Meriç Velidedeoğlu

‘Megalo İdea’ ve ‘Avrupa Birliği’

10 Temmuz 2015 Cuma

Yunan” halkı, ülkesinde olup-bitenler karşısında günlerdir “Bizi kobay yaptılar!” diye haykırıyor... Yaşadıklarına ne denli üzünülse de, üzülsek de, bunun yerinde bir “tanı” (teşhis) olduğunu söylemekten insan kendini alamıyor; ayrıca bu “söylem”, komşunun yıllarca önce “de” aynı duruma nasıl düşürüldüğünü de anımsatıyor.
Yine “Kierkegaard”ın, “Hayatı ileriye dönük yaşar, geriye dönüp anlarızdeyişi doğrultusuna “1918”lere uzanırsak; “Birinci Dünya Savaşı”ndan yengiyle çıkan Müttefikler (İngiltere, Fransa, Almanya), yenilenlerden biri olan “Osmanlı Devleti”nin Sultanı Vahdettin’in sarayı önüne demirleyen “55 parçalık” deniz filosuna “Yunanistan”ı da kattıkları görülür. (13.11.1918)
Bu tarih Yunan halkının “Megalo İdea”sının, “Büyük Yunanistan Düşü”nün ilk adımlarından biri olduğu bilinir; bunu düzenleyenin de -yukarıda sözü edilen- “üçlü”nün lideri olan İngiltere’nin Başbakanı “Lloyd George”dir.
Kuşkusuz bu güç gösterisinin arkası da gelecektir; ilkin “Müttefik”ler, “İstanbul”u işgal ederler (16.3.1919), ardından “15 Mayıs”ta Yunan ordusu “İzmir”e çıkartılır; karaya çıkan askerlerden daha çoktur İngiltere’nin limana yığdığı savaş araç ve gereçleri...
Anadolu’nun içerlerine doğru “Yunan” kuvvetlerinin nasıl ilerleyeceği “de”, İngiliz General “Milne” tarafından en ince ayrıntılara dek düzenlenir...
“Osmanlı Devleti”yle yapılacak barış antlaşmasının -“Sevr”- “temeli” de, bunu görüşmek için toplandıkları “San Remo”da, “Lloyd George” tarafından şöyle açıklanacaktır: “Osmanlı’nın mirasçısı Yunanistan”dır!” (21.4.1920)
Bu “Pohpohlama”ya, “Afyon”a doğru ilerlemekte olan Yunan askerleri: “Zito Georgisi! Zito Georgisi!” (Yaşa-Lloyd- Jorj) haykırışıyla yanıt verirler... Ne var ki, “İnönü” de “Türk Ordusu” karşısında “Yunan kuvvetleri”nin hızla geri çekilmesi üzerine “Lloyd George” tarafsızlığa bürünüp Yunan ordusu için, “Bırakalım sonuna dek savaşsınlar!” der...
Bir ara Yunanlılar “Kütahya ve Eskişehir”i ele geçirince “Lloyd George” yeniden keyiflenir, öyle keyiflenir ki şunu: “Yunanlılar artık Sevr ile yetinemezler, daha geniş çapta tatmin edilmeleri lazım!” diyerek vurgulamaktan kendini alamaz.
Böylece koltuklanan Yunan ordusu, “Ankara’ya! Ankara’ya!” çığlıklarıyla ilerlerken “Sakarya”da inanılmaz bir yenilgiye uğrar; “Lloyd George” yine kızıp küplere biner; Yunan kuvvetlerinin “Eskişehir- Afyon” hattında kalmasını buyurur; “Boğaz”larla ilgili isteklerinin yerine getirilmesi için “yine” Yunan ordusunu araya sokar ki, bunu sezinleyen dönemin “Yunanistan Başbakanı Gunaris, “Bizi nasıl da Anadoluya ittiler!” diyecektir.
Ama ünlü tarihsel “itiraf” ise, “Lozan”daki “barış” görüşmeleri sırasında “Yunan Başdelegesi Venizelos”tan gelir; şunu söyler: “Müttefik Devletler’den üçü, Yunanistan’ın Küçük Asyada savaşa girmeye çağırmıştı. (...) Yunanistan için askeri üslerinden yüzlerce kilometre uzağında Anadolu’nun içinde savaşı sürdürmek ‘budalalık’ olmuştur!”
“Emperyalizm”in her türlü yöntemi hiç çekinmeden kullandığını; yüceltip el üstünde tuttuğunu “çıkar” söz konusu olunca nasıl acımasızca çiğnediğini, Yunanistan geç de olsa anladığını ortaya koymuştu...
Ne var ki, hemen hemen “yüz yıl” sonra -bütün dünyanın gözleri önünde- aynı oyun “Yunanistan” için yine sahnelenecektir; kuşkusuz “kullanılma” yolları, nedenleri, konular ve ötekiler ne denli değişmiş olsa da...
Demek ki, “komşu” yine pohpohlanacak, koltuklanıp “tepeler”e çıkartılacak, bir süre sonra da “başaşağı” bırakıverilecek...
Bu sürecin daha “1970”lerde başladığı öne sürülüyor; o yıllarda Yunanistan “AB” üyeliği için başvurduğunda, “Almanya” komşunun -özellikle ekonomi bakımındanhenüz “hazır” olmadığını iler sürer.
Ne var ki “Fransa” hemen bu karara karşı gelir; “Antik çağ”ın Yunan düşünürleri ortaya sürülür; Fransa Devlet Başkanı “V.G.d’ Bataing”: Eflatun’un yüzüne kapıyı kapatamayız!” der.(*)
İşte şimdi bu “kapı”, paldır küldür kapatılmak isteniyor.
“AB” ve “dünya” finans kaynaklarından su gibi akıtılanlarla, bir “ithalat ve tüketim cenneti”ne dönüştürülüp “borç batağı”na sürüklenen Yunanistan’dan şimdi acı acı şikâyetler edilmeye başlandı; yine “başaşağı” edildi; o inanılmaz miktardaki dolarları, Avro’ları verirken Yunan halkının hiç sözü edilmeyen ünlü “siesta”sı, bugün ise dillerden düşmüyor...
Günümüzde, “IMF”den “borç” alan iki ülkeden birinin “Zimbabve”, ötekinin de “Yunanistan” olduğunun altı çiziliyor...
Böylece “emperyalizm”in “emperyalizm”, “emperyalist”in de “emperyalist” olduğu bir kez daha tarihsel boyutta ortaya konmuş olmuyor mu?
Değerli dostlar, yarın “Beşiktaş”tayız! “Eylem” sürüyor; öyle değil mi?

(*) N. Cerrahoğlu, Cumhuriyet (4.7.2015)  


Yazarın Son Yazıları

‘Kıht-ı Rical’ 23 Ekim 2020
‘Quo vadis?’ 16 Ekim 2020
‘Torpil’ 18 Eylül 2020
İlahiyatçı ne diyor? 11 Eylül 2020
Yine mi? 4 Eylül 2020
‘Ağustos’ ayı 28 Ağustos 2020
‘Mecelle’ 14 Ağustos 2020
Lozan’dan Lozan’a! 7 Ağustos 2020