Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

09.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü. Bu gün yalnızca eşitlik taleplerinin yüksek sesle dile getirildiği bir tarih değildir. Aynı zamanda kadın emeğinin görünmez kılınan yüzünü, kadınların yaşamda kalma stratejilerini, suskunlukla direnme arasındaki ince çizgiyi yeniden düşünme günüdür. Bu yüzden, bugün edebiyata bakmak, özellikle de Orhan Kemal’i yeniden okumak bir tercih değil, neredeyse bir zorunluluktur. 

Orhan Kemal, Türk edebiyatında kadını ne idealleştirir ne de acının nesnesi haline getirir. Onun kadınları süslenmiş acı kahramanları değildir; yaşamın yükünü taşıyan, emeğiyle ayakta duran, çoğu zaman kimsenin fark etmediği ama yaşamı fiilen döndüren gerçek insanlardır. Fabrikada çalışan, tarlada çalışan, evin içinde bitmeyen bir emek döngüsüne sıkışan bu kadınlar sessizdir belki ama silik değildir. Yoksuldurlar ama edilgen değildirler. 

Orhan Kemal, kadın karakterlerini çoğu zaman “acı çeken” figürler olarak kurar ancak onları asla acıya mahkûm etmez. Çünkü onun edebiyatında acı, bir son değil; bir eşiktir. Bu eşikten geçen kadın ya kırılır ya da dönüşür. Ve Orhan Kemal neredeyse her zaman dönüşüm ihtimalini açık bırakır. 

BİLİNÇ KAZANMA ÖYKÜSÜ 

Bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri, Hanımın Çiftliği’nin Güllü’südür. Güllü, yoksulluk, erkek şiddeti ve sınıfsal baskı içinde büyür. Yaşam onu erken yaşta sertleştirir. Ancak Güllü’nün öyküsü bir “masumiyet kaybı” anlatısı değildir; bir bilinç kazanma öyküsüdür. Roman ilerledikçe Güllü, kaderin pasif nesnesi olmaktan çıkar; yaşamın öznesine dönüşür. Bu dönüşüm Orhan Kemal için tesadüf değildir. Çünkü onun dünyasında kadın, koşulların biçimlendirdiği ama o koşullarla pazarlık edebilen bir varlıktır. 

Güllü’yü güçlü kılan şey, sürekli itiraz eden, yüksek sesle direnen bir kadın olması değildir. Tam tersine; bazen susmasıdır, bazen hesap yapmasıdır, bazen yanlış yapmasıdır. O, “ezilen ama susmayan” kolaycı kalıbın dışındadır. Yaşamda kalmayı başaran bir kadındır. Orhan Kemal’in ahlaki tutumu da tam burada belirginleşir: Kadını yargılamaz; onu bu tercihlere zorlayan düzeni ifşa eder. Güllü’nün erkeklerle, mülkiyetle ve iktidarla kurduğu ilişki bireysel bir ahlak sorunu değil; sınıfsal bir yaşamda kalma stratejisi olarak anlatılır. 

Bu yaklaşım, Orhan Kemal’in kadınlara bakışındaki temel ilkedir. Onun kadınları “iyi” ya da “kötü” değildir; yaşamda kalanlardır. Bu nedenle Orhan Kemal edebiyatı, bugünün kadın mücadelesiyle hâlâ güçlü bir bağ kurar. Çünkü bugün de kadınlar yalnızca direnerek değil; akıllarıyla, sezgileriyle, zaman zaman susarak, zaman zaman pazarlık ederek yaşamda kalıyorlar. 

‘KIZLARIN KADERİ’Nİ REDDEDİŞ… 

Bu çizgiyi Bir Filiz Vardı’nın Filiz’inde başka bir biçimde görürüz. Filiz, aydınlık gerçekçiliğin simgesidir. Zeki, inatçı ve dimdik duran bu genç kız, yalnızca erkek şiddetine ve ahlaki ikiyüzlülüğe karşı değil; susmayı erdem sayan, çıkarları uğruna kabullenen anlayışa da öfkelidir. “Karda yürüyüp izini belli etmeme”nin fazilet olarak sunulmasına itiraz eder. Filiz, “kızların kaderi” diye dayatılanlara razı olmayan asi bir filizdir; kırılmayan, bükülmeyen bir daldır. 

Gurbet Kuşları’nın Ayşe’si ise direncin başka bir yüzünü temsil eder. Yoksulluğun ve yıkımın tam ortasında umudu ayakta tutan kadındır. Gecekonduları yıkıldığında, kocasını omzundan tutup ayağa kaldırır ve Orhan Kemal edebiyatının en sade ama en güçlü cümlelerinden birini kurar: 

“Kalk lan, kalk. Gene yaparık, yenisini yaparık.” 

Bu söz, yalnızca bir evin değil; yaşamın, onurun ve emeğin yeniden kurulabileceğine ilişikin sarsılmaz bir inançtır. 

SORUN İKTİDARDA MI? 

Orhan Kemal, Tersine Dünya’da ise kadınlık ve erkeklik hallerini bilinçli olarak yer değiştirerek tahakkümün cinsiyetle değil, güçle ilgili olduğunu gösterir. Böylece okura şu soruyu sordurur: Sorun kadın ya da erkek olmak mıdır, yoksa iktidarın kendisi mi? 

8 Mart’ı Orhan Kemal’le birlikte düşünmek, bize önemli bir şey hatırlatır: Kadın mücadelesi yalnızca görünür direnişlerden ibaret değildir. Kadınlar tarih boyunca sadece direnmediler; akıllarıyla, sezgileriyle ve çelişkileriyle var oldular. Güllü, bu çelişkilerin edebiyattaki en dürüst temsillerinden biridir. 

Bugün Orhan Kemal’i yeniden okumak, yalnızca kadınların yaşadığı eşitsizliği değil; insanın insana kurduğu her türlü tahakkümü hatırlamaktır. Çünkü onun edebiyatında mesele, kadın ya da erkek olmak değil; insan kalabilmektir.

Yazar Banu Tozluyurt

İlgili Konular: #8 mart

Yazarın Son Yazıları

Medeni Kanun’a bakış... - Mehmet Emin Elmacı

Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılındayız.

Devamını Oku
26.03.2026
Savaş ve ekonomi - Aydın Öncel

İkinci Dünya Savaşı’nda, fabrikaları devletin yönetimine alarak güdümlü bir ekonomi modeli uygulamak zorunda kalan vahşi kapitalizmin kalesi ABD ancak Hollywood platolarında zafer kazanabildiği Vietnam savaşının yarattığı bunalımı henüz atlatmaya çalışırken karşılaştığı “1973 büyük petrol krizi” ile bir kez daha sarsılmıştı.

Devamını Oku
25.03.2026
Şevket Süreyya Aydemir’i anarken - Remzi Koçöz

Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir.

Devamını Oku
25.03.2026
Gençlerimizin spordan kopuşu... - Demirhan Şerefhan

Türkiye’de çocuklarımızın spora başlaması zor değil; asıl zor olan devam ettirebilmek.

Devamını Oku
25.03.2026
Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026