Türkiye bir 4 yılı daha çıkartabilir mi?

11 Ağustos 2015 Salı

Erken seçiminin anlamı ne Türkiye için? Tamam, Cumhurbaşkanı için biliyoruz. Yine tüm Türkiye üzerinde tek adam vesayeti.
Ve savaş politikası; zora girince Amerikan güdümüne giriş, Suriye milletine düşmanlık... Dış politik iflaslar ve bunların yol açtığı büyük ekonomik kayıplar: Savaş öncesinde Suriye ile dış ticaretimiz 1.2 milyarı bulmuştu. 4 yıl ile çarpar ve bu ticarette gelişen artışı da hesap ederseniz, en az 10 milyarlık kayıp. Mısır ile gelişen ticarete büyük darbe...
Her şeyi para ile ölçmeye bayılıyoruz. Parçalanmış ve mutsuzluklar diyarı bir Suriye’de bu iktidarın büyük payını hangi ölçeğe vurup da, ayrıca ek olarak 200 bin insanın öldürülmesinin hesabını kitabını çıkartacağız.
Emperyalistler, Irak’ı, Libya’yı parçalayıp yok etti; başımıza IŞİD belasını sardı. Biz de Suriye’de benzeri görevi yerine getirdik.
RTE tek başına yeniden iktidar olma hayalleri kurarak Türkiye’yi “Devlet Partisi” kafasından yönetmeyi sürdürmek istiyor: Anayasa üzerinde, yasalar üzerinde; yargı, ekonomi, patronlar, ihaleler, üzerinde tek adam vesayeti.
Yeni erken seçimlerden sonra, RTE’nin aniden gökyüzünden aşağı beyaz pelerinli demokrat olarak ineceğini sanan var mı?
O, “bizim ana derdimiz İslam, İslam, İslam” tekerlemesi ardında, dün ne yaptıysa yarın da daha güçlü olarak İslam ülkelerinde asla görülemeyecek İslami demokrasi uydurma ucubesinin çarklarını sıkılaştırarak sürdürecek... Yani siyasi İslami faşizme doğru kervanları düzmeye devam. Ülke giderek geri dönülmez bir noktaya daha çok yakınlaştırılacak.

Küresel iflas riski
Bugün Türkiye’yi getirdikleri nokta, ekonomik iflasın eşiğidir. Türkiye’yi “küresel iflas riski” içindeki 10 ülke arasına soktular (Pelin Ünker’in haberi, Cumhuriyet).
Hukuk ve yargıda keyfiyet devam: Medya, işadamı üzerindeki baskı ve siyasal yargılamalar aynen...
Sokaklar ve meydanlar üzerindeki polis-devlet terörü, aynen devam...
Kamplaşma aynen devam. Sünni çoğunluğun dini dayatmaları, Aleviler üzerindeki baskı...
Yalana dolana devam. İktidarın ihalelerle, arazi ve kamu peşkeşleriyle besleyip büyüttüğü havuz medyasının, gazetecilik dışında tüm siyasi faaliyeti artarak sürecek demektir; bütün düzenbazlıklar, düzmecelikler, muhalefetin ipini çekmek için yeniden sahneye konacak demektir.
Türkiye, atomize olmayı sürdürecek demektir, bu kez daha alt birimlere inecek düşmanlık. Kürt politikası oyunu yeniden başlayacak. Ya savaş ya parçalanma, kapıda...

***

Cumhurbaşkanı iktidarı uğruna ülkeyi sonu belli bir geleceğe sürüyor. Bu ne iktidar tutkunluğu, düşkünlüğüdür ki, benden sonra tufanı gündeme getiriyor. Yolsuzlukta ülke sınıf düşer, demokraside durmadan sınıf düşer, medya özgürlüğünde düşer baba düşer, kadınlar durmadan öldürülür, anayasal-yurttaşlık hak ve özgürlükleri durmadan çiğnenir, tüm uluslararası göstergelerde geriler...
Ekonomi büyümez, yatırımlar durur, yabancı yatırımcı alır dolarlarını gider. 20 milyona yakın yoksula yükseliriz... İşsizler, genç işsizler artar... Refah bir azınlığın tekeline girer. Dolar milyarderi durmadan artar...
Ama “ülkede her şey güllük gülistanlık, demokrasi getirdik” palavraları baş köşelere kurulur.

O var, kimse yok
RTE, şimdi de üç döneme katılanları siyasete döndürecek, erken seçim baskısıyla. Davutoğlu sıkışmış, boyun eğecek. Aklı başında kimse kalmamış gibi iktidar tarafında, herkes AKP = RTE demektir dayatmasını kabul etmiş... Onu sürebildikleri kadar tek adamlığa sürüyorlar. Ne denge var ne fren...
Koalisyon mu dediniz? RTE’nin asla iktidarı paylaşmaz karakterini, politikasını bilmiyor musunuz?
O var, kimse yok...
Kimselerin olacağı zaman da, o olmayacak. Erken seçim şiddetle böyle bir sonuç üretebilir.
Bu kez ipler değil, Türkiye gerilip incelip duracak gibi.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları