Sosyal Demokratların Keşif Merakı

14 Şubat 2016 Pazar

İkinci “istikşafi” görüşmeler dönemine girmiş bulunuyoruz. Bu kez görüşmelerin konusu anayasa yapımıdır. Daha doğrusu çoktan ilan edilmiş, uygulamaya konulmuş “Başkanlık Rejimi”nin “kitabına uydurulması” meselesi etrafında artık 40 gün mü, 50 gün mü bilinmez “keşiflerde” bulunulacak, muhalefet partileri de “biz elimizden geleni yaptık, işte uyuşmaya, uzlaşmaya yanaşmayan iktidar partisidir” deme politik başarısı ile Meclis’teki muhalefet sıralarına döneceklerdir.

***

Ama bu arada atı alanın Üsküdar sırtlarında göründüğü anlaşılacaktır. Oldu Meclis kararıyla, olmadı “zor oyunu bozar” yöntemiyle çalışan Cumhurbaşkanı eliyle referandum gündeme gelecek, bir ihtimal muhalefet partileri yeni bir “istikşafi” görüşme talebinde bulunacak, yapıcı muhalefetlerini Üsküdar ötesine doğru taşıyabileceklerdir. Anayasanın “değişmez maddeleri” üzerine tartışmalar ise olası referandumların garnitürü haline gelecek, muhalefetin kahramanca direnişine rağmen “ne demek değişmez, her şey değişir” “devrimci” görüşü liberallerin alkışları arasında kabul görecektir.

***

Ama kim bilir belki de muhalefet partilerinin kendilerine göre planları vardır. Belki de CHP tarihsel olarak haklılığını kayda geçirmek, ne kadar iyi muhalefet yaptığını, ne kadar uzlaşmacı olduğunu göstermek istiyordur. Belki de büyük devletlerin reel politikalarının anlamını kavramaya çalışmanın gereksizliğine inanmaktadır. Somut durumun somut tahliline girişmenin parti yönetimini boşu boşuna yoracağını anlamak az iş midir? AKP’nin terör tanımı ile hareket etmeyi esas almak kolay mı? Suriye’deki laik seküler Kürtlerle, AKP’nin müttefiki Sünni Barzani arasında ne fark vardır ve varsa da bize nedir ki örneğin!

***

Evet galiba sorun da bu “bize ne”de gizli. Dış politikanın, iktidar jargonuyla “milli”, muhalefetin “devrimci” jargonuyla “ulusal” bir konu olduğu, insan hakları meselesinden soyutlanmış “terörle mücadele”nin de aynı şekilde “milli ya da ulusal” olduğunu kabul etmek, ona göre davranmak, kadim devlet anlayışı iliklerine işlemiş, sosyal demokratlığı sonradan keşfetmiş “devlet partisi”ne yakışır.

***

CHP’nin Avrupa’daki benzerleri gibi liberalizmin etkisinde olduğu günümüzün bir gerçeği. Ama bizim gibi çelişkilerin keskin olduğu ülkelerde bu hastalıkla mücadele etmek mümkündür. Bunun çaresi, önkoşulu sosyal demokratların parti içinde ya da dışındaki sola kulak vermeleridir. Liberalizm zehrinden kurtulmanın başka bir yolu yoktur. Liberalizmin kavramlarını kullanarak, AKP’ye liberaller tarafından ödünç verilmiş “fikirlere” kapılarak, rejim kavgası yürütülemez.

***

Başa dönelim; anayasa tartışmalarında girilen kulvar, Cumhurbaşkanı’nın öngördüğü sonuca endekslidir. Ne kadar erken terk edilirse memleket için o kadar hayırlı olacaktır. Ama rota değişikliği aynı zamanda terör konusunda da, dış politikada da sallantılı görüşlerden kurtulmayı, “devlet partisi” olmaktan vazgeçmeyi, iktidar tarafından kavramlaştırılmış “ümmetçi yani milli ya da milliyetçi yani sözde ulusal” politikaları, liberaller tarafından ısıtılan, Kürtlere de tavsiye edilen başkanlık rejimi tartışmasını reddetmeyi gerektiriyor.
Umut azdır, Anayasa Komisyonu’ndaki tutum sosyal demokratların ne yönde yürüyeceklerini gösterecektir.  


Yazarın Son Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018
Burjuvazi Mon Amour! 29 Ağustos 2018
Haftanın Dökümü 27 Ağustos 2018
Hep Biz mi Ödeyeceğiz? 26 Ağustos 2018
Unutma Yarın Cumartesi 24 Ağustos 2018
Geleceği Kurtarmak 22 Ağustos 2018
Gazetecilik ölüyor mu? 17 Ağustos 2018
Kim Kriz İster? 15 Ağustos 2018