Büyük oyunu bozan ittifaklar ve küçük oyunlar!

Büyük oyunu bozan ittifaklar ve küçük oyunlar!

29.11.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Politikacı ile seçmen arasındaki en önemli fark, politikacının tek bir oyun bile değerini bilmesi, seçmenin ise bilmemesidir:

Politikacı, kullanılan her bir tek oyun değerini bilir, çünkü o oyların toplamı ona “İKTİDAR” verir.

Seçmen, kullandığı oyun değerini bilmez, çünkü kendi tek bir oyunu “okyanusta bir damla” olarak görür, milyonlarca oya göre önemsiz ve hatta anlamsız olduğunu düşünür.

Sınıfsal gelişmesini tamamlayamamış toplumlarda, politikacı ile seçmen arasında önemli bir fark daha vardır:

Azgelişmiş veya gelişmekte olan toplumlarda, seçmen demokrasinin sonuçlarını algılayamamış, attığı oy ile başına gelenler arasındaki ilişkiyi kuramamıştır.

Örneğin çektiği geçim sıkıntısının, attığı oy ile seçtiği yöneticiler tarafından yaratıldığına dikkat etmez; sıkıntılarını “kader” diye kabullenir ve bunları ya Allah’tan bilir ya da kendi yetersizliğinden.

Buna karşılık politikacı, aldığı oy ile hem kendini hem ailesini ve çevresini zenginleştireceğini bilir, onun için canhıraş çalışır, her türlü taklayı atar!

Bu konuda ünlü tarihçi ve Ortadoğu uzmanı Bernard Lewis’in harika bir tespiti vardır:

“Amerika gibi gelişmiş ülkelerde zenginlik politikada başarıyı, Ortadoğu’daki ülkelerde ise politikadaki başarı zenginliği getirir” der!

*  *  *

Türkiye’deki “Büyük Oyun” tam da budur:

İktidar, seçmenin, “oy” ile “yoksulluk” arasındaki ilişki kurmasını, din/mezhep ve ırk/milliyet gibi kimlik değerleri üzerinden yaptığı manipülasyonlarla engeller...

“Vatan, Millet, Din, İman, Ezan, Kuran” söylemleriyle iktidarını sürdürürken, toplumu yoksullaştırır, kendisini ve yakınlarını zenginleştirir; bunun farkına varılmasını önlemek için de dini eğitim yapar, toplumu cahil bırakır.

“Büyük Oyun”un ikinci ayağı, muhalefeti parçalamak, yapacağı her ittifakı önlemek ve rakiplerini toplumun “kırılgan fay hatları” üzerinden zayıflatmaktır.

Nedir bu kırılgan fay hatları:

Türk-Kürt ayrımı...

Sünni-Alevi ayrımı...

(Dikkat “Dindar” değil) Dinci-Laik ayrımı...

İktidar bu “kırılgan fay hatlarını” sürekli kaşıyarak muhalefeti böler:

1) “Dindarlar laik olamaz”, “Laiklik dinsizliktir”, “Ya Müslümansın, ya laiksin”, “Devlet laik olur, birey laik olamaz” der.

2) PKK’nin varlığı, iktidar için büyük bir şans, Türk-Kürt ayrımının kaşınması için büyük bir fırsattır...

Sürekli olarak her iki taraftaki demokratik olmayan, “üstün ve ayrımcı milliyetçilik” duygularını destekler!

3) Mezhep ayrımını sürekli olarak gündemde tutar; seçimlere giderken birdenbire, mezhep çatışmaları körüklenir, bazı evlerin kapılarına çarpı işareti konulur.

*  *  *

Millet İttifakının Önemi:

Bu üç “kırılgan fay hattının” ortadan kaldırılması ancak muhalefet partileri arasında bunları aşacak ittifakların gerçekleştirilmesi ile olanaklıdır:

CHP ile İYİ Parti’in ana ekseni oluşturduğu “Millet İttifakı”, ırkçı/milliyetçi duyguları kaşıyan ve Türk-Kürt ayrımcılığını, muhalefeti bölmek için siyasete taşıyan iktidarın oyununu bozmuştur.

Onun için iktidar açıkça bu “İTTİFAKIN ZAYIFLAMASI, PARÇALANMASI ÇOK ÇOK ÖNEMLİ” demektedir.

