Kıyamet Trump’etleri
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Kıyamet Trump’etleri

16.11.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Antropolog Peter Worsley’in Okyanusya’daki Melanezya yerlilerinin Beyaz istilası karşısında “Kargo Kültleri” başlığı altında toplanan kıyametçi (“milenaryan”) kurtuluş beklentilerini ele aldığı çığır açıcı kitabı (1957), “The Trumpet Shall Sound” başlığını taşır.
Yani, “Trompet, çalacak”…
Burada kastedilen “trompet”, Yahudi-Hıristiyan geleneğinde kıyamet günü üst üste duyulacağına inanılan boru olup bunun İslâm’daki karşılığı, Melek İsrâfil’in üfleyeceği, boynuzdan yapılmış “Sûr”dur. İsrâfil bu uzun boruyu iki defa üfleyecek, birincide yeryüzündeki bütün canlılar ölecek, ikinci üflemede bütün canlılar tekrar dirilecekler ve ahiret hayatı başlayacaktır.

***

ABD’de Donald Trump’un beklenmedik zaferinin ardından günlerdir siyaset bilimcilerden ekonomistlere, uluslararası ilişkiler alanında uzman stratejistlerden Amerikan toplumunun nabzını iyi tutan gazetecilere kadar pek çok kişi değerlendirmeleriyle karşımıza çıkmakta.
Onların görüş ve yorumlarını kendi antropolojik süzgecimden geçirirken Trump soyadının Worsley’in başlığındaki “Trumpet”i çağrıştırmasına engel olamıyorum.
Ve bu çağrışımın anlamsız olmadığını da düşünüyorum!..

***

Trump, dünyamızda hanidir fantezileriyle olduğu kadar gerçekliğiyle de bize kendisini duyumsatan bir “küresel kıyamet” halinin ABD’deki karşılığı olarak zuhur etmiş gibi görünüyor bana.
Bunu söylerken teolojik yahut dünyanın sonuyla ilgili tasavvur ve kehanetleri içeren “eskatolojik” bir perspektiften hareket etmiyorum. Sosyolojik-antropolojik bir motivasyonla söylüyorum bunu.
Trump’ı bir politik figür olarak en çok ayırt eden husus, onun “fantastik”liği…
1950’lerden başlayarak on yıllardır tele-dijital görsel kültürle seyir rehaveti içinde uyuşmuş ve hareketsizleşmiş, fakat bunun yanı sıra hâlihazırda muazzam bir gelecek kaygısına da sahip ABD halkına…
Tüm bu eylemsizlik hali içinde, yani kendi kaderini tayin edecek bir mücadeleye atılma zahmetine katlanmaksızın, muazzam bir görsel performans da sergileyerek kurtuluş vaadinde bulundu o.
Worsley’in kitabında “pasifist milenaryanizm” diye ayırt edilen tarzda bir çağrıyla yaklaştı yani…

***

2000’li yılların başından itibaren…
Ütopyalara elveda, “distopya”lara merhaba dediğimiz bir dünyada…
Hemen her yerde kendisini gösteren bir huzursuzluk halinin…
“Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete” haletiruhiyesinin…
Küresel sistemin baş aktörü ABD’de sadece (en gözdesi “The Walking Dead” olan) fantastik-korku dizileriyle sınırlı bir karşılık bulması tabii ki beklenemezdi.
Trump, bu halin reel-politik karşılığı olarak sökün etti.

***

Ütopyaların revaçta olduğu 1960’lı, 70’li ve biraz da 80’li yıllar, bir “Soğuk Savaş” iklimi havaya hâkim olsa bile yine de gelecekten umutlu, herkesin daha iyi ve mutlu olabileceği bir dünya hayalinin mevcudiyetiyle muteberdi.
Bugünün “distopik” dünyası ise daha iyi, mutlu ve güzel günlere umudun tükendiği, sadece bozulma, çürüme ve topluca yok oluştan ibaret bir gelecek beklentisi içindeki insanlık halimizin karşılığı.
Doğal çevre üzerinde artan insan nüfus baskısı, küresel sistemin doymak bilmez kâr hırsı içinde hâlâ bir sihirli (aslında zehirli) sözcük saydığı “büyüme”de ısrarı ve bunların ikisinin bileşkesi, bir insan-işi felaket olarak karşımızdaki iklim değişimi…
Suriye iç savaşından IŞİD’e, Putin’den Trump’a, PEGİDA’dan Marine Le Pen’e, İslamofobi’den İslamofaşizm’e kadar her tarafta “apokaliptik” bir politik sertleşmeyi karşımıza çıkaran maddi dinamikler bunlar.

***

En karakteristik örnek olan IŞİD’i alalım: Hem Batı’nın manevi boşluk ve yoksunluk içindeki, hem de Batı-dışı dünyaların maddi boşluk ve yoksunluk içindeki çocuklarında mevcut nihilizmi cihatçı bir kıyametçiliğe (“Mehdicilik”) kanalize ederek çekim merkezi oldu o…
Buna karşılık Batı’da, Papalık başta olmak üzere IŞİD gerçeğini “Armageddon”, yani kutsal kitaplarda kıyamete yakın gerçekleşecek “Büyük Savaş” beklentisiyle ilişkili açıklama girişimleri de madalyonun öbür yüzü olarak düşünülebilir.
IŞİD’e göre dünya, kıyametin eşiğinde bile değil, içinde. O yüzden “Cennet”e şimdiden (“canlı bomba” olarak) yol tutmak, onun militanlarına zor görünmüyor.
Fakat dünyanın kıyametin eşiğinde değil, artık içinde olduğunu bir inancın fanatik neferleri kadar bilimin sakin ve soğukkanlı pratisyenlerinden de duymaktayız bugün!..

***

İki yıl önce “NatGeo-Türkiye” kanalında çok çarpıcı, o ölçüde de ürkütücü bir dizi-belgesel izledik: “İklim Değişikliği ve Biz.”
IŞİD’i doğuran Suriye iç savaşının bir sorumlusu olarak önceki yıllardaki kuraklığa dikkat çeken dizi de bu kuraklığa yol açmış iklim değişiminin hâlihazırda dünyanın her yerinde etkili olduğunu vurgularken “Kıyamet koptu ve biz onu çoktan yaşamaya başladık” diyordu.
Aynı belgeselde ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice, Ortadoğu başta olmak üzere dünyadaki çatışmaların ve tabii bu çatışmaların talep ettiği otoriteryanizm ve ona uyarlı liderliklerin altındaki baskı unsurları arasında şunları sıralamaktaydı: Kuraklık, sel, besin yetersizliği, su yetersizliği…
Bunların hepsinin kökü, küresel iklim değişimine dayanıyor.
Onun dibini kazıyınca da küresel-kapitalist bir arzu, erek ve hırsla yeryüzünün “kanser hücresi” haline gelmiş insan çıkıyor!..

***

Demek ki elbirliğiyle üretip içinde yaşar olduğumuz bir “kıyamet”teyiz.
Suriye ve Irak’ta IŞİD, Rusya’da Putin, şimdi ABD’de Trump, yarın Fransa’da Le Pen ve sonra diğerleri… Hepsi bu kıyamet halinin, haletiruhiyesinin farklı yerlerde, bölgelerde, kültürlerde, oralara özgü olarak önünü açtığı karakterler.
Türkiye’deki karşılığı mı?.. Artık o kadarını da siz bilin, siz söyleyin!
Arife tarif gerekmez!..  

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018