan yakından benzerlik içermeyince... Dudak uçurtan kirli ilişkilerin ortalığa saçılmasıyla Türkiye’nin hangi boyutlarda çağdışı, insanlık dışı kirli çıkar ilişkilerine bulaştırılmış olduğunun şaşkınlığı yaşanıyor...

***

Kabaca bu yaşadıklarımız; sandık gücünü, demokratik düzenin tüm kurallarını çiğneme aracı olarak kullanmış, medya gücü, toplumu güdüleme araçlarından en etkin yararlanmış İktidarlarının, yasama, yürütme, yargı bağımsızlığı, demokrasinin parlamento içi-dışı örgütleri, muhalefet odaklarının işleyişini en kaba hukuksuz baskı güçleri ile ezmiş İktidarlarının, bu kez de birbirlerini elemeye yönelik keyfi, mutlak, kuralsız güç kullanmalarının sonuçları... İktidar ortaklarının, kılıçların çekildiği bu kavgası, bugüne kadar paylaşılmış kamu alanlarındaki güç kullanımında, birbirlerinin çok iyi bildikleri en zayıf, en kirli yanlarını açığa çıkarmayı, gözü kararmış var ya da yok olmayı içeren öfkeyle, belden aşağı vurmaları üretiyor...
Durumları aslında demokratik hukuk devleti düzeni kuralları içindeki olağan kavgaların kalıplarına uymayınca, mafya düzeni içindeki çıkar savaşlarını, çatışmaları anımsatan bir tablo ortaya çıkıyor. İktidar ortaklığı siyasal İslam ekseninden olunca, bir diğerini yok etme savaşlarında, Kuran, ayetler, günah, haram, melek, şeytan.. kavramları da yerlerini alıyor. Biat etmiş seçmen için hâlâ bir geçerliliği olur mu bilemem. Kaygıyla izlediğim en kirli çıkar ilişkilerinin güç üzerinden pazarlanabilirliğinin toplumsal, siyasal ortamına yer açması... Hukuk devletinin yaşadığı travmaların toplumsal yüzünde, ırklar, mezhepler, dinler üzerinden çatışmaların veba mikrobu olarak geçerlilik kazandığı bir dünyada milyarlarca dünyalı bu çatışmalar üzerinden kırılıp dökülüyor... Milyarlar ayrıca insanlık tarihinin bilimsel teknolojik gelişimi, küreselleşmeyle ters orantılı akıl almaz bir yoksullaşma, yoksunlaşma, işsizlik, eğitim, sağlık başta, en yaşamsal haklarında uçurum aşağı çekilmeyi yaşıyorlar.
Kuralsız düzende, zengin Kuzey’in, çokuluslu sermayenin, emperyal düzenin çarklarının bile belini büken en önemli olgu kirlilik, rüşvet... Kimliğini yitirmiş siyaset, kirli çıkar ilişkilerinin odağında... İpin ucu öylesine kaçmış ki sol tehdit karşısında ehlileşmiş kapitalizmin yıkılan sosyal devlet ağında, sol, sendikal hakların belinin kırılmasının ardından yaşanan ucuz emek düzeninde... Sermaye örgütleri, Dünya Bankası kirliliğe, rüşvete ödenen paylar, işçiliğe ödenen payların 7.5 katlarına varınca, kirliliğe, rüşvete karşı savaş ilan etmek zorunda kaldılar. Artık dünyada gelişmiş ülkeler ile bizim gibi ülkeler arasındaki uçurum, en çok hakların insani gelişmişlik ölçülerinden, işte bu kirli siyasetin, rüşvetin geçerliliği üzerinden ölçülüyor. Yaşanan en büyük kirlilik operasyonu, üstünün örtülüp örtülmemesi Türkiye için önemli ölçü olacak...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları