Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

30.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır. Bir sözle, bir kumpasla ya da provokatif bir davranışla başlayabilir. Çünkü savaşın hamurunda yeterince önyargı, nefret ve şiddet vardır. Barış ise zariftir ve kırılgandır. Varlığı samimiyet ister, empati ister, emek ister. Eğer barış, süregelen bir kavganın ardından öngörülmüşse sözcüleri de bu oluşuma uygun kişiler olmalıdır.

Ülkemizde “barış” iddialı yeni açılım süreci bu açıdan dahi bazı kuşkular barındırıyor. Süreci başlatan kişi, Kürt düşmanlığından beslenerek siyaset yapan MHP’nin genel başkanı Devlet Bahçeli’dir. Sürecin muhatabı ise Türkler açısından nefret objesine dönüşmüş PKK’nin lideri Abdullah Öcalan’dır. Her iki aktör de barış yapacak halklar arasında duygudaşlık yaratacak bir geçmişe sahip değildir. DEM Parti ise ne yazık ki bu süreçte yalnızca aracı konumundadır.

Sürecin garantörü ise daha önce kendisinin başlattığı açılımı çıkarlarına uygun sonuçlar yaratmadığı için yerle bir eden AKP iktidarıdır. Yalnızca temsilcilerin kimliği değil, ülkenin siyasal iklimi de barış çağrılarına uygun değildir.

PKK üzerinden “barış” çabaları sürerken, AKP iktidarı en güçlü rakibi olan CHP’ye savaş açmıştır. Hukukun üstün olmadığı, demokratik ilişkilerin ise yok sayıldığı bir ülkede hangi olumlu girişim sağlıklı yürütülebilir ve halkın buna inanması sağlanabilir?

TOM BARRACK’IN SÖZLERİ

Geldiğimiz noktada bir soluk alalım ve ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın sözlerine kulak verelim. Kendisi diplomat olmadığı için paldır küldür konuşuyor ve ne var ne yok ortaya döküyor. Bir konuşmasında ülkemize Osmanlı dönemindeki milletler esasını önerdi ve ulus devlet olmaktan vazgeçmemizi istedi. Sözlerinin devamında ise bu bölgedeki tüm ulus devletlerin İsrail için bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan Kürtlerin, Türklerin ve Arapların ülkemizin kurucu unsurları olduklarını açıkladı.

Bu noktada Suriye’ye bakalım. Bilindiği gibi Suriye’deki yapısal değişim iktidar tarafından “Türkiye’nin zaferi” olarak ilan edildi ama yaşanılan olaylar “zaferin” ABD- İsrail ikilisine ait olduğunu gösteriyor. Bunun da odağında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara görünüyor olsa da gerçek odak PYD- YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokrasi Güçleri’dir. Bu yapı ABD ve İsrail tarafından desteklenmektedir. Bu durumda ne ABD ne İsrail bu ilişkiye kem gözle bakmamızı istemez.

Sonuç olarak bu durum sınır ötesi hareketlerimizin de sonu demektir. Bu koşullara göre farklı bir pozisyon alamayız. Ancak Suriye’ye ve el Nusra cephesine çok yatırım yaptık, eğittik, donattık ve maaşlar ödedik. Tüm bunların eşliğinde yeni bir stratejiye gereksinimimiz olduğu son derece açık. Ne var ki bu tür süreçler sanılandan daha karmaşıktır. Ancak bazı varsayımlardan ve olasılıklardan söz edebiliriz.

Varsayımların ışığında görünen o ki Abdullah Öcalan’a gerekli itibar sağlanacak ve umut hakkı üzerinden kendisine özgürlük verilecek. Çünkü Abdullah Öcalan’ın Mazlum Abdi’yi etkileyecek ve yönetebilecek az sayıdaki kişiden biri olduğu varsayılıyor. Bu nedenle Amerika, Suriye’nin yeni yapılanmasında Abdullah Öcalan’a bir rol vermek isteyebilir. Sonuçta Öcalan’ı bize ABD verdi. İhtiyacı olunca geri istemesinden daha doğal ne olabilir?

AMAÇ GERÇEKTEN BARIŞ MI?

AKP iktidarının hesapları için belki de en doğru olan şey bu gelişmelerden yararlanmaya çalışmasıdır.

Barış üzerine yazı yazıp, barıştan bu kadar uzak bir yazıya her zaman rastlayamazsınız. Ama en az kusur, bu satırların yazarına aittir. Çünkü bu girişiminin asıl amacı barış olsaydı, uzun yıllardan beri hapis yatan ve kesinleşmiş AİHM kararlarına karşın cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmesi ile işe başlanırdı.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Irak’ta ve Suriye’de yaşananlardan sonra Türkiye için olası tehlikeleri görmemiz gerekir. Yapmamız gereken en önemli şey ülkemizin üniter yapısını korumaya çalışmak olmalıdır. Bu nedenle sorunlarımızı emperyalizmin amaçlarına göre değil, ülkemizin ve insanlarımızın çıkarlarına göre çözmeliyiz. Siyasi hesaplar üzerinden değil insani hesaplar üzerinden yola çıkmalıyız. Öncelikle birileri arada olmaksızın konuşmaya başlamalıyız. Dayatmacı anlayış ve tavırlardan vazgeçmeliyiz. Eğer hepimiz karşımızdakinin hassasiyetine değer verir ve saygı duyarsak bunu başarabiliriz. Geleceğimiz de budur. Çıkış yolumuz da budur.

Eski Bursa Barosu Başkanı Av. Ekrem Demiröz

İlgili Konular: #pkk

Yazarın Son Yazıları

Medeni Kanun’a bakış... - Mehmet Emin Elmacı

Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılındayız.

Devamını Oku
26.03.2026
Savaş ve ekonomi - Aydın Öncel

İkinci Dünya Savaşı’nda, fabrikaları devletin yönetimine alarak güdümlü bir ekonomi modeli uygulamak zorunda kalan vahşi kapitalizmin kalesi ABD ancak Hollywood platolarında zafer kazanabildiği Vietnam savaşının yarattığı bunalımı henüz atlatmaya çalışırken karşılaştığı “1973 büyük petrol krizi” ile bir kez daha sarsılmıştı.

Devamını Oku
25.03.2026
Şevket Süreyya Aydemir’i anarken - Remzi Koçöz

Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir.

Devamını Oku
25.03.2026
Gençlerimizin spordan kopuşu... - Demirhan Şerefhan

Türkiye’de çocuklarımızın spora başlaması zor değil; asıl zor olan devam ettirebilmek.

Devamını Oku
25.03.2026
Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026