İki fiili durum gücü karşısında HDP
Ahmet İnsel
Son Köşe Yazıları

İki fiili durum gücü karşısında HDP

15.09.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP, son kongresi sonrasında bütünüyle Erdoğan Partisi haline geldi. Anayasanın ona emrettiği tarafsızlığı açık veya örtük biçimde çiğneyen, fiili durum yasasının uygulandığı bir siyasal düzende ilerliyoruz. Anayasa ne derse desin, hatta gazete basan milletvekilinin veciz ifadesiyle, “seçim sonucu ne olursa olsun”, başkanlık rejimini uygulamaya kararlı bir irade var devletin başında.
Kürt sorununun kanlı bir mecraya girmesinde başkanlık rejimini fiilen yürütecek ya da resmen başlatacak bir Meclis çoğunluğu elde etme arzusunun başat rol oynadığı açık. Bu politikanın, umduğunu bulamayacağını anlasa bile, girdiği patikadan kendi manevrasıyla çıkışı artık zor. Ayrıca bu strateji, bölgede üst üste ilan edilen özel güvenlik bölgeleri, sokağa çıkma yasakları, belki yakında ilan edilecek olan sıkıyönetim altında seçimlere katılımın düşük olmasını da umuyor olabilir. Doğu ve Güneydoğu’dan kendisine daha fazla seçmen gelmeyeceğini bilse de, örneğin bu bölgelerde katılımda ciddi bir düşüşün, HDP’nin Türkiye’deki oy oranını yüzde 10 barajına yaklaştıracağını hesaplamak zor değil.
Parçalı bölüklü savaş yaşanan bölgelerde katılımın yüzde 60’a kadar indiği bir durumda, HDP baraj altında kalabilir. Buna CHP seçmeninden HDP’ye giden oyların bir kısmının geri dönmesi ihtimalini ekleyince, HDP’yi baraj altı bırakma stratejisinin bu cenahta hâlâ bütünüyle ümitsiz bir vaka olmadığı görülebilir.
Katılımın düşmesi, AKP’nin bölgede daha fazla oy alması anlamına gelmiyor. Bölgede oyların ezici çoğunluğunu almaya devam eden ama baraj altında kalacak bir HDP’nin vekilleri yerine Erdoğan Partisi’nin adayları çok marjinal oy oranlarıyla Meclis’e girebilir. Böyle bir durumun demokratik kurumlar çerçevesinde sürdürülebilir olmayacağını, söz konusu bölgelerde sadece duygusal değil, telafisi artık mümkün olmayacak bir siyasal ve toplumsal kopuşu hızlandıracağını öngörmek zor değil.
Erdoğan Partisi’nin, medya ablukasını daha da artırarak, HDP’yi kriminalize ederek, onu barajın altında bırakma stratejisinin başarı şansı gene de zayıf gözüküyor. Ama amacına ulaşsa bile Türkiye’ye asgari istikrar getirmeyecek bir politika hattı bu. Tersine, Türkiye’nin hâlâ parlamenter demokrasi olarak nitelendirilmesini sağlayan, seçimlerin serbest ve sonuçlarının büyük ölçüde güvenli olduğu ülke niteliğinin yitirilmesine, seçim sonuçlarının geçerliğinin tanınmamasına ve bundan kaynaklanacak büyük bir siyasal ve toplumsal çalkantıya kapıyı açacak. Bu durumda fiilen ya da resmen başkanlık rejimini göreli istikrar içinde yürütmenin koşulları ortadan kalkacağı için, Erdoğan Partisi’nin tek çaresi, çok daha katı bir baskı rejimi uygulamak olacak.
Böyle bir noktaya gelinmesi, PKK’nin bugün yürüttüğü stratejinin de meyvelerini daha fazla toplamaya başlaması anlamına gelecektir. Bugün PKK’nin bölgede silahlı güç gölgesinde, hatta yer yer silahlı güç zoruyla dayattığı öz savunma ve özyönetimin demokratik meşruiyeti yok. Ama 1 Kasım sonrası Türkiyesi’nde yönetimin ve siyasal düzenin asgari demokratik meşruiyetinin de son derece tartışmalı olacağı bir ortamda, bu durum önemini kaybedecektir. Böyle bir gelişmenin, kendi yarattığı fiili durumun hem Kürtler arasında hem uluslararası planda meşru kabul edilmesinin koşullarını hazırladığını PKK çevresi düşünüyor olabilir.
Görüldüğü gibi 1 Kasım seçimlerine, farklı yöntem ve saiklerle de olsa, sonuçta fiili durumun meşruiyetini dayatmaya, bunu siyasal alana egemen kılmaya çalışan iki gücün ağır baskısı altında yaklaşıyoruz. Ve bu iki fiili durum stratejisi şimdilik karşılıklı olarak birbirini besler bir sarmal içinde çalışıyor. Bu sarmalı durduracak yegâne gelişme, Selahattin Demirtaş’ın defalarca vurguladığı gibi, önce PKK’nin ateşkes ilan etmesi ve Dolmabahçe’de hükümet ve HDP temsilcileri tarafından okunan bildiriler temelinde müzakerelere başlanmasıdır. “90’lara döndürmeyeceğiz, sizlere savaş yaptırtmayacağız!” çığlığı hepimizin sesi değil mi?
Demirtaş’la birlikte, HDP milletvekillerinin hemen hepsi bu çağrıyı ısrarla dile getiriyorlar. Fiili durum güçlerinin bizi sürüklediği girdabı etkisiz kılmanın, ülkemizin barış içinde beraberliğini sürdürmesinin belki son şansını temsil ediyorlar.  

Yazarın Son Yazıları

Hınç politikaları ve nihilizm

Hınç politikaları ve nihilizm

Devamını Oku
04.09.2018
Bir otokrat prototipi

Bir otokrat prototipi

Devamını Oku
01.09.2018
Kayırma ekonomisinin bedeli

Kayırma ekonomisinin bedeli

Devamını Oku
28.08.2018
Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği

Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği

Devamını Oku
25.08.2018
Trump ve yeni otoriterizm

Trump ve yeni otoriterizm

Devamını Oku
21.08.2018
Büyük kriz gözüktü

Büyük kriz gözüktü

Devamını Oku
14.08.2018
İş Allah’a kalınca....

İş Allah’a kalınca....

Devamını Oku
11.08.2018
Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme

Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme

Devamını Oku
07.08.2018
Yeni-patrimonyalizm üzerine

Yeni-patrimonyalizm üzerine

Devamını Oku
04.08.2018
Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm

Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm

Devamını Oku
14.07.2018
Erdoğanizm Türkiyesi

Erdoğanizm Türkiyesi

Devamını Oku
10.07.2018
Post-komünist otoriter kapitalizm

Post-komünist otoriter kapitalizm

Devamını Oku
07.07.2018
Otoriter kapitalizmin geleceği

Otoriter kapitalizmin geleceği

Devamını Oku
03.07.2018
Kindar nesil böyle yetiştirilir

Kindar nesil böyle yetiştirilir

Devamını Oku
30.06.2018
Durum budur…

Durum budur…

Devamını Oku
26.06.2018
Yarın ve ötesi

Yarın ve ötesi

Devamını Oku
23.06.2018
Paçalardan akan ne?

Paçalardan akan ne?

Devamını Oku
19.06.2018
Kibrin otokrat hali

Kibrin otokrat hali

Devamını Oku
16.06.2018
Siyasette yalan ve yanlış

Siyasette yalan ve yanlış

Devamını Oku
12.06.2018
Tayyip Erdoğan pişman mıdır?

Tayyip Erdoğan pişman mıdır?

Devamını Oku
05.06.2018
Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...

Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...

Devamını Oku
02.06.2018
Dindaş/ırktaş demokrasisi

Dindaş/ırktaş demokrasisi

Devamını Oku
29.05.2018
Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim

Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim

Devamını Oku
26.05.2018
Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek

Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek

Devamını Oku
22.05.2018
HDP’nin alacağı oyun önemi

HDP’nin alacağı oyun önemi

Devamını Oku
19.05.2018
AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı

AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı

Devamını Oku
15.05.2018
Enkaza işaret etmek yeterli değil

Enkaza işaret etmek yeterli değil

Devamını Oku
12.05.2018
Diktatörler seçimle gider mi?

Diktatörler seçimle gider mi?

Devamını Oku
08.05.2018
HDP kilit parti olabilir

HDP kilit parti olabilir

Devamını Oku
05.05.2018
Seçim öncesi 1 Mayıs

Seçim öncesi 1 Mayıs

Devamını Oku
01.05.2018
Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü

Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü

Devamını Oku
24.04.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı

Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı

Devamını Oku
21.04.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar

Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar

Devamını Oku
17.04.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron

Trump’ın kuyruğundaki Macron

Devamını Oku
15.04.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması

Fransa’da yeniden laiklik tartışması

Devamını Oku
14.04.2018
Satranççıya karşı tavlacı

Satranççıya karşı tavlacı

Devamını Oku
10.04.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları

Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları

Devamını Oku
07.04.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime

Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime

Devamını Oku
03.04.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?

Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?

Devamını Oku
31.03.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler

Irkçılığı besleyen yalan haberler

Devamını Oku
27.03.2018