Heykeldeki Atatürk'ü görebilmek
Sunay Akın
Son Köşe Yazıları

Heykeldeki Atatürk'ü görebilmek

17.11.2008 07:32
Güncellenme:
Takip Et:

Mustafa Kemal Atatürkün hayatımıza kazandırdığı sayısız güzelliklerden, yaşama sevincinden biri de heykel sanatıdır!.. Atatürkün yaşadığı yıllarda heykeli dikilmiş midir? Atatürk ve heykel konusunda öncelikle bilmemiz gereken, Özgürlük Çocuğunun ilk heykelinin hangi yılda, hangi heykeltıraş tarafından yapıldığı ve özellikle de nereye konulduğudur!?.

İtalyan heykeltıraş Kanonikanın eseri olan ve her biri Cumhuriyet tarihimizin birer belleğini oluşturan heykeller elbet de vardır. Lakin, Atatürkün ilk heykelleri onun tarafından yapılmamıştır. Bu onur, Avusturyalı heykeltıraş Krippele aittir. 1924 yılında yapılan bu eser, İstanbulda, Sarayburnunda durmaktadır. Yani, ilk Mustafa Kemal heykeli çaresizlik içinde kokuşmuş saraya ve onun bel bağladığı Avrupa ülkelerine sırt çevirmiş, Anadoluya bakmaktadır!.. Bu duruş, uygarlık denilen satranç oyununda son derece güçlü ve büyük bir taşın duruşudur. Sömürgeciliğin, işgalciliğin hangi güçle mat edildiğinin anlatımıdır. Yine görmesini bilene büyük bir hamleyi işaret etmektedir. Atatürkün ilk heykelinin Sarayburnuna konulduğu ve sırtının nereye, yüzünün hangi yöne dönük olduğunu bilmemek ya da bu duruşu rastlantı sanmak, bakıp da görememek, toplumun içinden çıkılamayacak bir kör kuyuya sürüklendiğinin kanıtıdır.

O Krippeldir ki, Ankara, Ulus Meydanındaki Zafer Anıtının da sanatçısıdır. 1927 yılında oraya konulan bu heykelin de müthiş bir öyküsü vardır: Krippel, heykeli meydana yerleştirdiğinde büyük, hem de çok büyük bir hata fark edilir!.. Sanatçının, at üstündeki Atatürkün iki yanına koyduğu askerler Türk askerleri değildir!.. Kurtuluş savaşı sırasında askerlerimizin miğferleri olmadığı gibi, üniformaları da farklıydı. Krippelin anıtındaki heykeller adeta birer Alman askerine benzemektedir!.. Açılış töreninden önce bu büyük gafı görenler, artık geri dönüşü olmayan bir yola girildiğinden çaresiz kalırlar. Çünkü, heykel meydana dikilmiş ve açılışa da çok az bir süre kalmıştır

Herkes Atatürke bakmaktadır merakla!.. Acaba, heykeldeki hatayı fark edecek mi, görürse ne yapacak, diye bir telaş, bir merak kalplerde serçe kuşu gibi çırpınırken, Atatürk, Krippelin yanına gider, sanatçıya elini uzatır ve şunları söyler: Sizi tebrik ederim beyefendi. Mehmetçiği hep görmek istediğim çağdaş, modern kıyafetler içinde yapmışsınız!!!...

İtalyan sanatçı Kanonikanın İstanbul, Taksim Meydanındaki Cumhuriyet Anıtıyla ilgili pek çok haber, yazı okumuşsunuzdur. Bunlar arasında ilk aklıma gelen, anıttaki iki Rus devlet adamının varlığıdır. Bu tür haberler çeşitli yayınlarda Cumhuriyet Anıtının Sırrı başlığıyla yer almıştır. Oysa, burada da büyük bir körlük vardır!.. Bunca yıldır, kimsenin görmediği bir eksiklik herkesin gözü önündedir!..

Cumhuriyet Anıtı’nın sırrı

Cumhuriyet Anıtının, bayrak tutan iki askerin bulunduğu cephelerinde, askerlerin ayaklarının hemen dibinde iki tane büyük su yalağı, daha doğrusu kocaman kurnalar bulunmaktadır. Bu kurnaların üstünde de, içlerine suların akacağı, sanki muslukları takılmamış iki delik vardır. O kurnaların orada ne işi vardır?.. Atlar su içsin diye mi konuldular oraya?.

