Özgürlük Üzerine Sorular...

Özgürlük Üzerine Sorular...

10.11.2014 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Özgürlük nedir?” diye sorup biraz da felsefeden yola çıkalım mı?
Gerçi bunun toplumumuzda yaygın bir alışkanlık olduğu söylenemez.
Yüzyıllardır “düşünme alışkanlığı”ndan bile uzak tutulmuş bir toplumda felsefeden yola çıkmak diye bir alışkanlık, kök salamaz. Dahası, herhangi bir duruma çözüm aranması kaçınılmaz hale geldiğinde, daha açıkçası, bir tren artık kaçmak üzere olduğunda “felsefeden yola çıkmak”, bizim iklimlerimizde çoğu kez boşa zaman harcamak bile sayılabilir ve o zaman bu işe kalkışanların, yani felsefeden yola çıkmak isteyenlerin suratına birilerinin şu uyarısı bir tokat gibi inebilir: “Şimdi felsefe yapmayı bırak! Böyle şeylerle zaman yitirmenin sırası değil!”
Peki, böyle bir uyarı doğrultusunda düşünecek olursak eğer, ya neyin sırasıdır?
Düşünmekle zaman yitirmeksizin tartışmanınveya eyleme geçmenin sırasıdır. Öyle de yapılır. Çoktandır üzerinde düşünülmüş olması gereken, hiç düşünülmeden, sanki düşünülmüş de düşünsel düzeyde somut olasılıklara varılmış gibi tartışma masasına yatırılır. Ardından, günün birinde o masadan kalkıldığında, toplananlar uzun süre tartışmış olmanın mutluluğuyla sarhoş, eylemin yolunu tutarlar.
Arkalarına hiç bakmaksızın.
Oysa bir kez, yalnızca bir kez baksalar, “sorun” diye adlandırmış olduklarının masada olduğu gibi kaldığını göreceklerdir. Durum, cenaze namazının ardından ölüyü yanınaalmadan camiden çıkmak gibidir. Ölü musalla taşında öylece unutulmuşken cemaat çoktan mezarlığın yolunu tutmuştur.
Osmanlı’nın neredeyse yedi yüz yılı boyunca, ardından da şimdilerde “sağ”ın ve soldaki “entelektüel” kesimin büyük çoğunluğunun artık “son bulduğuna” hükmettikleri Mustafa Kemal Cumhuriyetinin “bitişinden(!)” sonra, bu topraklarda özgürlük, hep böyle ele alınan bir konu oldu.
Dikkat ettiyseniz, özgürlük için “konu” dedim, sorun sözcüğünü kullanmadım. Bilerek. Çünkü bir konunun bir soruna dönüşmesi, ancak o konu etrafında doğru soruların kümelenmesiyle gerçekleşir. Başka deyişle, sorun, yalnızca “sorun var” demekle varlık kazanmaz. Çünkü ancak artık ciddi biçimde sorgulanmasının bir ihtiyaç olarak algılandığı konular ve durumlar birer sorun niteliğiyle gündeme gelmiş demektir.
Oysa özgürlük bakımından bizde böyle olmadı.
Başka deyişle, bizim bir özgürlük sorunumuz,gerçekte hiçbir zaman olmadı. Özgürlüğü bir sorun edinenlere de hiçbir zaman yaşama hakkı tanınmadı. “Tam bağımsız Türkiye!” diye haykıran Deniz Gezmiş, devrimci yoldaşları Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’la birlikte TBMM kararı ile 1972 Mayıs’ında ölüme gönderilirken onların idam kararları için Meclis’te parmak kaldıranlar adına yıllar sonra “Özgürlük ve Demokrasi” külliyeleri kuruldu.
Onları ölüme gönderen Meclis’ten ise bir darbe anayasasını darbe anayasası olduğu için bütünüyle yürürlükten kaldıran bir yasa ise hiçbir zaman çıkmadı.
Hayır. Bizim bir özgürlük sorunumuz hiç olmadı.
Çünkü, “Özgürlük nedir?” sorusu, bizde hiçbir zaman ciddi olarak sorulmadı!

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016