Yazgülü Aldoğan

Yönetememe krizi

19 Kasım 2020 Perşembe

Demokrasiyi, anayasayı, hukuku, medyayı, Hazine’yi, Merkez Bankası’nı ve en başta milli ve dini değerleri tabii, her şeyi, evet her şeyi kendi iktidarını sürdürebilmek için kullanıyor! Bu da sonuçta yönetememe krizine dönüşüyor. Çünkü sadece bu hedefle hiçbir ülkeyi yönetemezsiniz. Ne sağlık sorununu yönetebilirsiniz ne çevreyi ne eğitimi. Ne koronayla mücadele edebilirsiniz ne yaklaşan depreme karşı önlem alabilirsiniz!

Yakın tehlikeden bahsedelim: Salı gecesi ilk kez yüzün üzerinde ölüm açıkladı Sağlık Bakanı Koca. Bu bile doğru değil. İBB Başkanı İmamoğlu, sadece İstanbul’da koronadan öldüğü için gömülen vatandaş sayısını en doğru bilecek kişi, bunun iki katı sadece İstanbul’da ölüp gömülen diyor. Kızıyorlar! Saklaya saklaya nereye kadar? Hastaneler doldu, sağlık personeli tükendi. Mecburen gelsin kısıtlama. Cumhurbaşkanı ceberut baba yüz ifadesiyle açıkladı. Ben dahil kimse bir şey anlamadı, televizyon kanalları yanlış altyazı geçti, sabaha kadar sosyal medya yıkıldı, herkes denklemi çözmeye çalışıyor: Ne zaman, kaçta, hangi gün, kaç yaşında, nereye nasıl çıkacağız? Bravo, bu bir yönetememe krizidir. Bir kere uygulayamazsın. Kim denetleyecek her sokağa çıkanı? Vatandaşının cebine para koyup tam kapan diyemiyorsun madem, bilinçlendir. Kendimize hâkim olacağız. Bu lanet olasıca virüs, sosyalleşince bulaşıyor. Sadece metroda değil, lokantada değil, eve geldi herkes, yediniz içtiniz, yine bulaşıyor. Bu gerçeği iyi anlatıp bu bilinci edinmek lazım. Yoksa pazar sabahı 08.00’de çıkıp tek başıma deniz kenarında yürüsem sıkıntı yok ki? Olmaz 10’da çık, niye? Hava kararınca 08.00’de içeri gireceksin. Hem yaşın kaç, başın kaç? Babam mısın sen benim?

İmamoğlu’na taktı

Niye taktı? Çünkü parasını kıstı, yetkisini kıstı, engel çıkardı, adam yine yönetiyor! Kadir Topbaş’ın saçıp savurduğu paraları, sınırsız yetkisi yok ama ondan iyi yönetiyor. Kanal İstanbul’a karşı çıkıyor. Devlet projesiymiş, nerede yazıyor? Hiçbir yerde! Çünkü İmamoğlu “Kral çıplak” diyor. “Siyaset üstü bir seferberlik yapmalı, birlikte çözmeliyiz. Deprem konseyi oluşturmalıyız. 18 yılda 975 bin bina yapmışlar, bu hızla 120 yıl sürer, buna vaktimiz yok, İstanbul depremi Türkiye’nin bağımsızlık sorunudur, kimse bu işi tek başına çözemez” diyor. Bırakalım binaların yıkılıp içindekilerin ölmesini, kaçabilecek yer bile yok! İmamoğlu’nun KİPTAŞ’la ilk başlattığı proje Beylikdüzü Gürpınar Siteleri’nde. Burada 2016 yılından beri yapmaya uğraştığı ama sırf siyaseten güçlenmesin diye kabul ettiremediği kentsel dönüşüm projesini mahkemede kazandıktan sonra ancak şimdi yapabiliyor. “Komşularımı göçük altında aramak istemiyorum, bu bir iktidar olma meselesi değil, milli meseledir!” diye feryat ediyor ama cevap olarak hakkında soruşturma açılıyor. Kanal İstanbul devlet projesiymiş, karşı çıkamazmış! Hep birlikte karşı çıkıyoruz: Kanal İstanbul bir rant projesidir ve bizim asıl derdimiz, altımızda çatırdamaya başlayan fayın kırılıp göçük altında kalmamız demek olan İstanbul depremidir! Hadi onların anladığı dilden söyleyelim: Bu bir beka meselesidir! İstanbul’da acil seferberlik başlatılmazsa Türkiye elden gidecek, çıkacak kaosta hangisinin iktidarı kalacak?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları