Meriç Velidedeoğlu

‘Para, para etmedi!’ demişti

29 Ocak 2016 Cuma

Geçen pazar günü yapılan iki cenaze töreni ülke çapında gündemimizdeydi; iş dünyasından “Mustafa Koç” ile siyaset dünyasından “Kamer Genç”i son yolculuğuna uğurladık.
Bir gün önce de, “1923 Atatürk Devrimi”nin getirdiği “Anadolu Aydınlanması”nı sahiplenen, yazın alanında da bu yolda ürünler veren, dilbilimci, öğretim üyesi “Tahsin Yücel” Hocamızı uğurlamıştık o kaçınılmaz yolculuğa.
Bu üç insanımızın uğurlanış törenlerinin görüntüleri, yansımaları, Türkiye’nin bir bakıma dört dörtlük bir fotoğrafını oluşturdu.
Cumartesi günü toprağa verdiğimiz “Prof. Dr. Tahsin Yücel”, “dil bilinci”nin, “dil” olgusunun bilimsel açıdan ele alınmasıyla sağlanacağını vurgulayarak “Türk Dil Devrimi”ni yürekten desteklemişti.
Dilini bu denli kucaklamış bir yazın (edebiyat) insanımızın yazdığı roman ve öyküler de pek çok ödül almış, ayrıca gerek Fransızcadan dilimize gerekse Türkçeden Fransızcaya yaptığı çeviri çalışmalarıyla da çok başarılı ürünler vermişti.
Nokta nokta değinmelerle andığımız “Tahsin Yücel”e onca “TV” kanalından kaçı yer vermişti ekranlarında? Ya da haber dışında ekranına taşıyan var mıydı?
Aynı hafta perşembe günü de iş dünyasının önde gelenlerinden olan “Mustafa Koç”u kaybettiğimizde tüm ülke olarak çok üzüldük, kabullenmede zorlandık.
Yalnızca iş dünyası ile değil belki de daha çok toplumun soluk alıp verdiği türlü alanlarla, konularla ilgilenen, dağarcığında bunlara bolca yer veren bu genç insan, Tanrı’nın günü “TVler de boy göstermezdi; oysa dört gün boyunca neredeyse tüm kanalların ekranında saatlerce yer aldı; değişik kanallarda onu izlerken, acaba bu ölçüsüz görünüm, gösteri, onu üzer miydi diye düşünmeden duramadım; ayrıca dede “Vehbi Koç”u da anımsadım.
Havaalanlarında, “Hıfzı Veldet” Hoca ile birlikte sık sık karşılaşırdık “Vehbi Koç”la; “1920”lerin Ankara Lisesi’nin (Mektebi Sultaniyesi) bu iki öğrencisinin ileride, “Türkiye Cumhuriyeti”nin iki ünlü yurttaşı olacağını kuşkusuz kimse kestiremezdi; ne ki hangi alanlarda uğraşı verecekleri o lise yıllarında belli olacaktı.
“V. Koç” her gün okuldan sonra, babasının Samanpazarı’ndaki dükkânına gider, girişteki terazinin başına geçip müşteri bekler, buyur eder; ileride iş dünyasının “1” numaralısı olacağının göstergesi...
Yaşça daha küçük olan “Hıfzı Veldet” de hem okur, hem de yeni açılan Meclis’te çalışır; daha sonraları da “Cumhuriyet”in kurucusu “Yunus Nadi”nin “Yeni Gün” gazetesinde; bu arada da açılan “Y. Hukuk Mektebi”nin ilk öğrencilerinden olur ki, bu da geleceğin “Ord. Prof. Dr. H.V. Velidedeoğlu”nun ilk adımını oluşturacaktır.
Bu iki arkadaşın konuşmalarını keyifle izlerdim hep; yine bir gün “Velidedeoğlu”, Ankara’da yoğun kalabalıklara seslenmiş, ardından İstanbul’a dönmek için “Esenboğa Havaalanı”ndaydık; “V. Koç” da oradaydı, az ilerimizde; o yıllarda uçak koltukları numaralı değildi, kimi zorluklar yaşanabiliyordu; uçağa gidiş kapısının açılmasını beklerken, bir görevli geldi bizi uçağa aldı; az sonra da tüm yolcular bindi; hostes gerilerde kalan “Vehbi Bey”i, kendisine ayırdığımız koltuğa buyur etti; geldi, oturmadan önce de “Velidedeoğlu”na dönüp gülerek: “Gördün mü Hıfzı!” dedi, ardından: “Para, para etmiyor!” diye de ekledi...
Kısa süre önce torun “Ali Koç” da, “Gerçek sorun kapitalizmdir!” (15.11.2015) dememiş miydi?
“Mustafa Koç”a “son” görev, binlerce yurttaşın oluşturduğu katılımla yerine getirilirken; aynı saatlerde, siyaset dünyamızın en renkli kişilerinden olan, her söylediğinin
kimi zaman çok eleştirilse de arkasında dimdik duran, siyasette “yalan  dolan”la ilişki kurmayan eski Tunceli Milletvekili Kamer Genç” için de “Kartal Cemevi”nde çok yoğun kadın ve erkekyurttaşların katıldığı tören yapılıyordu.
Kamer Genç’in Türk bayrağına sarılı tabutu son dönemlerde yer yer Türk bayrağı yerine başka bir bayrağı dalgalandırmak isteyenlerin de olduğu memleketi Tunceli’de toprağa verilmek üzere uğurlandı; üçü de ışıklar içinde olsun!
Değerli dostlar, bu üç törenin günümüzdeki Türkiye’nin bir görüntüsünün fotoğrafını oluşturduğuna bilmem katılıyor musunuz?
Bugün Silivri’ye gitmek için Cumhuriyet’in bahçesinde olalım (saat 11.00), cumartesi günü Beşiktaş’ta.


Yazarın Son Yazıları

‘Kıht-ı Rical’ 23 Ekim 2020
‘Quo vadis?’ 16 Ekim 2020
‘Torpil’ 18 Eylül 2020
İlahiyatçı ne diyor? 11 Eylül 2020
Yine mi? 4 Eylül 2020
‘Ağustos’ ayı 28 Ağustos 2020
‘Mecelle’ 14 Ağustos 2020
Lozan’dan Lozan’a! 7 Ağustos 2020