Taksim, İstanbulun sularının dağıtıldığı, yani taksim edildiği bir semttir. Kanonika, yapacağı anıtın kentin su tarihinde önemli bir yere sahip olan Taksime konulacağını biliyordu. Bu yüzden, anıtı çember şeklinde bir havuz içinde düşünmüştür; sular deliklerden kurnalara akacak ve sonra da havuza taşacaktır. Ne var ki, bu gerçekleşmemiştir. Farkında mısınız, ne anlatıyorum sizlere?.. Cumhuriyetimizin adını taşıyan bir anıt yıllardır tamamlanmamış, eksik bırakılmış bir şekilde herkesin gözü önünde duruyor ama bu sırrı kimse görmüyor?.. Bunca zamandır, anma günlerinde onca protokol anıta çelenk koyuyor da, kimse Kurnaların burada ne işi ola ki? sorusunu sormuyor?

Taksimdeki Cumhuriyet Anıtıyla ilgili anlatacağım daha çok öykü var Onları da ilerleyen haftalara bırakalım ve bir duyuru yapalım: Sunay Bey Tarihi adlı oyunumu 19 Kasım Çarşamba günü, saat 21.00de, Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde oynuyorum. Bakmakla görmek arasındaki perdeyi kaldırmak isteyenlere duyurulur

Yazarın Son Yazıları

Denize demokrasi mayası çalalım...

Denize demokrasi mayası çalalım...

Devamını Oku
06.02.2017
Atatürk'ün çocukluğunu anlamak

Deniz yolculuklarında, vapurların güverteleri oyun alanlarına dönüşür. Güneşli havalarda güvertede halka atılır, satranç ya da seksek oynanır. Dalgalar arasında salınan bir gemide salıncağa binmenin tadı ise apayrıdır.

Devamını Oku
08.11.2009
Hüzünlü bir sonbahar anısı

İlkokul bahçesinden tüm mahalleye yayılan yanık yaprak kokusu... Sonbahar bu parfümünü sürerek girer hayatımıza... İşin içinde biraz da naftalin kokusu vardır... Kısa pantolonlar, yazlıklar gardıroba kaldırılır, sabah uyanıldığında yolum deniz kıyısına düşerse pişman olmayayım, düşüncesiyle içe mayo giyilmez...

Devamını Oku
18.10.2009
Adnan Menderes: İdam sehpasındaki kaleci...

Yuri Gagarin'in, uzaya çıktığı 12 nisan 1961 günü, bir adam, karısına yazdığı mektuptaki sözcükleri saymaktadır... Elli sözcük, evet, mektupta sadece elli sözcük kullanmasına izin vardır!.. Sözcükleri sayar... Elliyi biraz geçmiştir!..

Devamını Oku
09.08.2009
New York ve Maçka...

Devamını Oku
09.02.2009
Che, Baykam ve 11 Eylül...

Devamını Oku
26.01.2009
Ayışığı altında Afrika

Devamını Oku
19.01.2009
Van Gogh ve Cemal Süreya

Devamını Oku
12.01.2009
Astronot Barbie olmasaydı

Devamını Oku
05.01.2009
Verdi bana kalemini...

Devamını Oku
29.12.2008
Bu bir futbol yazısıdır

Devamını Oku
22.12.2008
Son Ada ve Issız Adam

Devamını Oku
15.12.2008
Balıkçı iskemlesini de alarak...

Devamını Oku
08.12.2008
Heykeldeki Atatürk'ü görebilmek

Devamını Oku
17.11.2008
Dağlarca Çamlıca Tepesi'nde

Devamını Oku
10.11.2008
Dünya kadar büyük bir gün

Devamını Oku
27.10.2008
Resim sanatının 'hal'i...

Devamını Oku
20.10.2008
Fareler ve İnsanlar!..

Devamını Oku
06.10.2008
Ramazan ve edebiyat...

Devamını Oku
07.09.2008
Karpuz satarak okumak

Devamını Oku
01.09.2008
40 Yıl Önceki Kehanet!...

Devamını Oku
15.08.2008