*  *  *

Demokrasi İttifakının Önemi:

Kürtlerin sorunları da dahil olmak üzere, Türkiye’nin bütün sorunlarının sadece Demokratik Rejim içinde çözülebileceğini gören HDP, “Önce Demokrasi” anlayışı ile Demokratik Rejim’i çökerten iktidara karşı “Millet İttifakı”na, gayri resmi olarak, dışarıdan, hiçbir angajmana girmeden, Demokrasi adına, destek verince, “mukaddes kimlik duygularını manipüle eden” iktidarın çöküşü hızlanmıştır.

*  *  *

“Hızlanmıştır” dedim, çünkü iktidarın çöküşü, “Tek Kişi Yönetimi”ne geçildiğinde çoktan başlamıştı.

“Parlamenter Demokratik Rejim”in tahribi ve “Tek Kişi Rejimi”nin ilanı, bu çöküşü örtbas edip biraz zaman kazanmak için bulunmuş suni bir yöntemdi...

Ama zaten başarısız olan iktidarın çöküşünü hızlandırmaktan başka hiçbir işe yaramayacağı en baştan belliydi.

Bu nedenle iktidar “Büyük Oyun”un farkına varan muhalefet partilerini ve onların hem liderlerini hem de seçmenlerini yeniden manipüle etmek için “Küçük Oyunlara” başvuruyor:

CHP üzerinde “Bir Bardak Suda Koparılan Fırtına” bunun son örneğidir...

Arkadan başka oyunların da geleceği bellidir ama hiçbiri “Tek Kişi Yönetiminin” çöküşünü durduramayacaktır!

YAŞASIN DEMOKRATİK CUMHURİYET...

YAŞASIN DEMOKRATİK İTTİFAK!

Yazarın Son Yazıları

Geleceği biçimlendirebilmek

Şu ya da bu biçimde, bir toplumun başına geçen egemen, bir ilkel insansa geleceği kendi iktidarını sonsuza kadar uzatmak için biçimlendirmek ister.

Devamını Oku
09.10.2026
Çürüme, ahlak, umut ve direniş

Miguel Angel Asturias 1966’da Lenin Barış Ödülü, 1967’de Nobel Edebiyat Ödülü alan Guatemalalı bir yazar ve şairdir.

Devamını Oku
08.10.2026
Şahsım devleti: 3Y+3S

3Y: Yolsuzluk, Yoksulluk, Yasaklar.

Devamını Oku
06.10.2026
Siyaset ve Ezop’un dili 2

Cuma günkü yazımda bu masalın diktatörlere karşı “Ezop dili” adında bir eleştiri üslubu yarattığını belirtmiştim.

Devamını Oku
04.10.2026
Siyaset ve Ezop’un dili 1

Ezop, insanlık tarihinin en eski ve en etkili hikâye anlatıcılarından biri, bir şair ve bir düşünürdür (Filozof?).

Devamını Oku
02.10.2026
‘Ver yetkiyi gör etkiyi!’

“Ver yetkiyi, gör etkiyi”, AKP’nin 2018 seçimleri öncesinde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni överek seçmenlerden destek istediği ünlü bir siyasal slogandı.

Devamını Oku
01.10.2026
Denetçileri kim denetle(ye)miyor? (Tuz neden koktu?)

Vurgun bir günde gerçekleşmedi...

Devamını Oku
29.09.2026
İktidarın ‘3 y’ karnesi!

“3Y”; “Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar” olarak formüle edilen, siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunları vurgulayan bir simgedir!

Devamını Oku
27.09.2026
Topluma örnek olan siyaset nasıl yapılır?

Siyaset, bir topluma sadece iktidar ya da muhalefet olarak vaatlerle seslenmek değil, tutum ve davranışlarla, eylem ve söylemlerle, örnek olarak da yön verme sanatıdır.

Devamını Oku
25.09.2026
‘Şahsım devleti’nin çöküşü

AKP’li Tayyar’ın, AKP’li Cumhurbaşkanı’na önerisini, Zülâl Kalkandelen dün, irdeleyerek eleştirdi: Türkiye’nin niçin bu rejimle hiçbir sorunu çözemeyeceği ve daha da kötüye gideceği o yazıda anlatılıyor.

Devamını Oku
24.09.2026
İktidar ne yapar, ne yapamaz

Ekonomi ve maliye Demokratik bir siyasal iktidar, ülkenin tarımdaki, sanayideki ve hizmetlerdeki üretim kapasitesini ve üretim verimliliğini arttırır.

