Savaş, siyaseti rafa kaldırmaktır
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Savaş, siyaseti rafa kaldırmaktır

22.02.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Suriye savaşının sonuçları ortada. Dünyanın neredeyse tüm jeopolitik aktörleri bu savaşa vekâleten dahil oldu. Savaş çok can aldı, can yaktı. Milyonlarca Suriyeli yerinden, yurdundan edildi. Büyük çoğunluğu da Türkiye’ye geldi. Suriye savaşının insani faturasından kaçan emperyal güçler, bizdeki iktidarın yanlış Suriye siyaseti ve yanlış göç politikasından da yararlanarak kendilerini temize çekmeye çalıştı.

Suriye’de yürütülen vekâlet savaşında emperyal devletler Suriye devleti ve ordusuyla kendileri savaşmadı. Savaşı çeteler, terör örgütleri üzerinden yürüttüler. Silahlı grupları Suriye’ye taşıdılar ya da Suriye’deki grupları, örgütleri silahlandırdılar. Vekâlet savaşı böyle verildi.

Artık savaşın sonu göründü. Savaştaki cepheleşme ve güçler dengesi, başladığı gibi değil. ABD ve Batı bloku etkisinin yerini Rusya-İran hattı almış görünüyor. Böyle bir tabloda bizdeki iktidar da en sonunda Rusya ile yeni duruma göre uzlaşmak, anlaşmak durumunda kaldı.

Fakat şimdi sadece bizim açımızdan değil, Suriye savaşının seyri açısından da yeni bir durumla karşı karşıyayız. Doğrudan Türk ordusu ile Suriye ordusu arasında bir savaşın hazırlıkları yaşanıyor. İktidarın yanlış Suriye siyaseti, Suriye savaşı bitmek üzereyken askerimizi Suriye ve arkasındaki büyük blokla karşı karşıya getirmeye yöneliyor. İdlib’de yaşanan son gelişmeler ve gelen şehit haberleri bu açıdan okunmalı. Vekâlet savaşları bitmek üzereyken asalet savaşına geçiş için bu ısrar neden?

Hatırlayalım: İktidarın son üç yılda Suriye’ye dönük sınır ötesi operasyonlarla YPG’yi gerileterek terör koridorunu önleme hedefi iç kamuoyunda büyük oranda destek görmüştü. Ancak İdlib’e dönük askeri yığınağın ve Suriye, dolayısıyla Rusya ile savaş aşamasına gelmenin rasyonel hiçbir mazereti yok. Nitekim bu nedenle geçmiş operasyonlara destek veren siyasal kesimler ve halk arasında da bu konu giderek daha fazla sorgulanıyor. Savaş bitmek üzere; cihatçı çeteler ve terör gruplarının Suriye’de son kale haline getirdikleri İdlib’in Şam yönetimi tarafından kontrolünün sağlanması yönündeki çabalara cepheden karşı çıkış, Türkiye’nin hem Suriye’nin toprak bütünlüğü konusundaki söylemlerini boşa düşürüyor, hem de terör yapılarının hamisi suçlaması yönelten jeopolitik kuvvetlerin elini güçlendiriyor. Yanlış hesaplarla başlayan maceracı, Yeni Osmanlıcı Suriye siyaseti, hiçbir ders alınmadan sürdürülüyor.

Yeni göç dalgası mazeret değil

İdlib’den Türkiye’ye yönelecek yeni göç dalgasıyla toplumu korkutmak, tek mazeret olarak bunu sunmak da ikna etmiyor. Suriyeliler göç etmesin diye İdlib’de savaşa gireceksek, konu bu kadar önemli görülüyorsa, bu kadar esnek bir göç politikasıyla 4 milyona yakın Suriyelinin gelişine niye izin verildi? Özetle, içeride gevşeyen ittifakları ve tabanı bir arada tutmak için savaş ve milliyetçilik taktiğine başvurmaya çalışan, o arada “Amerika’yı Rusya’ya, Rusya’yı Amerika’ya kırdırırım” mantığıyla hareket eden, maceracı bir iktidar görüntüsünden fazlası yok karşımızda.

Oysa ülkeyi yönetenler, jeopolitik bloklar arasında bir oraya bir buraya kızgınlıkla savrulmak ve anlık kararlarla ülkeyi savaşa sürüklemek yerine, denge politikası izlemek zorunda. Bütün açıklamalarında “İdlib teröristlerin son kalesi, on binlerce cihatçı terörist orada” diyen ABD, şimdi Türkiye’nin Rusya ile ittifakını parçalamak adına bütün o “terörle mücadele” söylemlerini unutup AKP’nin İdlib politikasını destekliyor, sırtını sıvazlıyor. NATO fırsattan istifade propaganda savaşlarıyla iktidarın yanında olduğuna dair kampanya yürütüyor. Jeopolitik bloklar arası rekabetin üssü yapılmamızın faturasını ise Amerikancılar, Rusçular, NATO’cular, Yeni Osmanlıcılar, şucular veya bucular değil, cephedeki Türkiyeciler, Mehmetçik ödüyor. Ödemesin.

Silah ticaretinden en fazla kazanan, sınırımızda silahlandırdığı gruplara taşıdığı malzemenin sayısını unutan emperyalist devletler, şimdi Suriye’ye savaş için kışkırtıcılık yapıyor ve Türkiye’yi cepheye sürmek için cesaret veriyorsa; vakit o emperyalist projeleri boşa düşürmek; savaş, şiddet ve terör karşıtı bağımsızlık siyasetini adım adım inşa etmek, Türkiye’yi ABD ile Rusya arasında bir oraya bir buraya savuran pinpon çizgisinden uzaklaşmak, bölge merkezli ve dengeli dış politika inşa etmek vaktidir. Bu ise içeride huzur, barış ve demokrasi ile olur. “Yurtta barış, dünyada barış”, sıralama böyledir. Hiçbir sorunu zora, güce, silaha, savaşa dayanmadan çözemeyeceğini düşünmek, siyasi ve diplomatik araçların hiçbirini kullanmadan, en son başvurulacak araçlara ilk önce başvurmak, özünde siyaseti rafa kaldırmaktır. Türkiye’nin içeride de, dışarıda da yeniden siyasete, gerçekten siyasete ihtiyacı var.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021