Podemos için gerçek saati

28 Mayıs 2015 Perşembe

Podemos lideri Pablo Iglesias’ı, bu kış Madrid’de ilk kez gördüm. Partisinin ekonomi programını tanıtan bir basın toplantısı yapmıştı. At kuyruklu popüler siyasetçiyi tanımak için fırsattır deyip gittim. Salon doluydu. Kendime zor yer buldum ve siyasetçiyi beklerken “El Pais” muhabiri
ile sohbete tutuştum.
İspanyol meslektaşım, Iglesias’ın İspanya’nın son yıllardaki en karizmatik siyasetçisi olduğunu söyledi.
Buna karşılık ben ’80’li yıllarda Madrid’de yaşadığımı, dönemin karizma abidesi sosyalist Gonzalez’i tanıdığımı; şimdi “solun yükselen lideri” gözüyle bakılan Iglesias’ta aynı “aura”yı görmediğimi belirtince “El Pais” muhabiri şunu belirtti:

Dijital karizma
“Bu farklı bir karizma. Iglesias’ın karizması dijital ve medyatik. Medyayı iyi kullanıyor. TV’de ‘La Tuerka’ adında bir programı var. Orada iletişimciliği göz dolduruyor. Iglesias’ı kamuoyunda meşhur eden zaten ‘La Tuerka’ oldu.”
“Modern zamanlar karizması” böyle.. çok farklı. “Şeytan tüyü” denen çekicilik yerine “twitter” takipçilerinin sayısıyla ölçülüyor.
36 yaşındaki Podemos lideri tam bir “twitter kuşağı” fenomeni.
Podemos’un itici gücünü birebir o takipçiler ve Iglesias’ta kendilerini bulan gençler oluşturuyor.
 
Kuşak faktörü
Podemos ve Iglesias’ın çıkışında bu nedenle kuşak faktörü çok önemli.
Her şeyden önce Podemos, İspanya’nın Gezi’si “Puerta del Sol” hareketinden çıkan bir parti. Bu hareketin tabanında da ekonomik kriz mağduru gençler var.
İspanya genelinde yüzde 24 olan işsizlik, gençlerde yüzde 50. Genç nüfus mevcut siyaset ve siyasetçilerin bir gelecek vaat etmediğini görüyor.
Geleneksel siyaset ve politikacılara bu yüzden sırt çeviriyor; yurttaş hareketinden beslenen, sistemi sorgulayan partilere yöneliyor; yolsuzlukrüşvete batan siyasetçileri affetmiyor ve öfkelerini gündeme taşıyan, yeni kan getirecek lider istiyorlar.
Iglesias’ın etkileyici yükselişinde tüm bu unsurların rolü var. Geçen Mayıs’taki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sandıkta ilk kez sınanan parti, daha ilk seçimden yüzde 8’le çıkmış ve fenomen olmuştu.
Gazete okurlarının henüz daha tam tanımadığı; o dönemde birbirlerine “Bunlar kim?” diye sorduğu dönemde alınan sonuç; başarı efsanesi olmuştu. Benim İspanya’da olduğum Noel arifesinden sonra parti, kamuoyu yoklamalarında ilk sıraya dek tırmanmıştı.
Bu beş ay öncesi yoklamalarıyla karşılaştırıldığında, Podemos’un pazar günkü yerel seçimlerde aldığı başarı, görece...
 
Anahtar parti
Belediyeler için oylamaya kendi logosuyla katılmadığı ve yerel listelerde diğer sol akımlarla beraber adaylara destek verdiği için; belediye düzeyinde oy yüzdelerinden söz etmek mümkün değil.
Barselona Belediye Başkanı Ada Colau buna tipik örnek.
Colau, yeşillerden komünistlere, Podemos’a uzanan sol bir platformla seçime girdi.
Colau’nun zaferinde Podemos’un desteği belirleyici olmakla beraber, bir yüzde ifade edilmiyor.
Buna karşın yerel hükümetlerde Podemos’un yüzde 10 aldığı biliniyor.
Her durumda Podemos, yerel ittifaklar için “anahtar parti” olarak öne çıkıyor.
Podemos’un zaferi, son kertede “anahtar parti” olmasından kaynaklanıyor.
Beri yandan ilk yorumlarda söylendiği üzere İspanya’da belirgin bir sola kayış söz konusu değil.
Sağ iktidar partisi evet, ağır darbe aldı.
Ama solsağ yelpazedeki partilerin toplam oyları hesaplandığında, İspanyol seçmenlerin ortadan ikiye bölündükleri görülüyor.
Bu durumda asıl bahis kasımdaki genel seçimlerde oynanacak.
O ana dek Podemos’un yerel yönetimlerde gösterdiği performans, partinin İspanyol siyasetinde kalıcılığını belirleyecek.
Podemos’un gerçek saati o zaman çalacak.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020