Erdal Sağlam

Geç kalınıyor, güvensizlik artıyor, fatura büyüyor

28 Mart 2020 Cumartesi

Hem insani hem de ekonomik açıdan, salgının yarattığı sonuçlar artık somut olarak görülüyor. Bilimsel çevrelerin “gerekli birincil önlem” olarak gördüğü sokağa çıkma kararındaki gecikme, kötü yönetimin örneği olarak gösteriliyor. Bu kararın alınmamasında ekonomik faturanın daha da büyüyeceği kaygısının öne çıktığı bir gerçek. Ancak bunun yarattığı güvensizliğin, bizim gibi ülkelerde ekonomik faturanın katlanarak büyümesine yol açacağı unutulmamalı.

Sıkı sağlık tedbirleri ile vaka-ölüm sayıları ve ekonomik fatura arasındaki ilişkiye ait grafikler piyasada dolaşıyor. Özetle; sıkı tedbirler vaka-ölüm sayılarının kontrol edilmesini sağlıyor ama ekonomik faturayı büyütüyor, gevşek sağlık tedbirlerinde ise tersi oluyormuş. Karar alıcıların da bu grafiği göz önüne alarak tercihlerde bulundukları söyleniyor.

Bu grafikte ülke yönetimlerine olan güven, bence göz ardı edilmiş. Türkiye’de salgın öncesinde zaten ekonomi yönetimine olan güvenin pek kalmadığını herkes kabul ediyordu. Merkez Bankası’nın ihtiyat akçelerinin alınmasıyla, banka ve piyasalar üzerinde kurulan baskılarla yol alınmaya çalışılmasına rağmen ekonomik dengeler düzeltilemedi. Güvensizliğin boyutu zaten döviz tevdiat hesaplarının pik yapmasıyla ortaya çıkmıştı. Böyle bir ekonomik ortamda gelen salgının ekonomik etkilerinin azaltılması için alınan tedbirlerin yetersizliği de giderek çok geniş kesimlerde konuşulmaya başladı.

Kriz için alınan sağlık tedbirleri ve ekonomik önlemlerin yeterli olduğunu belirten iktidar, yine hamasete yüklenip “Yüzde 5’lik büyüme hedefimizden vazgeçmiyoruz”, “Türkiye bu krizden çok güçlü çıkacak” demeyi tercih etti. Gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koyan, şeffaf biçimde halkını bilgilendirip güven veren Merkel gibi ülke liderleri kriz yönetiminde öne çıkarken, bizde açıklanan vaka ve ölüm sayılarına bile artık güven kalmadı. 

Sağlık Bakanı, salgının ilk başladığı günlerde Bilim Kurulu oluşturup bunun kararlarını uygulamaya başlayınca, hükümetin genel algısından ayrışıp geniş kesimlere güven verebilmişti. Ancak gelinen noktada, “Bilim Kurulu’nun sokağa çıkma gibi kararları artık otoriteye kabul ettirilemiyor” noktasına gelip, duyumlar ile açıklanan rakamlar ayrıştıkça, olumlu algı değişmeye başladı.

Bence bu iki liderlik anlayışı arasındaki fark ve aşırı hamasetin gerçeklerle giderek çürümesi, yönetime olan güvensizliği daha da artıracak. Krizde alınan kararların yanı sıra, krizden çıkışta alınacak kararlar için de güven kalmıyor. Dolayısıyla ülke ekonomisine, hem içeride hem dışarıda olan güvensizlik arttıkça da ödenecek fatura kaçınılmaz olarak büyüyecek. Her zamanki gibi bu faturanın halka, özellikle dar gelirli kesimlere ödetileceği de unutulmamalı.

Ekonomide küçülme konuşulmaya başladı

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, geçen hafta, salgın nedeniyle 2020 küresel büyüme tahminini yüzde 2.6’dan eksi 0.5’e çekti. Türkiye’de de salgının turizmle bağlantılı sektörleri etkilemesi nedeniyle ekonominin bu yıl yüzde 1.4 küçüleceği, 2021’de ise yüzde 0.8 büyüyeceği tahmin edildi. Fitch Ratings Raporu’nda ise Türkiye’nin 2020’de 170 milyar dolar olan yüksek dış finansman ihtiyacının, zayıf para politikası kredibilitesi ve jeopolitik risklerle birlikte küresel piyasa algısındaki bozulmalara karşı kırılgan hale getirdiği ifade edildi. Notta, “Bu unsurlar 21 Şubat’ta teyit ettiğimiz BB- durağan notu üzerinde baskı oluşturuyor” denildi.

Özetle; Türkiye ekonomisinin durumu ve güvenilirliği zaten bozulmuştu, salgın nedeniyle durum daha kötü olabilir, ekonomi büyümez aksine küçülebilir ve dış finansmanda sıkıntı yaşanabilir, o nedenle yakında ülke puanını düşürebiliriz demek istiyorlar.

Salgın uzayıp gerekli kararlar geciktikçe bu tür açıklamaları çok duyacağız. Bunlarla birlikte mart ayıyla başlayıp bütçe açıklarının nasıl büyüdüğünü, borçlanmanın artmasını, kriz taleplerinin iyice artıp sürekli ek önlemlerin gündeme gelmesini, bankaların üzerindeki kredi ve faiz baskılarının nasıl artırıldığını, para basmak için şeffaf yollar yerine nasıl yeni dolambaçlı yolların denendiğini konuşacağız.

Bu anlayış değişmedikçe, güvensizliğin ve ödeteceği faturanın her geçen gün artması kaçınılmaz olacak. 


Yazarın Son Yazıları