Tuncay Mollaveisoğlu

Terörle mücadele ve şeffaflık...

17 Şubat 2021 Çarşamba

Terör örgütü PKK’nin elinde bulunan asker, polis ve sivil 13 yurttaşımızın haince katledilmesi Türkiye’yi yasa boğdu.

Operasyona giden 3 kahramanımız da şehit oldu.

Kendini devletin yerine koyan AKP hükümeti, olaydaki sorumluluğu sorgulanmasın diye etki altına aldığı yargıyı “sopa” olarak kullanmaya çalışıyor...

Hükümet, iç ve dış güvenlik ile ilgili ne zaman bir yönetim zafiyeti gösterse, meseleyi “milli güvenlik” zeminine taşıyarak tabu haline getirmeye çalışıyor...

Oysa her yurttaşın en doğal hakkıdır “ne oluyor” diye sormak...

***

Hükümetin 6 yıl boyunca rehin tutulan yurttaşlarla ilgili gereken adımları atıp atmadığı sorgulanmalıdır. Nihayet, CHP’lilerin -Murat Bakan, Tacettin Bayır, Mehmet Ali Çelebi gibi- verdiği soru ve araştırma önergeleri rehin tutulan vatandaşların kurtarılması için hükümete bir çağrı niteliğindeydi... AKP ve MHP’nin bu soru ve araştırma önergelerini neden reddettiklerini açıklaması gerekir...

Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Savunma Bakanlığı’nın ve hükümetin emirlerine göre hareket eder. Yapılan operasyonun başarısız olduğu eleştirileri ile ilgili siyasi sorumlular net yanıtlar vermelidir. Sorumluluğu olanlar istifa etmelidir...

Demokrasilerde iktidar, halkı azarlayamaz. Soru soranları hapisle tehdit edemez... İktidarların her iş ve eylemleri ile ilgili hesap vermesi en temel çağdaşlık ilkesidir.

AKP devlet değil, bir siyasi partidir... AKP ve yöneticilerinin diğer partilerden ve siyasilerden üstün hiçbir yönü yoktur... Seçmen, yani halkın tamamı da değil, 5 yıllığına ülkeyi yönetme sorumluluğunu AKP’ye vermiştir. Sorumlular yönetim becerileri ve aldıkları kararlarla ilgili halkın eleştirilerine açık olmalıdır...

Bu kadar net... AKP Genel Başkanı Erdoğan da bakanları da devletin kendisi değildir... Devleti belli sınırlar ve yetkiler içinde yönetmekle sorumlu, yasalarla bağlı siyasilerdir...

Bunca açıklama yapmamın nedeni, bu büyük acının, bu hain katliamın toplumun balık hafızasına terk edilmemesi içindi...

Hükümetin “neden, nasıl” sorularına net yanıtlar vermesini bekliyoruz...

ANAYASA MESAJI KİME?

Büyük resme bakalım...

Türkiye bir yandan terör ile mücadele ederken öte yandan içeride ulus devlet ve Atatürk ile sorunlu liberaller ve din tüccarı yapılarla uğraşıyor...

Yeni anayasa teklifi, bir yönü ile açlıkla boğuşan Türkiye’de gündem değiştirme amaçlıdır. Ancak bir başka yönü ile iktidarın hedefini ve amacını deşifre eden bir turnusol kâğıdıdır...

Türkiye’de ayrılıkçı bazı Kürt vatandaşları, 1921 Anayasası’nı özerkliği içerdiği bahanesi ile ulus devleti aşındırmakta bir araç olarak öne sürüyor...

Cumhuriyet ve laiklik karşıtı gericiler de yine 1921 Anayasası’na atıf yaparak -savaş koşullarında laiklik anayasada yer almamıştıdevletin laiklik ilkesini tartışmaya açmaya çalışıyor...

Alev Coşkun, Cumhuriyet’te tarihi derinliği ile bu hayati meseleyi analiz eden yazılar kaleme aldı. Bu köşeye detayları sığmaz... O dönemin koşullarını anlamak için mutlaka okumalısınız.

Özerklik çağrısı yapanlar da laiklik karşıtları da aynı hedefe kilitlendiler. Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet yapısına...

Emperyalizmin dayattığı sözde “sivilleşme” ambalajı ve Soros tipi “demokrasi”, yine ulus devletin ortadan kaldırılmasını amaçlıyor...

FETÖ’nün Türk ordusunu hedef alan operasyonlarında da amaç aynıydı...

AKP’nin “yeni anayasa” teklifi, bir yanı ile ayrılıkçı Kürtlere öte yanı ile tarikat ve cemaatlere ve küresel sermayeye açıkça verilen bir mesajdır...

Ulus devlet tehlikede...

FETÖ’nün TSK’ye operasyonları ile eşzamanlı başlatılan yeni anayasa hezeyanlarını hatırlayın... Tesadüf değildi...

Uykuda tutulan gündem, yeniden ve yavaşça ısıtılıyor...


Yazarın Son Yazıları