Erdal Sağlam

Büyüme tam gaz nereye?

27 Temmuz 2021 Salı

Dün gelen reel sektör güven endeksi ve kapasite kullanım oranları, ekonomideki büyümenin tam gaz devam ettiğini gösteriyor. Yılsonu için büyüme tahminleri yüzde 8’lere doğru revize edilirken bu kadar yüksek büyümenin yaratacağı olumsuz sonuçlar ise konuşulmuyor.

Piyasalardaki bayram rehavetinin devam ettiğini söyleyebiliriz. Bayram süresince dolar kuru 8.55 TL civarında seyrederken dün piyasalar açıldığında 8.60 TL’nin üzerine çıkıp tekrar geri döndüğünü gördük. Bu hafta FED’in toplantısı ve Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu açıklaması var. Bu toplantılardan önemli bir şey çıkmayacağını, dolayısıyla kurlardaki yatay seyrin devam etmesini bekleyen piyasa analistleri çoğunlukta.

Genel olarak ağustos ayının da piyasalar açısından sakin geçmesi beklenebilir. Ancak eylül ayıyla birlikte, belki sonlarına doğru, hem küresel gelişmeler hem de içeride yaşanacak olası gelişmelerin yeni piyasa hareketlerine gebe olduğu çoğu analist tarafından kabul ediliyor. 

Önümüzdeki dönem piyasayı etkileyecek unsurlar arasında yüksek büyümenin getireceği sonuçları da sayabiliriz. Tam açılmayla birlikte hizmetler sektörü ve turizmde yaşanan canlılık, piyasadaki olumlu seyrin devam edeceğini gösteriyor. Açıklanan son veriler büyüme oranlarında üçüncü çeyrek için de yüksek rakamlar beklenmesine yol açıyor. İhracatın yanı sıra iç talebin canlı seyrini koruması önümüzdeki dönem enflasyonla ilgili sıkıntıların büyüyeceğinin işareti. Bu arada kredilerde mayıs ayının ikinci yarısından itibaren görülen artışın iç talepteki canlılıkta önemli rol oynadığını göz ardı etmemek gerek.

Sonuç olarak yüksek büyümenin en önemli olumsuz etkisinin enflasyonda görüleceğini söyleyebiliriz. Yanı sıra bu yıl daralmaya başlayan cari açığın yeniden artış işaretleri verdiğini, yüksek büyümenin açığı artıracağını da söylemek gerekiyor. Tüm bu olası sonuçlar, özellikle önümüzdeki dönem TL’nin değeri açısından büyük endişe yaratıyor.

Kurların yeniden yükselmesi, hem Hazine’nin hem de özel sektörün borçlarını katlayarak artırma potansiyeline sahip. O nedenle kurlardaki yükselişin hem borçluluk açısından hem de bankaların ertelenmiş kredi sıkıntısını artırması nedeniyle zor günleri beraberinde getirmesi kaçınılmaz olabilir.

Kurlarda artış bekleniyor çünkü ekonomi yönetimi enflasyona karşı yeterince sıkı para politikası uygulamadığı gibi yanlış faiz anlayışını devam ettiriyor, tehlikeli olabilecek faiz indirimlerine gitmesinden korkuluyor. Bu arada ekonomi yönetiminin gündeminde, yüksek büyümeye rağmen, hâlâ kredileri yeniden önemli ölçüde artırma niyetinin bulunması, tedirginlikleri artırıyor. 

Kısacası; mevcut ekonomi yönetimi anlayışı nedeniyle, yüksek büyümenin neden olacağı yüksek enflasyon daha korkutucu bir sonuç olarak ortaya çıkıyor.

UYARILAR GELİYOR AMA...

Şu andaki verilerle, yani ilk iki çeyrek rakamlarına bakıldığında, bu yıl sonunda büyüme oranlarının yüzde 7.5 civarında olacağı hesaplanıyor. Bu yıl üçüncü ve dördüncü çeyreklerde 2020’ye kıyasla yatay bir seyir izlenmesi halinde bile bu rakamlara ulaşılacağı hesaplanıyor. Temmuz ayına ilişkin son veriler ise üçüncü çeyrekte büyümedeki artışın devam edeceğini gösteriyor.

Buna rağmen ekonomi yönetiminin gündeminde, 2020 yılındaki gibi kamu bankaları kanalıyla kredilerin yeniden canlandırılması niyeti bulunuyor. 

Bayram haftasında Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), mayıs ayının ikinci yarısından itibaren Türkiye’de yeni bir büyük kredi genişlemesinin işaretlerinin gelmeye başladığını, bunun devam etmesinin cari açık ve TL için olumsuz olacağını vurgulayan bir rapor yayımladı. 

“Türkiye’de bir diğer kredi genişlemesi” başlıklı raporda, “Ön veriler bir diğer büyük kredi genişlemesinin ilk belirtilerine işaret ediyor” denildi. Son yıllarda TL’deki değer kaybının temel nedeninin tekrarlanan kredi genişlemeleri olduğuna işaret eden IIF, kredi teşviklerinin ekonomik büyümeyle birlikte ithalatı ve cari açığı da artırdığını, cari açık artışının 2018 ve 2020’de TL’yi zayıflattığını hatırlattı. 

Dolar/TL için adil değer tahminini 2 Mayıs 2021’de 9.50’ye yükselttiklerini hatırlatan IIF, son dönemdeki kredi verilerinin, adil değer tahminini yükseltme kararlarının gerekçesini güçlendirdiğini öne sürdü. Mayısın ikinci yarısından itibaren TL cinsi kredilerde ciddi bir artış başladığını belirten IIF, bu son genişlemenin şimdiden 2019’un ilk çeyreğinde yerel seçim öncesi dönemdeki kredi genişlemesini aştığını ve 2020’deki çok büyük genişlemenin neredeyse yarısına ulaştığını belirtti.

Özetle; hesapsız, kalitesiz ve toplumsal kesimler arasında dengesiz dağılmasına rağmen, iktidarın klasik hale gelen “yüksek büyüme hırsı” devam ediyor. Ekonominin mevcut yapısında hesapsız büyümenin dengeleri bozup istikrarsızlığı artırdığı biline biline, yanlıştan vazgeçmeyen bir iktidara sahibiz. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları