Denize demokrasi mayası çalalım...
Sunay Akın
Son Köşe Yazıları

Denize demokrasi mayası çalalım...

06.02.2017 01:34
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili Musa,

Nasrettin Hoca’nın elinde bir kâse yoğurt ile göle maya çaldığı fıkrayı bilirsin... Hani “Ya tutarsa” diye biten... İşte kardeşim, sen ve gazeteci dostlarımız Silivri’de güzel günlere olan inancımıza çalınan bir mayasınız. Sizin direnişiniz ve adaletsizlik karşısında boyun eğmeyişiniz umudumuzu çoğaltıyor.

Neden mi yoğurt ile başladım mektubuma? Çünkü sevgili Musa, Silivri yoğurduyla ünlü... Ve Silivri yoğurdu özelliğini İstanbul’dan uzak bir yerde hazırlanmasına borçlu. Burada yapılan yoğurtlar İstanbul’a deniz yoluyla taşınıyormuş... Ama yolda sarsıntıdan dolayı bozuluyorlarmış. Bu sorunu çözmek için allem etmişler, kallem etmişler ünlü Silivri yoğurdunu üretmişler. Sizler de baskı karşısında yılmayan düşüncelerinizle, ülkemde uzun ve bozuk bir yol olan demokrasinin geleceğini hazırlıyorsunuz, Silivri Cezaevi’nde.

Seninle sohbetlerimizde hep yeni öyküler anlatmamı isterdin ya, ben de düşünüyorum, Silivri hakkında daha ne anlatabilirim diye?.. Hah, buldum; Bizans döneminde İstanbul dışına gelin giden prenseslerin düğünleri Silivri’de yapılırdı. Yani öyle şikâyetçi olmayın… Düğün alanına koydular sizi… Bir de şu var, II. Mahmut çok sevdiği pırlantalı kırmızı şemsiyesini Silivri açıklarında saltanat kayığından denize düşürmüş!

Ama, Silivri hakkında en komik öyküyü Can Dündar’dan dinlemiştim... Can hapis yattığı dönemde cezaevine mahkûmlar için tiyatro gelmiş. Can da, biraz şenlenirim diye tiyatro seyretmek isteyen mahkûmlar listesine adını yazdırmış... Hem de tıraş olmuş, takım elbisesini giymiş... Ee, ne de olsa tiyatro seyretmeye gidiyor... Gel gör ki kardeşim, cezaevinde bir mahkûmun hayatını anlatan bir oyunmuş seyrettiği!

İstanbul’un tarihi kapılarından biri de “Silivri Kapı” adını taşır... Ve ne garip canım kardeşim, sizi İstanbul’dan uzak tutmak için Silivri’de kapıları üstünüze kapattılar!

2017, Cemal Nadir Güler’in 70. ölüm yıldönümü... Bakalım kaç kişi anımsayacak bu ünlü karikatüristi? Seninle çıkar çıkmaz Zincirlikuyu Mezarlığı’na gidelim Musa... Cemal Nadir’in mezarını ziyaret edelim, ustaya karanfil götürelim... Mezar taşında karikatür olan tek mezar da onunki... Çizdiği ünlü karakter “Amcabey” var mezar taşında...

Ne de çok sevilirdi Amcabey... Cemal Nadir, Amcabey’i kış gününde paltosuz çizince “Amcabey’i hasta mı etmek istiyorsun?” diye tepki almış sevenlerinden.

Biliyor musun, Nâzım Hikmet Bursa’da açtığı karikatür sergisine gitmiş Cemal Nadir’in?..

Bernard Shaw’un şu sözü geldi aklıma: “Cezaevleri var oldukça, hangimizin içeride, hangimizin dışarıda olduğu hiç önemli değildir”... Ve diyor ki İrlandalı yazar: “Dışarıdaki duvarları yıkmak kolay. Önemli olan içerideki duvarları yıkmak”...

Ve sevgili kardeşim, seni ve de gazeteci dostlarımızı bizlerden ayıran Silivri Cezaevi’nin duvarları değil, yakın tarihimizde insanların beyinlerine örülen duvarlardır.

Bilginin ışığı... O duvarları yıkacak olan da bilginin ışığıdır!

Biliyor musun Musa, adımı taşıyan tek sokak Silivri’de!

Evet, Silivri’de bir “Şair Sunay Akın Sokağı” var.

Bir ucu denize çıkıyor sokağın.

Özgürlüğe kavuştuğun gün elimizde Silivri yoğurduyla o sokaktan yürüyelim Musa...

Denize demokrasi mayası çalalım!

Hasretle kucaklarım kardeşim, seni ve gazeteci dostları...

Yazarın Son Yazıları

Denize demokrasi mayası çalalım...

Denize demokrasi mayası çalalım...

Devamını Oku
06.02.2017
Atatürk'ün çocukluğunu anlamak

Deniz yolculuklarında, vapurların güverteleri oyun alanlarına dönüşür. Güneşli havalarda güvertede halka atılır, satranç ya da seksek oynanır. Dalgalar arasında salınan bir gemide salıncağa binmenin tadı ise apayrıdır.

Devamını Oku
08.11.2009
Hüzünlü bir sonbahar anısı

İlkokul bahçesinden tüm mahalleye yayılan yanık yaprak kokusu... Sonbahar bu parfümünü sürerek girer hayatımıza... İşin içinde biraz da naftalin kokusu vardır... Kısa pantolonlar, yazlıklar gardıroba kaldırılır, sabah uyanıldığında yolum deniz kıyısına düşerse pişman olmayayım, düşüncesiyle içe mayo giyilmez...

Devamını Oku
18.10.2009
Adnan Menderes: İdam sehpasındaki kaleci...

Yuri Gagarin'in, uzaya çıktığı 12 nisan 1961 günü, bir adam, karısına yazdığı mektuptaki sözcükleri saymaktadır... Elli sözcük, evet, mektupta sadece elli sözcük kullanmasına izin vardır!.. Sözcükleri sayar... Elliyi biraz geçmiştir!..

Devamını Oku
09.08.2009
New York ve Maçka...

Devamını Oku
09.02.2009
Che, Baykam ve 11 Eylül...

Devamını Oku
26.01.2009
Ayışığı altında Afrika

Devamını Oku
19.01.2009
Van Gogh ve Cemal Süreya

Devamını Oku
12.01.2009
Astronot Barbie olmasaydı

Devamını Oku
05.01.2009
Verdi bana kalemini...

Devamını Oku
29.12.2008
Bu bir futbol yazısıdır

Devamını Oku
22.12.2008
Son Ada ve Issız Adam

Devamını Oku
15.12.2008
Balıkçı iskemlesini de alarak...

Devamını Oku
08.12.2008
Heykeldeki Atatürk'ü görebilmek

Devamını Oku
17.11.2008
Dağlarca Çamlıca Tepesi'nde

Devamını Oku
10.11.2008
Dünya kadar büyük bir gün

Devamını Oku
27.10.2008
Resim sanatının 'hal'i...

Devamını Oku
20.10.2008
Fareler ve İnsanlar!..

Devamını Oku
06.10.2008
Ramazan ve edebiyat...

Devamını Oku
07.09.2008
Karpuz satarak okumak

Devamını Oku
01.09.2008
40 Yıl Önceki Kehanet!...

Devamını Oku
15.08.2008