Devamını Oku
22.09.2026
Merdan Yanardağ'a oksimoron suçlama!

“Merdan Yanardağ Casustur” suçlaması, “Seçimsiz Demokrasi” ya da “Yumurtasız Omlet” gibi oksimoron bir ifadedir.

Devamını Oku
20.09.2026
Ne dediler ne yapıyorlar?

Şu anda yapılanlar; 1) Belirsizliklere ve eşitsizliklere yol açtığı belirtilen, PKK’li teröristler için çıkarılan “af yasası” niteliğindeki “infaz yasası”

Devamını Oku
18.09.2026
Seçimsiz demokrasi mi?

OKSİMORON, birbiriyle çelişen ve birlikte olabilmeleri olanaksız nitelik taşıyan, varlık, olay ya da olguların aynı anda var olmalarını ifade eden bir söylem türüdür!

Devamını Oku
17.09.2026
Kirli ittifaklar ve Üsküdarlılara övgü!

Konu artık medyaya da yansıdı...

Devamını Oku
15.09.2026
Ahlak üzerine iki felsefe sorusu

İnsanın da öteki hayvanlar gibi doğuştan, birtakım yönsemeleri, içgüdüleri vardır.

Devamını Oku
13.09.2026
Yahya Kemal

Yeni “transfer” dedikoduları da gündemdeyken Cumhuriyet’in dünkü haberine göre, Üsküdar Belediyesi’ne yapılan operasyonla birlikte, İstanbul’daki 15 ilçe belediye başkanı görevlerinden uzaklaştırılmış oldu ve 2024 yerel seçimlerinde CHP’ye verilen oyların tersine, yönetimleri İktidara devredilen ilçe belediyelerinde gasp edilmiş olan oy sayısı 1 milyon 382 bin 746’ya ulaştı.

Devamını Oku
11.09.2026
Siyasette ahlak ve namus

Ahlak ve Namus birbirine yakın ama aynı olmayan kavramlardır.

Devamını Oku
10.09.2026
Yahya Kemal’in ve benim Üsküdar’larımız!

(Sinem Dedetaş Ve Direnen Üsküdarlılar İçin)

Devamını Oku
08.09.2026
Seçilmişlerin transferleri, rejim ve anayasa suçudur! (16)

Cumhuriyet Rejimi’miz Anayasa’mızda, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır.

Devamını Oku
06.09.2026
‘Neyden kurtulduk?’ (15)

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Kurtuluş Savaşı” tanımına karşı bozuk bir Türkçeyle “Neyden kurtuluyoruz?” diye sormuş ve “Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” demişti.

Devamını Oku
04.09.2026
Emperyalizm ve padişah sömürür, Atatürk kurtarır (16)

Temmuz 2026’da yeni müfredat programı kapsamında “Kurtuluş Savaşı” yerine “Milli Mücadele” kavramının öne çıkarılmasıyla ilgili tartışmalarda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bozuk bir Türkçeyle, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” demişti.

Devamını Oku
03.09.2026
Tuğrul Türkeş Mehmet Uçum’u neden uyardı? (13)

Saray yönetimleri ne kadar uzarsa bireysel ve kurumsal yozlaşma ile “çevre” içindeki ve “çevreler” arasındaki uyumsuzluklar da o denli yoğunlaşır, keskinleşir ve yıkıcı olur.

Devamını Oku
01.09.2026
Emperyalizmle mücadele (12)

Bugün 30 Ağustos; 104 yıl önce Anadolu ve Trakya’da Emperyalizmin mağlup edilerek tarihin akışının değiştirildiği gün: Emperyalizmle gerçek mücadele, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı gibi gerektiğinde savaşla, gerektiğinde “Üniter ve Ulusal Cumhuriyet kurmakla” ama mutlaka “İç ve dış sömürüye karşı, Ulusal Bilinç’le” yapılır!

Devamını Oku
30.08.2026
Emperyalizmin çelişkisi ve bulduğu çözüm (11)

Ulus Devlet’ten “İyi Niyetli/İnsancıl (Benevolent) Monarşi”ye! Teknolojisi gelişmiş ülkeler, teknolojisi gelişmemiş ülkeleri güdümler ve sömürürler.

Devamını Oku
28.08.2026
Ahlaksız siyaset olmaz; olmamalı!

Bir iktidarın ilk ve en önemli görevi, toplumun ahlakını korumak ve yüceltmektir!

Devamını Oku
27.08.2026
‘Devlet aklı’ palavrası

“Devlet Aklı” mekanizması, tüm hızıyla çalışıyor...

Devamını Oku
25.08.2026
TC vatandaşları aptal değildir!

İnsanları ırklarına, milliyetlerine, dinlerine ve mezheplerine göre toptancı bir biçimde nitelemeyi sevmem; hatta bunu yapanları da eleştiririm.

Devamını Oku
23.08.2026
‘En kötü senaryo’ya doğru mu? (7)

Okurlar “Erdal İnönü’nün ‘Başbakanlığı yitirme bahasına Kürt Milletvekillerini Meclis’e taşıması?’ ne demek?” diye soruyorlar.

Devamını Oku
21.08.2026
‘Kürt sorunu’ nedir? (6)

Benim için “Kürt Sorunu” ve “Çözüm Süreci” sadece köşe yazarlığımın, siyasal/bürokratik hayatımın değil, akademik yaşamımın da ayrılmaz bir parçasıdır.

Devamını Oku
20.08.2026
Politikacı transferi, futbolcu transferine benzemez!

Gündemin birinci sırasındaki sorunlar birden fazla.

Devamını Oku
18.08.2026
‘Şahsım devleti’nin cetveli’ ile çizilen yasa

Herkesin bildiği ünlü bir özlü söz vardır: “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz” derler!

Devamını Oku
16.08.2026
Özgür Özel’in kaçırdığı büyük fırsat

Özgür Özel, 10 Ağustos 2026 “Çerçeve Yasa” oylamasında, bir “Milli Kahraman” olma fırsatını kaçırdı.

Devamını Oku
14.08.2026
Okurlar ‘yasa’ya öfkeli (2)

Salı günkü “Adını Siz Koyun” başlıklı yazımda sevgili ve değerli okurlarımdan, medyada “Çerçeve Yasası” denilen ve 10 Ağustos’ta TBMM’de kabul edilen yasa hakkında bundan sonra yazacağım yazımın başlığı ve/veya konusu hakkında öneriler istemiştim.

Devamını Oku
13.08.2026
Adını siz koyun

Ailem ile birlikte olmak için yazılarıma ara verdiğim dönemde, bir yandan uzmanların sosyal medya yorumlarını okurken, bir yandan da halkla iç içe, insanlarla sohbet ederek son olayları nasıl gördüklerini anlamaya çalıştım.

Devamını Oku
11.08.2026
Yeni Parti’nin şansı

Yeni Parti’nin en büyük BİRİNCİ şansı, halkın, milletin ya da seçmenin, yani ne derseniz deyin, TOPLUMUN bu rejimden ve bu rejimi kuran İktidardan bıkmış, usanmış olması ve İKİNCİ büyük şansı, muhalefeti en geniş tabanla temsil eden parti niteliği taşımasıdır...

Devamını Oku
26.07.2026
Bir vali, bir medya patronu ve yeni parti

Lozan’ın 103’üncü yıldönümünü kutlarken “ŞAHSIM DEVLETİ”, ülkede öyle bir rejim kurdu ki:

Devamını Oku
24.07.2026
13 maddede, toplumu istemediği yerlere götürmek?

İktidar, toplumla “zıtlaşmaya” devam ediyor...

Devamını Oku
23.07.2026
Petrol davası (3) Kimler yararlandı?

Üç gündür üst üste yazdığım, ülkemizin 1 milyar 471 milyon küsur ABD Doları cezaya çarptırıldığı davada elbette, Türkiye temyiz yoluna da gitmiş ama Temmuz 2026’da Paris Temyiz Mahkemesi Türkiye’nin itirazını reddedince ceza kesinleşmiş.

Devamını Oku
21.07.2026
Uyuşturucu ve yasadışı bahis batağında asıl senaryolar

Türkiye 15 Temmuz Cemaatçi Askeri Darbe Girişiminin siyasal sonucu olan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen ucube “Şahsım Devleti” rejimi ile hızlanan süreçler bağlamında, bir yandan uyuşturucu, öte yandan (sanki “yasa içi” bahis iyi bir şeymiş gibi) “yasadışı” bahis bataklıklarına saplanmış görünüyor.

Devamını Oku
19.07.2026