Ahmet İnsel

Duygu vampirizmi itirafı ve sonrası

22 Ekim 2015 Perşembe

Nokta dergisinin iki haftadır yayımladığı, AKP kurmaylarının durum değerlendirmesi toplantısı notları olduğu iddia edilen metinlerin doğru olma ihtimali güçlü. Yayımlanan iki toplantı özeti, bazı AKP’lilerin aslında her şeyin farkında oldukları gibi partilerinin gidişatından son derece rahatsız olduklarını gösteriyor. Erdoğan-Davutoğlu rekabetinin parti içinde yarattığı çalkantıları, sürekli gerginlik ve düşmanlık yaratarak seçmen mobilizasyonu sağlama stratejisinin ters etki yaratmaya başladığını bunları okurken görüyoruz.
Bu durumun, AKP çevresinin pek sevdiği bir tabirle, AKP üst aklını daha da öfkelendirdiğini, tökezlemeye başladığı anda etrafını kimlerin boşaltacağını gayet iyi bildiği için fiili olarak partiyi ve hükümeti doğrudan yönetmeye bu kadar büyük tutku ve şiddetle sarılmaya çabalamasının nedenlerini daha iyi aydınlatıyor.
Toplantı notlarında AKP’nin iktidarda kalma dinamiklerini anlatan birçok öğe var. Bunların arasında dikkat çekici olanlardan biri, partinin yıllardır duygu sömürüsünü bilinçli olarak yaptığını, bunu kullandığını gösteren ifadeler.
Nokta dergisinin yayımladığı metinde, bu duygu sömürüsünün 150 yıllık bir mirastan beslendiği belirtiliyor. “150 yıllık miras”, Milli Görüş hareketinin yıllarca kanalize ettiği ve iktidarlarını pekiştirip güven altına aldıklarına inandıkları andan itibaren AKP kurmayları tarafından yeniden canlandırılan, Tanzimat’la başlayan modernleşme/Batılılaşma sürecine karşı biriktirilen Sünni muhafazakâr tepkidir. Toplantı notunda buna işaret eden kişi, bu çerçevede AKP’nin toplumdaki her duyguyu sömürdüğünü itiraf ediyor. Bu yöntemi, “duygusal vampirizm” olarak tanımlıyor. Doğru da yapıyor. Duygu vampirizmi de diyebilirdi.
Vampirizm aynı zamanda kendi beslendiği damarı da kurutur. Söz konusu değerlendirme de, AKP’nin toplumda bastırılmış dışlanmışlık ve ezilmişlik duygularını tetikleyerek, bunları “pipetle emip” kendine cansuyu yaparak iktidarını pekiştirmesinin sınırına gelindiğini ima ediyor.
“Duygusal vampirizm”in en aşırı örnekleri, AKP medyasının önde gelen tetikçilerinden birinin kurgu haber olduğunu ifşa ettiği, Kabataş’ta başörtülü ve çocuklu bir kadına yapılan iğrenç saldırı haberi idi. Dolmabahçe camiinde içki içkildiği iddiası da. Bu kurgulanmış haber üzerinden AKP üst aklı gerçek bir “duygusal vampirizm” yapmıştı. Tetikçilerine, emri altına aldığı medya kuruluşlarına da bunu yaptırmıştı. Tayyip Erdoğan’ın, “Ah benim zavallı kardeşim, vatandaşım...” tiradı ile başlayan cümlelerinin hepsi bu duygusal vampirizmin önde gelen örnekleri olarak kullanılabilir. Şimdi de Ankara katliamının arkasında ısrarla PKK parmağına işaret etmek bu duygu vampirizminin en son örneğini oluşturuyor.
Blaise Cendrars, çok bilinmeyen Moravegine adlı romanında, roman kahramanlarından Mascha’nın davranışını şöyle tarif eder: “Mascha, ruhun yok olmasına, duyuların canavarlaşmasına, beynin içinin boşalmasına ve kalbin tamamen kurumasına varan tutkulu nafile hayallerin yarattığı taşkınlık ve yıkımların cismanileşmiş haliydi.” Tanımladığı duygu vampirizmidir. Bunu bir edebiyatçının tarif etmesi daha çarpıcı oluyor.
Bugün AKP’nin de bir bakıma bağımlı hale geldiği, mutlak güç olma ve bunu koruma, pekiştirme tutkusu veya buna mecbur kalma halinin bu duygu vampirizmiyle beslenmeye çalıştığını AKP’nin içinde kabul edenler, bunun romancının tarif ettiği hali de içerdiğini sanırım kabul ediyorlardır.
Nokta dergisinin yayımladığı notlar, 1 Kasım seçimlerinin kavgasız dövüşsüz bitmesi ve ülkeyi kaosa sürükleyerek istediğini elde etmek isteyen iradenin hüsrana bir kez daha uğraması halinde, AKP kanadında da bazı olumlu gelişmeler olabileceğinin ön işaretlerini veriyor. Elbette, bu “duygu vampirizmi” onların da duyularını canavarlaştırıp kalplerini tamamen kurutmadıysa!..


Yazarın Son Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018
Trump ve yeni otoriterizm 21 Ağustos 2018
Büyük kriz gözüktü 14 Ağustos 2018
İş Allah’a kalınca.... 11 Ağustos 2018
Erdoğanizm Türkiyesi 10 Temmuz 2018
Durum budur… 26 Haziran 2018