Gülengül Altınsay

Mutsuzum

27 Temmuz 2017 Perşembe

Yüzümüz gülmüyor. Oysa ki tüm bir sezon boyunca Beşiktaş Vodafone’da maç izlemenin zevkine varmışım, dahası Beşiktaş taraftarının doldurduğu o capcanlı tribünleri izlemişim ve sonunda çocukluğumun aşkı Beşiktaş üst üste ikinci şampiyonluğunu kazanmış…
Ama şu günlerde bunlar da yetmiyor, yetmiyor…
Etrafınızdaki insanların mutsuz olması ülkenin giderek artan sorunları sizi de içinden çıkılmaz bir girdaba sürüklüyor. Hani bazı insanlar vardır Dünya yıkılsa umurlarında değildir; bir yolunu bulur kendi hayatlarını yaşamayı başarırlar. Öyle insanlardan biri de olmadığıma göre ne yaparsam yapayım, nereye gidersem gideyim başkalarının mutsuzluğu beni de etkiliyor.
Özellikle de kendi vatanımda. Zaten her olumlu ya da olumsuz olay her duyarlı insanı etkilemez mi?
Beni de etkiliyor.
Hele şu günlerde gazeteci arkadaşlarımızın tutuklu yargılanmaları; eşlerinden, çocuklarından, yakınlarından uzak sırf yazdıkları çizdikleri için yargılanmaları vicdanı olan her insanı etkiler. Ne var ki hiçbir şey baki değil.
Ve her inişin bir çıkışı vardır.
Verilen her demokratik mücadelenin de bize kazandırdıkları. Hiçbir mücadele sonuçsuz kalmaz. Tarih eninde sonunda gerçekleri yazar. Yazar da kılını kıpırdatmadan olayları seyredenler büyük bedeller ödenerek kazanılan hakları sanki gökten gelmiş gibi kullanmaktan hiç sıkılmazlar.
Oysa ki adalet ve özgürlük bir gün herkese lazım olur.

Çark dönüyor
Psikolojimin böyle olduğu bir günde Beşiktaş’ın transfer dönemini değerlendirmem ne derece objektif olur bilemiyorum.
Ve zaten beklenmedik bir durum da yok ortada. Kiralık futbolcularının, yaşlı ama şöhretli oyuncularının bedellerini ödeme zamanı şimdi. Bunlara bir de transfer çarkının dönmesinden nemalananları ekleyin.
Marcelo’nun satılmasına çok üzüldüm mesela. Son şampiyonluğun en önemli futbolcularındandı. Beşiktaş onunla ilk kez savunmada daha güvenliydi. Dahası Marcelo ile ataklarını savunmadan başlatarak etkili oluyordu Siyah-Beyazlılar. Bir önceki yıl Beşiktaş şampiyonluğu Atiba-Oğuzhan- Sosa orta alanı ve Gomez’in bitiriciliğiyle alırken geçtiğimiz sezon Fabri-Marcelo-Adriano ve Gökhan Gönül’den oluşan savunmasının akıllı çıkışlarıyla aldı. Savunmada başrol de Marcelo’ya aitti. Onu satarak transfer parası elde etmek büyük bir risk. Çünkü Pepe ismine rağmen takıma nasıl uyum sağlayacak belli değil henüz. Ve Beşiktaş’ın Gomez gibi akıllı ve yetenekli bir son vurucusu da yok hâlâ. Bu arada Aboubakar defteri kapanmadan; Aboubakar’ın içeride ve dışarıda sorumsuzca aldığı kırmızı kartlarla takımı nasıl zor durumda bıraktığını da unutmamak gerek.
Başkan Fikret Orman “Üç haftamız daha var sezonun başlamasına” diyor ama bunun takıma uyumu, ülkeye uyumu filan var. Lig başlayacak, ilk on birde oynayacak golcün yok, kanat oyuncun yok, stoperin yok.
Ama böylesine sorunlu futbol ortamında iki sene üst üste şampiyon olan üstelik güzel futbolla bunu kazanan Beşiktaş olunca yine de biraz bekleyelim ve görelim derim.  


Yazarın Son Yazıları

Futbol hırsızları 26 Kasım 2020
İki farklı Beşiktaş 22 Kasım 2020
Sol bek çok 12 Kasım 2020
Hüsran 7 Kasım 2020
Koptuk düşüyoruz 30 Ekim 2020
Luce laneti mi? 23 Ekim 2020
Bir tek Rıdvan 5 Ekim 2020
Van der Sar ne bilir? 24 Eylül 2020
Puan futbolu 17 Eylül 2020
Kolay başlangıç 14 Eylül 2020
Messi de gelse 11 Eylül 2020
Bile bile Paok 4 Eylül 2020
‘Paradan kıymetli’ 23 Ağustos 2020