Kozmik takvim
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Kozmik takvim

16.04.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Adını artık kimsenin anmadığı çileli yazar Mahmut Yesari’nin ‘Bahçemde Bir Gül Açtı’ romanı, su sineklerinin sadece bir tek gün yaşadıklarını söyleyerek biter.
Su sinekleri bir tek gün yaşarlar, kelebekler ise altı, yahut en fazla on gün... Bizimkine oranla ne kadar kısa bir yaşam değil mi?
Kaplumbağalara, kargalara, fillere, timsahlara göre bizim yaşama sürecimiz de bir hayli minüsküldür. Dişini sıkıp yüz yaşını geçmiş kaç insan vardır ki dünyada... Alt tarafı bilemediniz otuz bin gün ya yaşıyor, ya yaşamıyoruz... Nedir ki otuz bin gün?.. Saat hesabına vurursanız da yedi yüz bin saat...
Bir de kozmik takvim var.
‘Büyük bum’ denilen ve evrenin oluşumunu sağlayan dev patlamanın başlangıç olarak alındığı kozmik takvim...
‘Büyük bum’dan günümüze kadar geçmiş olan on beş milyar yıl, kozmik takvimde bir tek yıl sayılmaktadır.
Kozmik takvimde bir tek gün, kırk milyon yıla eşittir. Bir dakika ise otuz bin yıla...
İnsanın dünyada ortaya çıkmasından bu yana geçtiği sanılan iki milyon yıl, kozmik takvimde bir saat bir çeyrek olarak değerlenmektedir.
Kozmik takvime göre İsa’nın doğuşundan bu yana da sadece dört saniye geçmiştir.
Günlük yaşamın sıkıntılarından bunaldığınız anlarda, bizim yerel takvimin bücürlüğünü kozmik takvimle bir kıyaslayıverin...
Ve düşünün ki kozmik takvimin ölçülerine göre bir saniyenin ancak altıda biri kadar, yani ancak on salise yaşıyorsunuz...

Uykuda gördüğünüz en uzun düşlerin de uzunluğu daha fazla değildir.
Ve kozmik takvime göre tüm yaşamınız, uykudaki bir tek düşünüz kadardır. Üstelik yaşamınız dahi belki bir başka düştür.
Kozmosla daha çok özdeşleştiğimiz zaman, ola ki bizim mahut takvimin yerini de kozmik takvim alacaktır...
O evreye geldiğimizde:
‘- Bizim evlilik üçüncü salisesine girdi’ diyeceğiz...
Öğretmenler ortaçağın iki saniye sürdüğünü anlatacaklar.
Belki yaşamımız da bir hayli uzayıp beş yüz yıla yani bir saniyeye çıkacak.
Dört milyar yıl, yani kozmik takvimle üç ay yaşayabilseydik, otuz bin yıl gerçekten bir tek dakika gibi gelecekti bize... Bunu şimdilik kıvıramayacağımıza göre kozmosun ölçülerine oranla on salise yaşasak da bu bize hep seksen yıl gözükecek...
Ve eksi sonsuzla artı sonsuz, bizim bulunduğumuz sıfır noktasına göre daima eksi ve artı sayılacak...”

***

Çetin Altan bu yazıyı, aynı başlık altında 20 Ekim 1981’de yazmış. Onun “Şeytanın Gör Dediği” köşesinden o yıllarda habire keserek saman kâğıtlar üzerine yapıştırıp sonra da ciltlettiğim yazılarından kendi ürettiğim kitabın sayfaları arasında bulup tekrar okuma ihtiyacı duydum bugün...
Malûm, Referandumla yatıp kalktığımız ve bir “Evet-Hayır” kıskacına toplumca sıkıştırıldığımız bir zaman kesitindeyiz.
Ve referandumun ister “evet”, ister “hayır” densin, her halükârda herkesçe bir şekilde “milat” addedildiği kesit bu.
Hepimize öyle ya da böyle yeni bir geleceğin biçileceği ileri sürülen “hayati” bir kesit...
Elbette bugün propaganda yapmak yasak ve o yüzden günü referanduma ram olmuş vaziyette geçiriyor olsak da içimizden geçenleri artık söyleyemiyoruz.
Ancak sanırım şu kadarını söylemenin propagandif bir yanı yoktur:
Referandumun sonucu ne olursa olsun, “Cumhuriyet” ailesi olarak bizim için kısa vadede “siyaseten” çok fazla değişen bir şey olmayacak gibi görünüyor. Şu an özgürlüklerinden yoksun (en son eklenen Yavuz Yapışkan ve Yusuf Emre İper’le birlikte) 13 arkadaşımızın durumu ortada...
O yüzden uzak, en uzak vadeye sığınıyorum ve sizi de oraya sığınmaya davet ediyorum: “Kozmik takvim”e vurulduğunda bugün yaşadıklarımızın, yaşamak zorunda bırakıldıklarımızın büyük usta Çetin Altan’ın deyişiyle ne kadar “minüskül” (çok çok küçük) olduğunu düşünmeye çalışın!..
Ve asıl hakikatimizin, “eksi-sonsuz”la “artı-sonsuz” arasındaki gerçek varlık noktamızın sadece ve sadece o “düşünme” edimi olduğunu hatırlatın kendinize...
Bakın Çetin Usta nasıl bitiriyor yazısını: “İnsan düşüncesi neden kozmik takvimle uğraşma gereğini duyuyor sorusuna gelince...
Kozmosla ‘düşünce’ arasında bir yakınlık bulunduğu için olmalı.
On saliselik yaşamlardan ve bir saat bir çeyreklik bir varoluş sürecinden böylesine bir ‘düşünce’ mucizesi çıkması, ‘düşünce’nin kendisini dahi ürpertmektedir...”

***

Eğer bugün, haftalardır kim ne şekilde üzerinize gelmiş olursa olsun, sandığa gidip vicdanla bilincin ikiz kardeşliğinden çıkan “düşünce”nizi işlerliğe sokarak hayata geçirdiyseniz, yeter...
Kozmik takvimde kalıcı bir “salise” oldunuz demektir!..

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018