Rekin Teksoy Adında Bir Karınca...

Rekin Teksoy Adında Bir Karınca...

08.06.2012 03:45
Güncellenme:
Takip Et:
\n

\n

Bu yakınlarda dünyamızdan ayrılan Rekin Teksoy ile karıncalar arasındaki bağlantıyı ilk kez birkaç yıl önce,Rönesansı getiren adam: Rekin Teksoy başlıklı yazım üzerinde düşünürken kurmuştum. Ama karınca nitelendirmesini o yazıda kullanmamıştım. İlk bugün kullanıyorum.

\n

Şöyle demiştim o yazının bir yerinde:Rekin Teksoy, Danteyi, Boccaccioyu ve onların ektiği Rönesans tohumlarını Türk insanının ayağına getirmiş olan düşünürün ve sanatçının adıdır. Rekin Teksoy için bu nitelikleri kasten vurgulayarak kullanıyorum ve böyle birine yalnızca çevirmen deyip geçmekten bilinçli olarak kaçınıyorum, zira böyle eserleri dilimize taşıyanların edimleri, çoğu kez sadece teknik yanıyla değerlendirilen bir çeviri yapmakla sınırlı değildir; onlar, Türkçede dilsel düzlemdeki yeni sanat eserlerinin yaratıcılarıdırlar…” Daha sonra, yazıyı şöyle bağlamıştım:Rekin Teksoyun her iki çevirisi de, Türkçede yaratılmış birer sanat eseridir. Ya da şöyle diyelim: Rekin Teksoyun bu çevirileri, dilimizde bağımsız sanat eseri niteliğini taşıyan, kendilerine özgü birer yeniden-üretim örneğidir. Tekrar ediyorum: Rekin Teksoy, Rönesansın düşünce mirasının en değerli eserlerinden ikisini, yüzlerce sayfanın üstesinden gelerek bizim kültür iklimimize taşımış olan düşünürün ve sanatçının adıdır. O mirasın temelleri üzerine bizim neler inşa edebileceğimiz veya edemeyeceğimiz ise, elbet bize kalmış bir sorumluluktur!

\n

Şimdi, Rekin Teksoyun ölümünün ardından, yine karıncalar üzerine düşünüyorum. Ama benim kafamdakiler, bildiklerimizden farklı karıncalar. Çünkü onlar, işleri güçleri kültür taşımak olan karıncalar. Yani, kültür karıncaları. Fakat bilinen veya normal karıncalarla çok ortak yönleri var. Bir defa, onlar da hep sessiz sedasız çalışırlar. Cüsselerinin birkaç katı büyüklükte parçaları bir yerden başka bir yere taşırken bile gıkları çıkmaz. Yaptığım işin büyüklüğünü gören var mı, diye dönüp bakınmak akıllarının kenarından bile geçmez. İşlerini tamamladıklarında, o işleri görenler yapılanları ancak bir filin gücüne yakıştırabilirler. Bir Decameron ile bir İlahi Komedyanın aynı hayata sığdırılabilmiş olduğuna rüyalarında görseler inanmazlar hele bizimkisi gibi, birkaç avuç boş lafla bütün bir hayatı doldurmayı ve buna da hayat demeyi başaranların çoğunlukta olduğu bir ortamda!

\n

Ama Rekin Teksoy, hiçbir zaman bir fil olmadı. Belki de bir fil kadar göze çarpmak, onun için zaten bir karabasandan farksızdı. O, hep bir karınca olarak kaldı. Genelde ancak fillerin başarabileceği işleri gücünü sürekli katlayarak peşpeşe tamamlayan bir kültür karıncası O da tıpkı sayıları çok az, türleri de artık tükenmeye yüz tutmuş öteki kültür karıncalarımız gibi, her bir çeviriyle Türkçede bir başka dil anıtı dikmesine rağmen, yaptıklarına hep karınca kararıncaölçüsünü uyguladı. Yukarıda alıntıladığım yazı üzerine bana gönderdiği ve inceliklerle dolu mesajında bile yaptıklarını büyütmeme kaygısı egemendi, yalnızca bir teşekkür mesajı olmasını istemişti: “…Çok karamsar bir dönemimde elime geçen mesajınız bana yeni bir güç verdi Çok teşekkür ederim…”

\n

Peki ya sizin, Sevgili Rekin Teksoy, sizin bize verdikleriniz, yani tek başınıza, karıncaların titizliği ile iklimimize taşıdığınız o uçsuz bucaksız Rönesans? Biz size nasıl teşekkür edebileceğiz? Biz o dev mirasın üstüne neleri inşa edebileceğiz?

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016