Yılmaz Şipal

'Giderek Artan Dünya Nüfusu'

10 Ekim 2011 Pazartesi
\n

\n

Çağımızın en korkulan hastalığı olan kanserin bilinçsiz aşırı hücre çoğalmasısonucu oluştuğu bilinmektedir.\n

\n

Günümüzde kanser, “salgın bir hastalıkgibi yayılmakta.\n

\n

Kanser nedir? sorusunun yanıtını uzmanlar şöyle veriyor:\n

\n

Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini  kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre, gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.\n

\n

Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler ya da tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan ya da lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir. / Yük.Bio. Olcay Irmak)”\n

\n

1802 yılında 1 milyar olan dünya nüfusu 125 yıl sonra yüzde 100 artarak 1927 yılında 2 milyara ulaşmış.\n

\n

1927’den günümüze kadar geçen 83 yıllık süre içinde ise, dünya nüfusu katlanarak yüzde 250 (iki yüz elli) oranında ve 5 milyar artarak, 7 (yedi) milyara gelmiş durumda.\n

\n

Birleşmiş Milletlerin kurulduğu 1945 yılında Birleşmiş Milletlere üye olan ülke sayısı 51 iken bügün 193e ulaşmış.\n

\n

Üzerinde yaşadığımız dünya adı verilen bu gezegendeki geri kalmış, azgelişmiş ülkelerdeki bilinçsiz nüfus artışınıngetirdiği sorunların altında ezilmiş insanların, yaşadığı olayları izlediğimde, bu insanların dünyaya yaşamları ellerinden alınmış olarak geldiklerini ve geleceklerinin de çalınmışolduğunu görüyorum. \n

\n

Aşırı nüfus artışının dünyanın geleceğini çok zorlayacağı, Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfının (WWF) 2010 yılı Yaşayan Gezegen Raporunda vurgulanmakta..\n

\n

Zengin ülkeler; çok daha sade yaşamanın yollarını bulmak, özellikle fosil yakıtlara bağımlılıkları da dahil olmak üzere ayak izlerini hızla azaltmak zorundadır. Hızla büyüyen gelişmekte olan ekonomiler de yeni bir büyüme modeli bulmaya mecburdur. Böylece, refah düzeyinin gerçek anlamda sürdürülebilir yollarla yükselmesi mümkün olacaktır. Bu rakamlar; hepimizin aklına doğayı koruyarak, doğal kaynakların kendini yenileme kapasitesini aşmayarak ve doğanın sağladığı mal ve hizmetlerin gerçek değerini kavrayarak yaşam biçimimizi nasıl değiştireceğimize ve kalkınmayı nasıl yeniden tanımlayacağımıza dair sorular getirmektedir. \n

\n

Giderek artan dünya nüfusunun gereksinimlerini karşılamak başta olmak üzere, önümüzde pek çok zorluk bulunmaktadır. Bu zorluklar; kalkınma ile doğal kaynaklara yönelik sürekli talep artışı arasındaki bağlantının koparılmasının önemini vurgular. En basit ifadeyle, daha az kaynaktan şimdiki kadar, hatta daha fazlasını elde etmek için yeni yollar bulmak zorundayız. Dünyanın kaynaklarını, kendilerini yenileme hızından daha hızlı tüketmeyi sürdürmek, bağlı olduğumuz sistemleri yok etmektir. Artık kaynakları, doğanın koşullarına ve sınırlarına göre yönetmek zorundayız.\n

\n

İnsanoğlu, kanser hücresigibi, üzerinde yaşadığı gezegenin havasını, suyunu, toprağını, tarlasını, denizini, deresini, ormanını, ağacını, çiçeğini böceğini yok etmek için elinden geleni yapmakta ve dünyanın doğal kaynaklarını kendilerini yenileme hızından daha hızlıtüketmekte.\n

\n

İnsanoğlu, kendisinehayat verenbütün kaynakları kanser hücresigibi yıkıp, yok etmektedir.\n

\n

Giderek artan dünya nüfusunun”, günümüzdeki ve gelecekteki sorunların kaynağı olduğu görüşündeyim.

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

'Bedava' Yaşamak 22 Ekim 2012

Günün Köşe Yazıları